GÜNDEM


More

Sözcü Haber

Unknown on : 4 Ağustos 2015 Salı 0 YORUMLAR
Unknown
ETİKETLER :

Sözcü Haber


Hacıbektaş’tan Kalkandelen’e…

Posted: 03 Aug 2015 12:00 AM PDT

Ulusal eğitimciler Ohri'deki otelde aldıkları kahvaltının ardından, Kalkandelen'e (Tetova) doğru hareket ettiler.

Tetova, Şar Dağları eteğinde, Pena Nehri kıyısında, Vardar Ovası üstlerine kurulmuştur. M.Ö 168'de Roma egemenliğine geçen kente; Hunlar, Ostrogotlar, Keltler gibi kavimlerin saldırılarına karşı hakim tepelere sur, kale ve hisarlar inşa edildi. 14.Yüzyılda Osmanlı egemenliğine girdi.

Tetova'da Harabati Baba Tekkesi, ilk ziyaret edilen yerdi. Duvarlarla çevrili külliyenin gösterişli bir giriş kapısı var. Kapı üzerinde girişleri kontrol amaçlı bir kule var.

Tekke 1538 yılında Sersem Ali Baba veya Server Ali Baba adlarıyla anılan Bektaşi babası tarafından kuruldu.

Server Ali Baba, Kalkandelen'e gelmeden önce Bektaşilikte ''Dedebabalık'' makamını kuran ve 1520'de ilk Dedebaba olarak Hacıbektaş'taki dergahta bu posta oturan kişidir. Mahidevran Sultan'ın ağabeyidir.

Hacı Bektaş Veli Dergahı'na yerleşmeden önce, devlet kademesinde Beylerbeyi rütbesine ulaşmıştır.

Sersem lakabını alışına ilişkin rivayete göre; Ali Baba gördüğü bir rüya üzerine devlet işlerini bırakıp, Hacı Bektaş Dergahı'nda dini hayata geçmek için Kanuni Sultan Süleyman'dan izin ister.

Bu duruma şaşıran Kanuni; ''Sen sersem mi oldun, vezirlik bırakılır da orada dervişlik mi yapılır?'' deyince; Ali Baba, ''Kabulümdür sultanım, varsın bana Sersem Ali Baba desinler fakir müsaadenizi ister'' der ve Kanuni izin verir. Mahidevran'ın Hürrem Sultan'ın entrikaları sonucu saraydan uzaklaştırılması sonucu, Sersem Ali Baba'nın Hacı Bektaş Veli Dergahı'ndan uzaklaştırıldığı düşünülür.

Anadolu'da çıkan Celali İsyanları nedeniyle Kanuni tarafından geri çağrılır. Kalender Çelebi İsyanı'ndan sonra Anadolu'daki faaliyetlerine son verilen ve postnişinsiz kalan Posta 2. Kez Dedebaba olarak oturur.

Kalkandelen'deki Harabati Baba Dergahı bahçesinde Sersem Ali Baba'nın makamı bulunur. Dergah adını Sersem Ali Baba'nın ölümünden sonra yerine geçen dedelerden olan Harabati Baba'dan aldı. 16. Yüzyılda Malatya'dan Kalkandelen'e gelen Harabati Baba, tekkeyi dergaha dönüştürdü.

Dergahta Cumali ve Nizamettin dergah hakkında grubumuza bilgi verdi. Alaca Cami'yi ziyaretin ardından, Makedonya'nın Başkenti Skopje'ye (Üsküp) ulaşıldı.

Vardar Nehri tarafından ikiye ayrılan kenti, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü birleştirir. Yahya Kemal Beyatlı, Rahibe Terassa ve Filiz Ahmet'in memleketi olan Üsküp'te, son yıllarda yapılan heykeller için milyonlarca Euro harcanmıştır.

Makedonya Bayrağı, kırmızı zemin üzerine sarı güneş figüründen oluşur. Büyük İskender'in babası 1. Filip'in mezar taşından esinlenerek oluşturulmuştur.

1.Filip ve Büyük İskender'in heykelleri kentin iki yakasında birbirine bakmaktadır. Ayrıca B. İskender'in ana karnından gençlik aşamasını betimleyen bir heykel de meydanda yerini almıştır.

Yunanistan ve Makedonya Büyük İskender'i paylaşamamaktadır. Bu nedenle Yunanistan Makedonya'yı devlet olarak tanımamaktadır.

Ulusal eğitimciler köfte ve kuru fasulye ve salatadan oluşan akşam yemeklerini kent merkezindeki lokantada aldıktan sonra geceyi geçirmek amacıyla otellerine yerleştiler.











Haber : Osman Gazi OKTAY

Fotoğraf : Cengiz OKTAY

Goygoycu Piç

Posted: 02 Aug 2015 11:30 PM PDT



PİÇ: Anası ile babası arasında hukuksal bir evlilik bağı olmadan dünyaya gelen çocuk; her şeyin küçüğü, aslına benzemeyeni. "Nesebi gayri sahih" olan kişi olarak tanımlanıyor sözlüklerde.

İşte bu piçlerden biri, yani "goygoycu piç" bu güne değin hakkımda ileri geri hep konuştu. Benim bulunmadığım ortamlarda, yüzüme söylemekten çekinip korktuğu karalama ve iftiralarını salyalarını akıtarak konuşmayı sürdürüyormuş.

GOYGOYCU PİÇ: Kendisi ahlak dışı bir ilişkinin ürünü olduğu için, bu geçmişini unutturmak, üstünü örtmek adına, sağa sola "ahlak" nutukları atmaktan büyük zevk alır.

GOYGOYCU PİÇİN, davranış ve tercihlerini yalnızca bir başka piç kabul edilebilir ve "Neden?" diye sormaz. "Neden" sorusu piçliği yok eder.

GOYGOYCU PİÇ; Özgüven yoksunudur. Bu yoksunluğu gidermek için olsa gerek nerede bir koltuk görse ona talip olur. Bu güne kadar seçimle hiçbir yere gelemediği için, yalan, iftira kumpaslara sarılır.

GOYGOYCU PİÇİN; Tek becerisi boş ama eğlenceli konuşmalarıdır. Geçmişle yüzleşmekten korktuğu için, içinde yaşadığı toplumla iletişimi bozuktur.

GOYGOYCU PİÇ; Herkesin kendisini izlediğini, kendi peşinden geldiğini düşünür. Toplum içinde kendi olmaktan çıkar, her zaman dürüst, ahlaklı rolünü oynar.

GOYGOYCU PİÇ: Bin bir hareketin olduğu bir filmde donmuş tek kare olarak yaşar. Çünkü korkaktır. Geçmişten gelecekten korkar. Geçmiş ve geleceğin arasında sıkışmış olan goygoycu piç tek bir adım bile atamayacak hale gelir. İki silindirin arasında bir karbon kâğıdına dönüşmüştür.

GOYGOYCU PİÇ; düşünce kısırıdır, yani düşünce üretemez. Ama kendisini gelmiş, geçmiş en büyük filozof sanır.

GOYGOYCU PİÇİN; elinden geçmişte olduğu gibi, hiçbir zaman büyük iş gelmez, o bu nedenle küçük şeylere büyük önem verir.

GOYGOYCU PİÇ; Kaplumbağadan daha korkaktır, çünkü kaplumbağalar kafasını dışarı çıkarıp risk aldığında ilerleyebilirler. Ama o kafasını, kafesinden dışarı çıkarma riskini bile göze alamaz.

GOYGOYCU PİÇ; Gelmiş geçmiş hatipleri bile yok sayarak, en güzel sözü kendinin söylediğini sanır, ne söylediğini sorarsanız, kendi bile anlamamıştır ki size anlatabilsin.

GOYGOYCU PİÇ; Akıllı olduğunu sanır, ama hiçbir zaman yerinde kullanamamıştır, sahip olduğunu sandığı, olmayan aklını.

GOYGOYCU PİÇ; Her şeyi bildiğini sanır. Gerçek bilginlere bile akıl vermeye kalkışır. Ezberlediği on-on beş cümle ile sürdürür varlığını.

GOYGOYCU PİÇ; Kendini dev aynasında gören bir cücedir.

GOYGOYCU PİÇ; Dünyayı doğru algılayabilmedeki yetersizliğini, yeteneksizliğini hep unutur. Bu nedenle de boş şeyler yazıp söyler.

GOYGOYCU PİÇ; Tarihi okumaktan, doğru yorumlamaktan acizdir. Bu nedenle düne şaşı, yarına çarpık bakar.

GOYGOYCU PİÇİN, marifetleri saymakla bitmez. Onu herkes tanır. Bu nedenle onu size uzun uzun anlatmaya gerek de yok.

GOYGOYCU PİÇ; Rahatça ve planlı bir şekilde yalan söyler. Kendi egosunu tatmin için başkalarını karalama, iftira, kumpaslarla itibarsızlaştırmaktan çekinmez.

GOYGOYCU PİÇİN; her zaman bir işi vardır. Her zaman "çok yoğun ve meşgul" görünür. Elinde her zaman içi boş da olsa bir çanta taşır. Ama dedikodu üretmenin dışında hiçbir işi de yoktur.

GOYGOYCU PİÇ; Adamlıkta "cıva gibi adamdır" girdiği her kabın şeklini alır. Bu nedenle ona bir duruş, şekil çizemezsiniz.

GOYGOYCU PİÇ; Korkaktır, dönektir, enteldir, liboştur, dincidir, mandacıdır, ama asla adam değildir, olamazda.

GOYGOYCU PİÇ; Kimdir diye sormayın. Adını da sormayın, o ve/veya onlar kendini bilirler. Her yerde, her şehirde onları görmemiz mümkündür. Sağımıza veya solumuza bakmamız yeterlidir. O aramızda, yanımızdadır. Tehlike geçince yumruk sallayan, tehlike anında başka yerlerini sallayarak yanınızdan uzaklaşandır.

GOYGOYCU PİÇ ile ilgili bu yazımızı bir fıkra ile tamamlayalım.

Bir gün hırsız ile piç arkadaş olur beraber yemeğe giderler. Hırsız piçe: "Bana piçliği öğretir misin...?"der. Piç de: "Sen bana hırsızlığı öğretirsen öğretirim" der. Hırsız yandaki adamın cüzdanını çalar ve: "işte böyle şimdi sen bana piçliği öğret" der. Piç de: "Amca bu senin cüzdanını çaldı" der.

Sanırım şimdi daha iyi tanıdınız bizim goygoycu piç.


Mahmut ÖZYÜREK

Hiç yorum yok: