Sözcü Haber |
- Rus turistler Türkiye’ye yöneliyor
- ABD’nin amacı IŞİD’i yok etmek değil
- ABD tarihinin en uzun işgali
- MGK, Atatürk’süz toplandı
- Kürdistan hayallerini hayata geçiriyorlar!
- Baskıcılar gider eziyet hatırlanır
- AKP eliyle Kürt devleti
| Rus turistler Türkiye’ye yöneliyor Posted: 31 Dec 2014 02:00 AM PST Rusya'nın Batı ülkeleriyle yaşadığı sürtüşme, Rus turistlerin Türkiye ve Mısır gibi ülkelere yönelmesine yol açtı. Dün Moskova'dan Antalya'ya turist dolu 5 uçak geldi Rusya Tur Operatörleri Birliği Direktörü Maya Lomidze, 2014 yılında yurtdışı turist çıkışlarında 2013 yılına kıyasla yüzde 40-50 civarında azalma kaydedildiğini açıkladı. Lomidze, dış politik faktörlerin de çıkışları azalttığını ve Ukrayna krizi nedeniyle birçok Rus vatandaşının Batıda 'istenmedikleri duygusu' yaşadıklarını söyledi. Bu durum karşısında Ruslar, Türkiye'ye ve Mısır'a yöneldi. Bazı ilgililer rublenin dolar karşısında bir miktar değer kaybetmesinin Türk turizmini de olumsuz etkileyeceğine söylese de Moskova'dan Antalya'ya uçaklar dolu uçmaya devam ediyor. Dün Moskova'dan Antalya'ya Nordwind Airlines, Royalflight ve Orenair birer uçuş, Rusya'nın bayrak taşıyıcı şirketi Aeroflot ise 2 sefer düzenledi. Yunanistan ve İspanya, Avrupa Birliği üyesi ülkeler arasında 2014'te en çok Rus turist çeken ülkeler olmuştu. Ancak AB ile yaşanan sürtüşme nedeniyle Ruslar artık Avrupa'da tatil yapmak istemiyor. Bu arada Moskova'daki Alman Büyükelçiliği, bu yıl Almanya'ya vize başvurularının geçen yıla kıyasla yüzde 16-20 oranında azaldığını açıkladı. Yeni Mesaj |
| ABD’nin amacı IŞİD’i yok etmek değil Posted: 31 Dec 2014 01:00 AM PST Mısır'ın İran'daki maslahatgüzarı ABD önderliğinde IŞİD ile mücadele için kurulan koalisyonun başarısız olduğunu belirterek 'bu koalisyonu Amerika tek taraflı olarak oluşturdu ve bu koalisyonun asıl amacı IŞİD'i yok etmek değil' dedi Mısır'ın İran Maslahatgüzarı Halit el İmare bölgedeki son gelişmeleri yorumladı ve Amrika'nın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ni devre dışı bırakarak ve bölgede zaten kendileri terör örgütlerine destek veren bazı ülkeleri de yanına alarak, sözde IŞİD ile mücadele koalisyonu yarattığını ama pratikte ise bu koalisyonun çokta başarılı olmadığını söyledi. İmare son dönemde İran'da dışişleri bakanlığı ve Mısır'da ise El-Ezher Üniversitesi tarafından terör örgütleri ve radikalizm ile mücadele konulu konferanslar düzenlendiğine dikkat çekerek, "Bunlar çok iyi gelişmeler ama bu konferansların kısa vadede sonuç vermesinin mümkün olmadığını bilmeliyiz, ama böylesi girişimler gelecek için çok faydalı olabilirler" diye konuştu. Mısır'ın Tahran'daki Maslahatgüzarı ABD önderliğindeki IŞİD ile mücadele adlı koalisyona deyinerek, "bu koalisyonu Amerika tek taraflı olarak oluşturdu ve bu koalisyonun asıl amacı IŞİD'i yok etmek değil belki artık işine yaramayan bu terör örgütünü yenileri ile değiştirme girişimidir, ama konu şu ki ABD ve müttefikleri işin içine girdikten sonra Suriye ve Irak'ta saha gerçekleri ile karşılaştılar ve çokta şaşırmış durumdalar" dedi. Yeni Mesaj |
| Posted: 31 Dec 2014 12:00 AM PST 11 Eylül 2001'de New York'taki İkiz Kuleler'e yönelik saldırılardan sonra başlayan ABD'nin Afganistan işgali 13 yıl sürdü. ABD tarihinin en uzun işgalinde 2 bin 356 Amerikan askeri hayatını kaybetti. İşgal süresince 100 binden fazla Müslüman Afgan hayatın ABD liderliğindeki NATO güçlerinin Afganistan'daki işgal harekâtı, 28 Aralık'ta Kabil'de düzenlenen törenle resmen sona erdi. NATO'nun işgal misyonunun da 31 Aralık 2014'te sona ermesiyle 350 bin Afgan güvenlik gücü mensubu ülkenin güvenliğinden sorumlu olacak, ABD sadece hava desteği verecek. Amerikan askerleri ülkedeki belirli birkaç üste kalacak ve sayıları 2015 sonuna kadar 5-6 bine düşürülecek. 11 Eylül 2001'in öncesinde planlandı New York'taki İkiz Kuleler'e 11 Eylül 2001'de düzenlenen 'failleri net olarak saptanamayan' saldırılardan kısa bir süre sonra Afganistan'a askeri güç gönderen ABD, tarihinin en uzun savaşında 2 bin 300'ü aşkın askerini kaybederken, savaşın ülkeye maliyeti 686 milyar doları buldu. ABD, 11 Eylül 2001'de tarihinin en büyük terör saldırılarından biriyle sarsıldı. Saldırıların ABD derin devleti tarafından yapıldığı o günden bu yana sürekli vurgulanıyor. İkiz kuleler yıkılırken, saldırıda 3 binden fazla insanın yaşamını yitirdiği savunuldu. Kulelerde çalışan Yahudilere önceden haber verildiği de iddia edildi. Bizzat ABD'deki inşaat uzmanları, yolcu uçaklarıyla yapılan saldırılarda çelikten yapılan binaların bu şekilde yıkılmayacağını, binaların ancak temele yüksek miktarda patlayıcı yerleştirmekle yerle bir olabileceğini vurguladı. Haçlı seferleri başlıyor İkiz Kule saldırıları akabinde ABD'nin dünyanın çeşitli bölgelerine müdahalesine bahane teşkil etti. İlk hedef Afganistan oldu. 11 Eylül saldırılarından tam 26 gün sonra 7 Ekim'de dönemin ABD Başkanı Bush, Afganistan'a Haçlı Seferleri'nin (Crusade) başladığını ilan etti. İşgalin adı 'Kalıcı Özgürlük Operasyonu' idi... Dönemin İngiltere Savunma Bakanı Adam Ingram, 4 bin 200 İngiliz askerinin Afganistan'a gönderileceğini bildirirken, operasyonlar bir ayını doldurmadan Türkiye'nin de aralarında bulunduğu çok sayıda ülke Afganistan'a asker göndereceğini açıkladı. Birleşmiş Milletler de, Uluslararası Güvenlik ve Destek Gücü'nün (ISAF) kurulması ve Afganlılara güvenlik desteği verilmesini onayladı. NATO, Ağustos 2003'de ISAF'ın sorumluluğunu üstlendi. İşgal bir yandan sürerken, ülkede 'yandaş hükümet kurma' çabaları da başladı. Afganistan 2004 başında yeni bir anayasa benimsedi ve Ekim ayında yapılan ilk demokratik seçimlerin ardından Hamit Karzai, demokratik seçimle göreve gelmiş ilk Afganistan Devlet Başkanı seçildi. ABD askeri sayısı 100 bini aştı ABD Başkanı George W. Bush, Mart 2006'da Afganistan'a ilk ziyaretini yaparak Karzai'yle görüşürken, 2007 yılının başında Bush, NATO'dan, sayıları o dönemde 50 bini bulan uluslararası koalisyon askerlerinin sayısının artırılmasını istedi. Diğer yandan Barack Obama, ülkeye ilk ziyaretini ABD başkan adayıyken 2008'de yaptı. Obama, 2009'da göreve başlamasının ardından Afganistan'da görev yapan Amerikan askerlerinin sayısının 17 bin kişi daha artırılmasını onayladı. Obama, ilk başkanlık yılının sonuna geldiği 2010'da yaklaşık 30 bin Amerikan askerinin daha Afganistan'a gideceğini duyurdu. Obama'nın açıkladığı bu rakamla, 2001'den itibaren Afganistan'daki ABD askerlerinin sayısı yaklaşık 100 bine ulaşmış oldu. ABD askerlerinin haricinde o dönemde Afganistan'da NATO'nun da 40 bin askeri bulunuyordu. 100 binden fazla Afgan öldü Washington ile Kabil arasındaki tansiyonu yükselten bir dizi gelişme 2012 başlarında yaşandı. Amerikan askerlerinin şubat ayında Kur'an yaktığının ortaya çıkması üzerine iki ülke arasında gerilen ilişkiler, Kandahar bölgesinde NATO üssünde görevli Amerikan askerinin, yakınlarda bulunan bir köyde evlere girerek sivillere rastgele ateş açmasıyla iyice gerildi. Amerikalı askerin saldırısında aralarında 9 çocuk ve 3 kadının da bulunduğu 15 kişi hayatını kaybetti. Yıllar süren işgalde bugüne kadar ölen Afganlıların sayısının 100 bine yaklaştığı ifade edilirken, on binlerce vatandaş yaralandı. Ayrıca işgal boyunca insansız hava araçlarının sivillerin ölümündeki payı oldukça tartışıldı. BM verilerine göre, bu yıl Ocak-Kasım dönemindeki şiddet olaylarında 3 bin 188 kişi hayatını kaybetti. Tarihin en uzun işgali Tarihinin en uzun işgalinin maliyeti ABD'ye 686 milyar dolar oldu. Harvard Kennedy School'un raporuna göre, ABD'nin bu savaş için ayırdığı bütçe, George W. Bush başkanlığını bırakırken 171.7 milyar dolara ulaştı. Obama döneminde ise bu rakam 2012 sonu itibariyle 385.6 milyar dolara ulaştı. ABD yönetimi, 2013'den itibaren savaş için 128.7 milyar dolar harcayarak, 13 yıllık savaşta toplam 686 milyar dolar harcadı. BM, bu kayıpların büyük bir kısmına Taliban'ın neden olduğunu ve geçen yıla göre sivil kayıplarda yüzde 19 artış olduğunu belirtti. Yeni Mesaj |
| Posted: 30 Dec 2014 11:00 PM PST Beştepe'deki Ak Saray'da 2014 yılının son Milli Güvenlik Kurulu toplantısında yaşanan bu olay şok etkisi yarattı. Daha önceki toplantılarda Cumhurbaşkanı'nın arkasında Atatürk'ün fotoğrafı bulunurdu. Soğuk rüzgarların estiği toplantıda ayrıca "paralel yapı" iddiaları üzerine yürütülen operasyonlar, PKK ile müzakere süreci ve yeni yol haritası, terör olayları ve sınır güvenliğinin ele alın 2014 yılının son Milli Güvenlik Kurulu (MGK) Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplandı. Devletin zirvesinin bir araya geldiği daha önceki MGK toplantılarında, Cumhurbaşkanı'nın arkasında Atatürk fotoğrafı yer almaktaydı. Ancak Ak Saray'da yapılan dünkü ilk MGK'da Mustafa Kemal Atatürk fotoğrafının Erdoğan'ın arkasında olmaması sosyal medyada da tepkilere neden oldu. Beştepe'deki Ak Saray'da basına kapalı gerçekeştirilen toplantıda, "paralel yapı" iddiaları üzerine yürütülen operasyonlar, PKK ile müzakere süreci ve yeni yol haritası, Şırnak'ta yaşanan olaylar ve sınır güvenliği konularının ele alındığı bildirildi. Yeniçağ |
| Kürdistan hayallerini hayata geçiriyorlar! Posted: 30 Dec 2014 10:00 PM PST Türkiye, İran ve Suriye'den toprak isteyen Barzani, "Irak'tan boşanmak istiyoruz" diyerek ilk adımını attı Peşmerge reisi Barzani, ABD'li bir generalle yaptığı görüşmeyi anlatırken, Irak haritasının acilen değişmesi gerektiğini belirterek, "Biz Irak'la boşanmak istiyoruz. Benim planım Sykes-Picot'u (Orta Doğu'nun şu anki haritasının çizildiği 1916 yılında Fransa ile İngiltere arasında imzalanan anlaşma) değiştirmek" ifadelerini kullandı. Peşmerge lideri Mesud Barzani'nin Reuters'a ABD'li bir generalle yaptığı görüşme hakkında bilgi verdi. Barzani, Amerikalı generale, "Biz Irak'la boşanmak istiyoruz ve benim planım Sykes-Picot'u (OrtaDoğu'nun şu anki haritasının çizildiği 1916 yılında Fransa ile İngiltere arasında imzalanan anlaşma) değiştirmek istediğini" söylediğini ifade etti. Emekli Tuğgeneral Stratejist Nejat Eslen, Barzani'nin, Amerikalı generalle söylediklerinin çok önemli olduğunu belirterek, değerlendirmelerde bulundu. Eslen, Türkiye'nin başka konularla ilgilendiği zor bir dönemden geçtiği bir ortamda aynı talebin PKK ve bölücü Kürt unsurları tarafından da yapılabileceğine dikkat çekti. Ders çıkarılmalı Eslen, Türkiye'nin bu açıklamalardan bir ders çıkarması gerektiğini belirterek, "Türkiye'nin zayıf olduğu bir anda, bu bir ekonomik kriz olabilir, başka bir şey olabilir. Türkiye'de ki bölücü Kürtler de benzer şeyler söyleyebilir. Yani şunu söyleye bilirler: 'Bizim Türklerle yaşayabilmemizi nasıl bekleyebilirler. Biz boşanmak istiyoruz.'diyebilirler. Ne zaman derler? Türkiye başka konularla meşgulken, zayıf düşmüşken, yorulmuşken. Çünkü Orta Doğu'da bir kaos var şu an. Bakın Barzani'de Sykes-Picot'tan bahsediyor. Jeopolitik öğrenmiş artık" dedi. Eslen, Orta Doğu'daki kaostan herkesin faydalanmak istediğini kaydederek, "Çünkü Orta Doğu'daki bu kaos bir değişim getiriyor. Bu değişimi de bu unsurlar birer fırsat olarak görüyor. Ama bu kaos bittiğinde yeni bir Orta Doğu ortaya çıkacak. Bunu kim söylemişti? ABD Dışişleri eski Bakanı Rice. Yeni devletlerin kurulduğu, yeni sınırların çizildiği bir Orta Doğu" şeklinde konuştu. Erdoğan da eleştirdi Tayyip Erdoğan da Marmara Üniversitesi 2014-2015 Eğitim Öğretim Yılı açılış töreninde yaptığı konuşmada Sykes-Picot anlaşmalarının gereğini yapanlara çatmıştı. Erdoğan'ın o konuşmasında şu ifadeleri kullanmıştı: "Birinci Dünya Savaşı'nın galibi olan egemen güçler Kahire'de bir masanın etrafına oturdular, ellerine bir cetvel aldılar sınırlar orada çizildi. Yüzyıl önce egemen güçlerden çil çil altın alarak şuursuzca Osmanlı'ya isyan edenler, bu coğrafyaya en büyü ihaneti yapanlar vardı. Yüzyıl önce Arap çöllerinde Osmanlı'yı yıkmak için ajanlar vardı bugün de var. Lawrewnce, Arap görünümlü bir İngilizdi. Şu anda ajanlar bir hain olarak kendi halkları içinden çıkabiliyor. Gerek yakın coğrafyada, gerek Türkiye'de 'hizmet' diyerek, 'basın özgürlüğü'diyerek, 'bağımsızlık savaşı'ya da 'cihat' diyerek Sykes-Picot anlaşmalarının gereğini yapanlar maalesef var." Yeniçağ |
| Baskıcılar gider eziyet hatırlanır Posted: 30 Dec 2014 09:00 PM PST TBB Başkanı Metin Feyzioğlu, "Polis, cumhurbaşkanının, başbakanın, bakanın silahlı gücü değil, devletin gücüdür. Hukuk ne diyorsa onu yapmalı, hukuk dışına çıkmamalı. Her kim özgürlüğü şiddetle bastırmayı düşünüyorsa, halkından korkuyordur" dedi. Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası Başkanı Veli Demir'i ziyaret etti. Demir, Ankara Tandoğan Meydanı'nda yaptıkları gösteri nedeni ile yanlarında olan avukatlara TBB Başkanı Feyzioğlu şahsında teşekkürlerini ilettiklerini söyledi. Özgürlüğün şiddetle bastırılamayacağını belirten Feyzioğlu, şöyle dedi: "Her kim ki özgürlüğü şiddetle bastırmayı düşünsün halkından, özgürlükten korkuyordur. Baskıcılar da her zaman giderler. Bugünler geçer, bugünler geçtiğinde bugün bu eziyetleri yapanlar hatırlanır ve sorumluluk ne ise hukuk çerçevesinde onun hesabı sorulur. Tüm kamu görevlilerine sesleniyorum. Sizden sizlere verilen gayrimeşru emirleri bu gayrimeşrudur'diye iade edin." Yeniçağ |
| Posted: 30 Dec 2014 08:00 PM PST MHP'li Sinan Oğan, AKP'nin uyguladığı yanlış politika yüzünden Türkiye'nin Orta Doğu'da yalnızlaştığını belirterek "Ülkenin itibarı sıfırlandı" dedi. Oğan, "Kuzey Irak'ta AKP eliyle bir Kürdistan kuruluyor. 'Türkiye'ye bir Kürt kedisi vermem' diyen Barzani, Davutoğlu'nun 'ağabeyi' olmuş" ifadelerini kullandı. AKP iktidarı, bölgede mezhepçi politika izliyor MHP'li Sinan Oğan, AKP'nin uyguladığı yanlış politika yüzünden Türkiye'nin Orta Doğu'da iyice yalnızlaştığını söyleyerek "Ülkenin itibarı sıfırlandı" dedi MHP Iğdır Milletvekili Sinan Oğan, AKP iktidarının uyguladığı dış politikayı Yeniçağ'a değerlendirdi. İktidarın izlediği yanlış politika yüzünden Türkiye'nin yalnızlaştığını söyleyen Oğan, hükümetin özellikle bölgeye mezhepçi yaklaştığını belirterek "Ülkenin dış politika notu sıfır" dedi. İşte MHP'li Sinan Oğan'ın değerlendirmeleri... 2014 yılında Türk dış politikasında en önemli olaylar sizce nelerdi? Türkiye'nin Musul Konsolosluğu'nun terör örgütü IŞİD tarafından basılması, hepimizi son derece üzen olayların başında geliyor. Türkiye'nin Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği Geçici Üyeliği seçimini kaybetmesi, peşmergenin Ayn el-Arap (Kobani) bölgesine yardım için Türk topraklarını kullanması gibi olaylar ilk aklımıza gelen dış politika gelişmeleri. Genel anlamda bakılacak olursa, Kıbrıs ve AB konusunda herhangi bir müspet gelişme yok maalesef. Öte yandan ABD ile ilişkilerde bir soğuma göze çarpıyor. Orta Doğu konusu ise tam bir felakete dönüştü. Türkiye, çevresinde olup bitenleri sadece izliyor. İsrail-Filistin meselesinde arabulucu olarak rol oynayamıyor ve Gazze'de yaşanan drama Türkiye bölgedeki arabulucu rolünü kaybettiği için maalesef kayda değer olumlu katkılarda bulunamıyor. Özellikle de Mısır ile ilişkilerimizin bir inat uğruna kötüleşmesi Türkiye'ye Arap coğrafyasında farklı sıkıntılar getirecek gibi. 2015'te sözde Ermeni Soykırımı iddialarının 100. yılı olacak ve hükümetten beklentileri harekete geçirecek hiçbir adım göremiyoruz. Kısacası özellikle de dış politikada AKP'nin başarılı olduğu bir alana rastlanmıyor. Bu bakımdan, Türk dış politikasını 2014 yılı için değerlendirecek olursak, benim notum sıfır. Batı'dan azar işitti Türkiye- Rusya arasında son dönemde ciddi bir yakınlaşma söz konusu. Bu yakınlaşmayı nasıl yorumluyorsunuz? Batı'dan istediğini alamayan Türkiye'nin bir koz olarak Rus kartını oynadığı görülmektedir. Bu durum aslında Rusya için de geçerlidir. Zira Ukrayna krizinde Rusya batıdan ciddi bir azar işitmiştir. Asıl nokta ise Türkiye'nin bölgesinde giderek yalnızlaşan bir ülke konumunda olması. Rus tarafına bakıldığında ise Putin'in enerji kartını son derece iyi oynadığı biliniyor, bu bakımda Rusya Türkiye'yi kritik önemde görüyor. Sadece Bağımsız Devletler Topluluğu ve Çin ile değil Türkiye'yi de ilişkilerini geliştirmesi gereken bir coğrafya olarak görüyor. Erdoğan'ın kendini içerisine sokmaya çalıştığı "tek adam figürü" ile Putin'in dominantlığı, ikisi arasında liderlik konusunda benzerlik de oluşturuyor. Zira Rusya ile ilişkilerde otoriter liderliğin sorun yaratması gibi bir durum söz konusu değil, bu da Erdoğan'ın işine gelen bir diğer nokta. Rusya'nın Kırım'ı ilhakına AKP iktidarı maalesef hiç sesini çıkarmamıştır. Kırım Tatarları, Recep Tayyip Erdoğan'ın Putin ile dostluğuna kurban edilmiştir. Ermenistan'a taviz Azerbaycan ile ilişkilerimiz nasıl bir seyir izledi? Türkiye ve Azerbaycan arasında 2014 yılında yine yüksek seviyeli ziyaretler gerçekleşti ve enerji konularında iki taraf arasında büyük bir işbirliği var. TANAP, Azerbaycan'ın yeraltı kaynakları ve Türkiye'nin stratejik konumunu bir araya getirerek büyük bir proje olarak hayata geçirilecek. Azerbaycan ile Türkiye birçok yerde kardeş devlet olarak tanımlanır, ben bu kavramı biraz daha ileri götürerek bu iki ülkeye "ikiz kardeş" diyorum. Tarihi, ekonomik, sosyal, kültürel birçok müşterek noktamız var. Karabağ konusuna gelince, Türkiye Azerbaycan'a destek vermekten ziyade Ermenistan'a taviz veriyor. Ermenistan ile Türkiye'nin ilişkilerinin kesilmesindeki sebep Ermenistan'ın Azerbaycan'ın Dağlık Karabağ bölgesini hukuka aykırı bir şekilde işgal etmesidir. Türkiye'nin üst düzeyde Ermenilerden özür dilemesi noktasına gelmesini nasıl değerlendiriyorsunuz? 2014 yılında Tayyip Erdoğan, Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı sevincini yaşadığımız 23 Nisan günü sözde soykırım iddialarının yıldönümü saydıkları 24 Nisan tarihinin yıldönümü için bir özür mesajı kaleme almış ve Ermeni tarafının üzüntülerini paylaştığını belirtmiştir. Ne var ki, Ermeni katliamlarında şehit olan atalarımız için şu ana kadar benzer bir mesaj göremedik. Benim dedemi, Ermeniler diri diri yakarak şehit etmiştir, ben de Recep Tayyip Erdoğan'dan, Ahmet Davutoğlu'ndan ve beraberinde Serj Sarkisyan'dan bu konuda bir özür mesajı bekliyorum; ama maalesef iktidarın olaylara bakışı farklı. Türkiye sınıfta kaldı Türkiye-Irak ilişkileri açısından 2014 yılı nasıl bir yıl oldu? Türkiye, AKP sayesinde Türkmen politikasında 2014 yılında sınıfta kaldı. Gündeme oturan Ayn el-Arap'a yapılan saldırılar sonucunda sınırlar ardına kadar açıldı ve Suriye'de yaşanan iç savaş nedeniyle 2 milyon mülteci Türkiye'ye geldi ve kendilerine birçok imkan sağlandı. Türkmenlere en başta sınırlarda pasaport sorularak içeri alındılar, şu anda Türkiye'deki Türkmenler sağlık hizmetlerinden yararlanamıyor, birçoğu çok kötü durumda. AKP iktidarının mezhep temelli dış politika çizgisinin sonuçları neler olacak? Mezhep temelli bakış açısının ne iç politikada ne de dış politikada olumlu bir sonuç alması beklenemez. Tayyip Erdoğan'ın, Irak'ta yaşayan Türkmen vatandaşlarımızla ilgili "Onların yarısı Şii, yarısı Sünni" demesi bu konuda etkin bir politikanın hayata geçirilmemesinin nedenlerindendir. Türkmenlere "Türk/Türkmen" ortak paydasında bakılmalı ve yapılması gereken onlara sahip çıkılmasıydı. Mezhep temelli dış politikada bir tarafın yanında olmak demek diğer tarafı karşınıza almak demektir. "Barzani, Davutoğlu'nun ağabeyi oldu" Kuzey Irak Bölgesel yönetimiyle ticari ilişkileri geliştirmekte her türlü fedakarlığı yapmaya hazır bir Türk hükümetinin bu tavrı Türkmenleri nasıl etkiliyor? Kuzey Irak'ta AKP eliyle bir "Kürdistan" kuruluyor. Bunun bölgesel ve uluslararası bir boyutu var tabii ki. ABD ve koalisyon güçlerinin müdahalesi, IŞİD'in Kuzey Irak'taki statükoyu sarsmasının ardından gelmiştir. Türkiye'nin ticari ilişkileri sonraki dönemlerde Barzani'yi Diyarbakır'da misafir edecek boyuta gelmiş ve Habur'da teröristlere yapılan davullu zurnalı karşılamada "Türkiye'ye bir Kürt kedisini vermem" diyen Barzani'ye her istediği verildi, şarkı türküyle ağırlandı. Irak'ta yeni kurulan kabinede Türkiye'nin devreye girmesiyle Türkmenlere bir bakanlık verilebilirdi; ama AKP oralı olmadı. Irak'ın yanı sıra Suriye'de de kurulmaya başlanan bir Kürt devletinden bahsedilebilir. Bunun Türkiye ayağı da olacaktır. IŞİD ile mücadele sırasında peşmerge Türkmenlerin kapısına dayanıp silahlarına el koymak istemiştir. Irak'ta gelinen noktada Mesud Barzani, Ahmet Davutoğlu'nun 'ağabeyi'olmuş, Türkmenlerin kardeşliği sorgulanır hale gelmiştir. Yeniçağ |
| You are subscribed to email updates from Sözcü Haber To stop receiving these emails, you may unsubscribe now. | Email delivery powered by Google |
| Google Inc., 1600 Amphitheatre Parkway, Mountain View, CA 94043, United States | |








Hiç yorum yok:
Yorum Gönder