GÜNDEM


More

Sözcü Haber

Unknown on : 12 Eylül 2015 Cumartesi 0 YORUMLAR
Unknown
ETİKETLER :

Sözcü Haber


Cizre'de her şey anlatıldığı gibi değil

Posted: 11 Sep 2015 03:18 PM PDT



Şırnak'ın Cizre ilçesinde geçen cuma gecesi valilik tarafından saat 20.00'de sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Yasağın hemen ardından internet ve telefon bağlantısı kesilen ilçenin dış dünya ile bağlantısı koparıldı. Geçen hafta ilçeye girmeyi başaran HDP Milletvekilleri Faysal Sarıyıldız ve Leyla Birlik yaşananları twitter üzerinden duyuruyor. Cizre'ye gitmek üzere İdil'den yürüyüşe devam eden HDP Şanlıurfa Milletvekili Leyla Güven, 1'i çocuk 8 kişinin daha öldüğünü söyledi.

Geçen cuma gününden bu yana 10 kişinin yaşamını yitirdiği ilçeden art arda ölüm haberleri geliyor. Önceki gece yarısı Cudi ve Nur mahallelerinde şiddetli patlama ve çatışma sesleri duyulduğunu aktaran HDP'li Sarıyıldız, "Cizre'nin Cudi Mahallesi'nde polis balkonda duran Devran Budak (9) adlı bir çocuğu daha vurdu. Ayağından yaralanan çocuk polis ablukası nedeni ile mahallede kıt olanaklar içerisinde tedavi ediliyor.

6 aylık bebek yaralı

Nur Mahallesi'nin Dörtyol tarafında havaya büyük dumanlar yükseliyor. Doçkalar seri atışlar yapıyor. Halkın obüs olduğunu ifade ettiği bombalamalar nedeniyle ölümlerin de olduğu mahalleden gelen bilgiler arasında. 2-3 dakikada bir patlama oluyor. Kötü haberler gelmeye başladı. Sadece bir caddede 2 kadın öldü. Ambulansa yine izin verilmiyor. Cizre'de Nur Mahallesi'nde sadece Varol Sokağa 12 top atışı yapıldı. Cizre'de katliam yapılıyor" diye yazdı.

Cizre'de Maşallah Edin adlı bir kadının yaşamını yitirdiğini, 6 aylık bebeğinin de yaralandığını ifade eden Sarıyıldız, "Cizre'de dün (önceki) gece polisin vurduğu 6 aylık Berxwedan Edin ağır yaralandı. Bu bebeğin annesi Maşallah Edin de katledildi" diye yazdı. Kürtçe ağıtlar yakan kadınların videosunu paylaşan Sarıyıldız, "Bu annelerin çığlığında boğulacaksınız bu emri verenler" diye yazdı.

HDP'li Leyla Birlik de "Yasef'te polis tarafından katledilip bekletilen yurttaşımız Meryem Süme'yi hastane morguna kaldırdık. Erdoğan'ın açıklamalarının hemen ardından Cizre'ye yapılan saldırının dozu arttı. Geceden beri çok ağır silahlarla, tanklarla şu ana kadar ateş ediliyor. Onlarca insanımız ölürken, çok sa- yıda ağır yaralı var. Yaralıların derhal hastaneye kaldırılması gerekiyor fakat buna izin verilmiyor. Geceden bu yana kesinleştirebildiğimiz kayıp sayısı Nur Mahallesi 4, Cudi 3, Sur 1 kişi. Toplam 7 günde 20 kişi katledildi. Hastane morgunda yer kalmadığı söyleniyor. İnsanlık onurunu ayaklar altına aldığınız bu halin altında kalacaksınız herkesin Cizre için elinden geleni yapması gerekiyor" diye yazdı.

ŞIRNAK TABİP ODASI BAŞKANI:

Böyle bir eziyet 90'larda bile yoktu

Cizreli olan Şırnak Tabip Odası Başkanı Azad Karagöz, önceki gece 2 çocuğu ve hamile eşiyle birlikte Cizre'den gizlice kaçtıklarını kaydetti. Olaylardan önce buğday hasadı yapıldığını ve insanların buğdayları kaynatıp yediğini söyleyen Karagöz, "İçecek ve su yok. Olan az miktardaki su da bebeklere içiriliyor. İnsanlar susuzluktan kırılmak üzere. Evler arasında dayanışma da sağlanamıyor. Çünkü kimse kimsenin yanına gidip gelemiyor" dedi. "Bir çatışma değil, toplar atılıyor, hiçbir şey televizyonlarda anlatıldığı gibi değil, sesimizi duyurun" diye isyan eden Karagöz, 20'nin üzerinde sivil ölümün olduğunu kaydetti. Sokağa değil, balkon ve pencereye çıkmanın yasak olduğunu söyleyen Karagöz, "Ben Cizre'de 90'ları yaşadım. Böyle bir eziyet görmedim. Böyle devam ederse onarılamaz şeyler olacak" diye konuştu.

HDP'li vekil paylaştı... Cizre'den dehşet fotoğrafları



Sokağa çıkma yasağının bir haftadır sürdüğü Cizre'de bulunan HDP milletvekillerinden Sibel Yiğitalp, ilçede bir annenin çatışmalar sırasında 6 aylık bebeği kucağındayken vurularak öldüğünü söyledi.

HDP Diyarbakır Milletvekili Sibel Yiğitalp BBC Türkçe'ye yaptığı açıklamada, "İki kadın yaşamını kaybetti. Kadınlardan birinin bebeği vardı. Annesinin kucağındayken o bebek de vuruldu. Durumu ağır yaralı" dedi.

Yiğitalp'e göre bir başka olayda da Sait isimli, soyadı bilinmeyen bir genç öldü.

Sokağa çıkma yasağının başladığı gün güvenlik güçlerinin engellemelerine rağmen ilçeye girebilen ve halkla aynı koşullarda yaşayan vekillerinden Yiğitalp, ölümleri gözleriyle gördüğünü söyledi.

Yiğitalp, Twitter'da şu mesajı paylaştı:

"Bugün paylaştığım fotoğrafları bizzat kendim çektim, tamamı Cizreden.. Cizrede dün gece bir anne kucağında bebeği ile tarandı. Anne yaşamını yitirdi, bebeği yaralı. Etnik temizlik bu mu? Bir aile taranıyor. Evin gelini,annesi öldürülüyor, 3 kişi de yaralı."

Ailenin evlerinin tarandığını yazan Yiğitalp, hayatını kaybeden iki gelinin adlarının 1998 doğumlu Zeynep Taşkan ve 1980 doğumlu Maşallah Edim olduğunu söyledi.

"Bebek de kulağından ve bacağından vuruldu, ağır yaralıydı" diyen Yiğitalp, şöyle devam etti:

"Gelinlerin kayınpederleri ayağından, kayınvalideleri kalçasından yaralandı. Nur mahallesinde de çatışmalardan dolayı evlerde yangın çıkmış ve dumanlar yükseliyor. Orada kim öldü, kim kaldı bilmiyoruz."

Cizre'de dün gece çok büyük patlama sesleri duyulduğu, çatışmaların sabaha dek sürdüğü bildiriliyor.

"Mit tırları' uluslararası suç niteliğine dönüşmesi an meselesi

Posted: 11 Sep 2015 03:10 PM PDT



AKP içinden yazdıklarının doğru çıkmasıyla sosyal medyanın en çok konuşulan isimlerinin başında gelen Fuat Avni'den yine çarpıcı iddialar geldi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yargılanacağından emin olduğunu söyleyen Fuat Avni, başkanlık ve halifelik için kurulan tüm planların deşifre olduğunu belirterek; "Bize 'Bir cumhurbaşkanı hangi koşullarda yargılanır araştırın' demişti. Sekiz hukukçu günlerce çalıştı kapsamlı bir dosya hazırlandı" diye yazdı.

Yezid ismini verdiği kişi hakkında iddialarda bulunan fenomen "Mit tırları' diye algılatmaya çalıştıkları silah tırları sevkiyatının uluslararası suç niteliğine dönüşmesi an meselesi." ifadelerini kullandı.

ARTIK YARGILANACAĞINDAN EMİN

Ayrıca Avni 'Yezid artık yargılanacağından emin. Başkanlık ve Halifelik için kurduğu bütün planlar deşifre oldu ters tepti.' dedi.

İşte Fuat Avni'nin attığı o tweetler;


Fuat Avni yazdı... Erdoğan '400 vekil deyince neler yaşandı?'

Posted: 11 Sep 2015 03:07 PM PDT

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AKP ile ilgili yazdıklarının her seferinde doğru çıkmasıyla Twitter'da fenomen haline gelen Fuat Avni, Yezid, '400 vekil verilseydi böyle olmazdı' deyince avanelerin yüzleri sapsarı kesildi' dedi.

Twitter'da yazdıklarıyla çok konuşulan Fuat Avni'den bugün yine gündeme oturacak açıklamalar geldi. İşte Avni'nin paylaştığı o iddialar...

"Dağlıca felaketi İsrafsaray'a kabus gibi çöktü. Seçim sonrası yaptıkları kaos planı kontrolden çıktı, ayaklarına dolandı. Dağlıca'dan gelen haberin ardından kontrolü kaybettiğini anlayan Yezid'in korkudan sesi titriyordu. Yezid, '400 vekil verilseydi böyle olmazdı' deyince avanelerin yüzleri sapsarı kesildi. 'Bu çok kötü oldu' dediler. Hürriyet'in '400 vekil' tweetini görünce deliye döndüler. Varank, telegram programı üzerinden Abdurrahim'i aradı. 'Hemen adamlarını alıp Hürriyet binasının önüne git, gözlerini iyice korkut, efendi olsunlar' diye bağırıp durdu. TV yayını biter bitmez Yezid ve avaneleri Dağlıca felaketini ve algıyı nasıl yöneteceklerini konuştular."

"Dağlıca'da devletin düştüğü durum, şehit sayısı ve 400 konusunun büyük infiallere yol açabileceği dillendirildi. 'Artık bizim için cenazelere katılmak çok tehlikeli' denilince buna karşı şu önlemler konuşuldu: Medyayı cenazelere almama ve teşkilatların yönlendireceği kalabalıkla alanı doldurup olası tepkilerin önüne geçme kararı alındı. İmamlara, cenaze adabı, şehide saygı gibi dini söylemler geliştirmeleri ve ses sistemini etkin kullanmaları talimatı verilecek."

"'Dağlıca'nın sorumlusu Genelkurmay'dır, her türlü yetki ve imkanı sağladık, daha ne yapalım' tezi işlenecek. Tepkiler TSK'ya yönelsin diye şehit sayısını dillendirmeme ve sayıyı TSK'ya açıklatma kararı almışlardı, öyle de yaptılar. Annelerin çığlıkları ve masumların ahında boğulacaksın. Yaptığın hiçbir plan çöküşünü engelleyemeyecek. Korkma, titre."

İşte Fuat Avni'nin tweet'leri:



"AK Parti'nin kuruluşunda 'biz'dik, şimdi 'ben' olduk"

Posted: 11 Sep 2015 03:04 PM PDT

Başbakan eski Yardımcısı Bülent Arınç, Habertürk TV canlı yayınında çarpıcı açıklamalarda bulundu. Aktif siyaseti bırakmasının nedenini, "Partilerin yenilenmeye ihtiyacı var. Ben kadere inanırım, bu iş bitti" sözleriyle açıklayan Arınç, "AK Parti'nin kuruluşunda 'biz'dik, şimdi 'ben' olduk" dedi.


Arınç, "Koalisyonun kurulamamasında sorumlu kim" sorusuna "Onu söyleyemem. Söylersem başka yerlere gider" şeklinde yanıt verdi. 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, AKP kongresine katılmamasıyla ilgili soruyu ise "Abdullah Bey'i herhangi biri gibi çağıramazsınız. Miting malzemesi yapamazsınız. Biz dolgu malzemesi değiliz. Dışardan gelenlere bile bizden daha fazla değer verilmiştir. Böyle kıytırık davetlerle bu iş olmaz" diye yanıtladı.

Tayyip Bey'de bir liderlik mayası, kumaşı var diyen Arınç, "Ben geçenlerde bunu arkadaşıma da söyledim. Lider ileriyi planlayabilir, kahramanlık yapabilir ama unutmayalım ki o da bir insan. Beşer olarak da zaafları olabilir. Karşımızdaki insanı yarı tanrı haline getirmenin manası yok" dedi.

İşte Arınç'ın açıklamalarından satırbaşları:

"PARTİLERİN YENİLENMEYE İHTİYACI VAR"

Birçok tweet, mesaj aldım. Siz AK Parti'nin vicdanısınız, siz olmazsanız parti güç kaybeder mesajları geldi. Bunların hepsine teşekkür ediyorum. 3 konuya dikkat ediyorum. 3 dönem kuralı faydalı bir kural olarak düşünüyorum. Böyle bir kurala da ihtiyaç olabilir. 95'te girdim parlamentoya ve 5 dönem yaptım.

Partilerin yenilenmeye ihtiyacı var. Ben gençlik kollarından geldim. Tayyip Bey de gençlik kollarından geldi. Gençlik kollarından gelince arkadan gelenleri de düşünmek lazım. 'Adam kalksa da sıra bize gelse. Biz de en az onun kadar başarılı olabiliriz' diye söylemeseler de içinden geçirdiklerini düşünüyorum. Ben ve benim gibiler artık bir kenara çekilmezlerse bu doğru olmaz.

"FİTNE, TROLLER, DEDİKODULAR..."

Pek çok görev yaptık. Başbakan Yardımcısı, Meclis Başkanı denmesi bana bir şey katmıyor. Makamlarından değer almamalı insanlar. Bugün tüm sıfatlarımdan sıyrılsam "Bülent Arınç ne demiş' diye düşünebilirler. Evet bunların dışında başka sebepler de olabilir. Ama bunları konuşmanın bir faydası yok. Tüm siyasi hayatım boyunca, her sözümün, hareketimin AK Parti'ye faydalı olmasını isterim. Farklı anlaşılmalar, dedikodular, fitneler olabilir. Çok gördüm geçirdim. Başka partilerde bulunmadım. Tek çizgide yer aldım.

Bu fitne günümüzde çok fazla kaynıyor. Trollerden bahsedebilirim. Hergün dedikodu üretenlerden bahsedebilirim. Bu fitne ve zararlar liderime zarar vermeye gelmişse, Erbakan'ın bize öğrettiği gibi kenara çekilmektir. Biz çok şükür kendisini feda edebilecek dünya adıma bir beklentisi olmayan bir insan olarak kalmak isteriz. Fitne bir gün biter, yanılmış olanlar yanılmış olarak kalır. Dedikodu, gıybet, yanlış anlaşılmalar çok kötü bir şey. Susmamız bir kenara çekilmemiz ve dua etmemiz lazım.

Neden böyle oldu sorusu?

"BİZ' RUHU 'BEN'E DÖNDÜ"

Bilemem. AK Parti'nin kuruluşunda pek çok arkadaşımızla beraber çalıştık, çok toplantılar yaptık. O zaman birlikte ve kolkolaydık . Zulüm görüyorduk, mağduriyet vardı, gerici görülüyorduk. Partilerimiz kapatılmıştı. Çok acılar ve güzel günler de yaşadık.

Aday listeleri belli oldu. İstanbul 1. Sıra 1. Bölge RECEP TAYYİP ERDOĞAN yazıyor. Yargıtay kendi kararlarını çiğneyerek Tayyip Bey'in kurucu olamayacağını ve milletvekili olamayacağını açıkladı ve adaylığını iptal etti. O gün dünya başımıza yıkıldı bizim. Tayyip Bey de 'davamız yürüyor' diye bir açıklama yapıyor. Karşımda Anavatan'dan CHP'den temsilciler var. Çok sevinçliler. 3'ü birden atıldı, Erdoğan Başbakan olamayacak. Söyleyin bakalım Arınç sizin adayınız kim olacak? Çok zor bir durum. Adamlar ateşin üzerine benzin döküyor. Alacakları cevaptan da çok eminler. Acınacağımızı bekliyorlar. DYP'liye cevap vereceğim ama size de bir sorum var. Doğru Yol iktidara geldi ve Çiller seçilemedi. Sizin adayınız kim? Verin cevaplarınızı dedim. Veremediler. O zaman bizdik. Şimdi üzülüyorum ki 'ben'e döndük. O 'biz' ruhu şimdi neye dönüşmüştür bunun görülmesi lazım.

"BEN KADERE İNANIRIM, BU İŞ BİTTİ"

Ben Abdüllatif Şener değilim Erkan Mumcu değilim. Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül ve Bülent Arınç olarak anıldık. Lider devam ediyor Cumhurbaşkanlığı noktasında. Partinin başında çok güçlü bir Genel Başkan var. Dışardayız AK Partiliyiz, bağlı kalacağız. Onun başarısı için 24 saat çalışacağız. Her zaman göreve hazırız. Sayın Başbakan beni davet etti. Kararınız nedir dedi? Gerekçeleriyle anlattım. Milletvekili olmamı ve MKYK'da görev almamı istedi. Ben de kararıma saygı duyun dedim. 18'ine kadar süre var dedi. Sonrasında bana bu fırsatı tanıdı. Ona da çok teşekkür ediyorum. Bu iş bitti. Bunda hayır olacaktır. Ben kadere inanırım.

"TUVALETLERİ TEMİZLEDİK, SANTRAL BAŞINDA ÇALIŞTIK"

2007 seçimlerinden sonra 3'ümüz bir araya geldik. Abdullah Bey'i aday göstereceğiz. Meclis Başkanlığı konuşulacak. Ben kendimi hazırladım. 5 sene zor ve yorucu geçti. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül olursa eşinin başı örtülü. Abdullah Gül olursa eşinin başı örtülü. Tayyip Erdoğan olursa eşinin başı örtülü. Ben bu dönemde olmayacağım dedim, teşekkür ettiler. Siyasette olması gerekenleri birisinin düşünmesi lazım. Ben şimdi siyasette olması gerekeni yapıyorum. Bana güvenen ve inanan insanlar müsterih olsunlar.

Tuvaletleri temizledik, santral başında çalıştık.

2019'a kadar ne olur bilemem. Ümitsizlik anlamında söylemiyorum. Ama Türkiye çok dinamik bir sürece girdi. 'Dinamik'i olumlu anlamda söylemiyorum. Ben hep koalisyon tercihinden yana oldum. Seçim benim tercihim değildi. Başbakan da bunu çok iyi götürdü ama kurulamadı. Bir tek örnek vereyim: Kocaeli'nden bir milletvekili arkadaş geldi. 'Niye hükümet kurmadınız' diye sormuşlar. O da açıklamış 'Bizimle hükümet kurmadılar' demiş. Ak Partili vatandaşın cevabı, 'Bizi aldatmayın' olmuş. 'Siz 40 günde bir hükümet kuramadınız' demiş. Biz hükümet kurabilir miydik? Kurabilirdik. Sonuçta kurulmadı. Yuvarlana yuvarlana bir seçime gidiyoruz.

Seçimden sonra Kılıçdaroğlu'nun ve parti görevlilerinin açıklamalarını takip ediyorum. Bir sorumlulukları var. Ben sonuca bakıyorum.

Koalisyonun kurulamamasında sorumlu kim?

Dönüşüm içinde ve sorumluluk üstlenmeye hazır bir CHP ile koalisyon kurulmalıydı. Onu söyleyemem. Söylersem başka yerlere gider.

KONGRE İLE İLGİLİ HABERLER

Yarın inşallah çok güzel bir kongre olacak.

'Klik' iddiaları maksatlı, gerçek değil. Partiyi içerden zarara uğratmak isteyenler kurulduğumuz günden bu yana vardı. Parti içinde 'şucular' 'bucular' bize yakışmaz.

"LİDERİ YARI TANRI HALİNE GETİRMENİN MANASI YOK"

Zor sorular soruyorsun ama benden cevap alacağını bildiğin için. Seninle program yapmamızdan işkillenenler de olabilir. Seninle program yapacağımızı çok önceden belirledik. Dürüst cevaplar verelim. Cumhurbaşkanımız bizim ilk kurucumuz. Siyasette ve belediye başkanlığında başarılı olmuş. Lider olmak kolay değil, bu biraz Allah vergisi biraz da çalışarak olacak şeyler. Tayyip Bey'de bunların hepsi var. Onda bir liderlik mayası, kumaşı var.

Ben geçenlerde bunu arkadaşıma da söyledim. Lider ileriyi planlayabilir, kahramanlık yapabilir ama unutmayalım ki o da bir insan. Beşer olarak da zaafları olabilir. Karşımızdaki insanı yarı tanrı haline getirmenin manası yok. Abdullah Gül ile ilgili yazılan kitabı okuyanlar bana geldi. Sen birisinde, birilerinin Atatürk'te aradığı gibi, hiçbir kusuru yoktu, aslandı, yiğitti noktasına gelemezsiniz. Kaprisleri olacaktır, vefadan uzak hareketleri olacaktır. Acıktığınız zaman hanıma çıkışıyorsunuz. İnsani hareketlerimizi terk edemeyiz.

"RECEP TAYYİP ERDOĞAN BİZİM KADERİMİZDİR"

İnsanlara da beşer olarak zaaflarını kabul etmek lazım. Benim 100 tane zaafım vardır, Erdoğan'ın 10 tane vardır. Sizin 500 tane vardır, diğerinin 300 tane vardır. Herkesi olduğu gibi kabul etmemiz lazım. Recep Tayyip Erdoğan bizim bir kaderimizdir. Kadere kızılmaz. Ben de kadere rıza gösteriyorum.

"ERDOĞAN'LA ÇOK TARTIŞMAMIZ OLDU"

Davutoğlu'na çok güveniyorum. Günde 45 dakika uyuyabilecek bir çalışma yapıyor. Küçük hesap yapanlara 'yapmayın' diyorum. Bu adam herkesten daha temiz. Dava ve tarih bilincine sahip. Tayyip Bey'deki hasletlerin çoğunu Davutoğlu'nda görüyorum.

Kriz yok. Ama herkesle herkes arasında tartışma çıkabilir. Bakan olduğum dönemde Erdoğan'la çok tartıştığım, onu çok kızdırdığım oldu. Onun da benim de çok kırıldığımız oldu. Çok kötü bir ayrılıktan sonra davet etti kucaklaştık, yolumuza devam ettik.

"KIYTIRIK DAVETLERLE BU İŞ OLMAZ"

Abdullah Bey'i herhangi biri gibi çağıramazsınız. Miting malzemesi yapamazsınız. Biz dolgu malzemesi değiliz. Tam içinde olmadığımız bir şeye dekor gibi bakanlar olursa kızar ve üzülürüz. Birilerinin değeri bu olabilir. Dışardan gelenlere bile bizden daha fazla değer verilmiştir. İlk Başbakanımız, ilk Cumhurbaşkanımıza 'sen de gel de şurada görün' demek çok yanlış bir harekettir. AK Parti'de senin mutlaka hizmet etmen, şu görevleri yapman lazım demeleri lazım. Şu mitinge katıl, şurada kendini göster bu olmaz. Cumhurbaşkanlığı yapmış bir insana sen gel bakalım da sonrasında bir şeyler düşünürüz diyemezsiniz, derseniz yanlış olur. Teklifi bana yapılmış kabul ediyorum. Böyle kıytırık davetlerle bu iş olmaz. Gül mesajını gönderecek, okunur mu okunmaz mı bilemiyorum.

GÜL PARTİ KURAR MI?

Gül bir parti kurmaz. AK Parti'yi kurduk AK Parti'deyiz. Birileri bizi imtihan etmesin. Biz hangi çizgiden geliyoruz. Eskiden 'fırıldak kubi'ler vardır. Biz öyle değiliz. Bizim partimizin en kötüsü diğer partilerin en iyisinden daha iyidir. Bizi sıkıştırmaya kalkanlar olursa bizim öyle bir niyetimiz yok. İkide bir de böyle sorular gelmesin. Şu kadar boyu olan adamlar dedikodu üretiyorlar.

'PARALEL YAPI' İDDİALARI

Çok konuştuk bunları. Bu cemaatle bizim Cumhurbaşkanımızın, Başbakanımızın, vekillerimizin, bürokratlarımızın ne kadar samimi işbirliği içinde olduğumuzu cümle alem biliyor. Bizim gördüğümüz bunlar eğitim hizmetleri veriyorlar. Biz hayır yönünü gördük. Türkçe olimpiyatlarına sevdalandık. Yurtdışındaki okullara gittik, öğretmenlerini tanıdık, buradaki öğrencileriyle tanıştık. Fakat daha sonra birtakım olaylar oldu, gözümüzü açtık. Burada biz şunu gördük, cemaat yapılanmasının içinde maalesef başka bir grup darbe yapmak amacıyla yerleşmiş. Birbirleriyle irtibat haline geçmişler. Bunlar çıkınca biz buna inandık. O günden bu zamana yaptığım konuşmalar her yerde vardır. Bu olaylar ortaya çıktıktan sonra bile, bunun paralel devlet yapılanmasıyla ilgili olduğunu söylemek ahlaksızlık ve vicdansızlıktır. Tüm programlarda söylediğim, devletin bekası için bununla sonuna kadar mücadele edilmelidir. Bu mücadelemizi hukuk ve adalet içerisinde yapacağız. Kim suç işlemişse yargının önüne koymak ve yargının ceza vermesini temin etmek benim görevim. Bu mücadele devam ediyor. Şüphelendiğimiz arkadaşları delil olmasa bile, aldığı maaşa da zarar vermemek için görev değişikliği yaptık, masabaşında görev yapabilecek duruma getirdik.

KOZA-İPEK GRUBU'NA YAPILAN OPERASYON

Melek İpek'in elini son öpen kişilerden biri benim. Elini öpmek bir saygı işaretidir. Her zaman iyi ilişkiler içerisinde olurum. Hukuk dışı operasyonlarla bu insanları korkutamazsınız. Hakaret bize yakışmaz. Biz çok zulüm gördük ama hakaret görmedik. Bir kez hakaret gördük. Vural Savaş hakkında tüm milletvekilleriyle dava açtık.

MELİH GÖKÇEK MESELESİ

Malum olay sebebiyle dargınız. Yanlış bir iş yaptı. Ben daha büyük bir yanlış yaptım. Tekrar bir araya gelmemiz mümkün olmadı. Böyle devam etmesinde de fayda görüyorum. Bana yapılmayacak şeyi yaptı. Zaman ne getirir ne götürür bilemem. Onunki silme yanlıştı. Benimki daha kısa, daha kestirmeydi. Bakanlar Kurulu toplantısından sonra söylememeliydim. Başbakanım haklıdır. Şahsına ben de hakaret ettim. O da bana hakaret etti. Karşılıklı hakaret davayı düşürür derler. Onun yapmaması lazımdı. Bakanlar kurulu toplantısından önce bunları silmesi lazımdı. Başkalarının da onları sil demeliydi.

Mescid'i Haram'da vinç kazası

Posted: 11 Sep 2015 02:26 PM PDT



Mescid'i Haram'da vinç kazası meydana geldi. Vinç, hacı adaylarının üzerine devrildi. İlk belirlemelere göre, 2'si Türk 65 hacı adayı hayatını kaybetti yaklaşık 154 hacı adayı yaralandı. Ölen Türk hacı adaylarının isimleri belli oldu.

Mescid-i Haram'da yaşanan yoğun fırtına nedeniyle 50-55 metre uzunluğundaki vinç, hacı adaylarının üzerine devrildi. Suudi yetkililer ölü sayısını en az 87 yaralı sayısını ise en az 154 olarak açıkladı. Bölgeye çok sayıda ambulans sevk edildi. Mehmet Ali Ünal adında bir Türk hacı adayının da kazada yaralandığı belirtiliyor. Türk hacı adayının durumunun iyi olduğu ifade edildi.

Resmi olmayan bilgilere göre, hacı adaylarının ölmesine neden olan vincin düşmesinin gerekçesi ise vince yıldırım çarpmasından kaynaklı olduğu öğrenildi.

HAYATINI KAYBEDEN TÜRK HACI ADAYLARININ İSİMLERİ BELLİ OLDU

Hacı adaylarının arkadaşlarından alınan bilgiye göre hayatını kaybeden Türk hacı adaylarının isimleri ise İstanbul'dan Abdulkadir Gökmen ve Trabzon'dan Erol Karaağaçlı olarak bildirildi.

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, Belirtilenlere göre, 2 hacı adayımız hayatını kaybetti.16 Türk vatandaşının yaralı olduğunu, ancak hayati tehlikelerinin bulunmadığını belirtti.

Diyanet İşleri başkanlığı'nın Mekke'deki hastanesinden bildiren Diyanet TV Haber Müdürü Osman Yılmaz, "2 Türk hacı adayı hayatını kaybetti. 20 Türk hacı adayı yaralı ancak ağır yaralılar bulunmuyor." dedi.

Diyanet Görevlisi Ahmet Turan Yıldız'ın paylaştığı bilgilere göre: Trabzon hacı adaylarından bir kişi hayatını kaybetti.

DİYANET İŞLERİ BAŞKAN YARDIMCISI: 17 TÜRK HACI ADAYI YARALI

Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Ekrem Keleş, Kabe'de meydana gelen kazada, şu ana kadar yaptıkları tespitlere göre, 17 Türk hacı adayının yaralandığını söyledi.

Keleş, Mekke'deki Türk hastanesinde 12, Suud hastanelerinde de 5 yaralının bulunduğunu tespit ettiklerini belirten Keleş, "Şu anda tespitlerimize göre 17 yaralımız var, bunların genel sağlık durumları da iyi" diye konuştu.

Kazada vefat eden Türk hacı adaylarıyla ilgili henüz teyit edilmiş bir bilgilerinin bulunmadığını anlatan Keleş, "Kriz masası oluşturduk, Türk hacılarıyla ilgili gelen bilgileri anında değerlendiriyoruz. Suud hastanelerine görevli tercümanları gönderdik. Yaralılarımızla ilgili işlemleri takip ediyoruz. Olayla ilgili çalışmalarımızı sürdürüyoruz" ifadelerini kullandı.

"Bu iş böyle olmaz her şehidimize karşılık bir HDP milletvekili indirilmeli" demişti

Posted: 11 Sep 2015 02:23 PM PDT



'Her şehide 1 HDP vekili indirilmeli' diyen profesör hakkında karar verildi

Prof. Dr. Ahmet Atilla Şentürk'ün 10 Ağustos'ta sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı, "Bu iş böyle olmaz. Her şehidimize karşılık bir HDP milletvekili indirilmeli" paylaşımı nedeniyle HDP'li milletvekillerinin yaptığı şikayet üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın başlattığı soruşturmada takipsizlik kararı verildi.

Hakkında "Halkı kin ve düşmanlığa tahrik" suçlamasıyla soruşturma başlatılan Şentürk, savcıya verdiği ifade de "İndirilmeli" ifadesinin öldürmek anlamı taşımadığı, "mevkiden düşürmek" anlamına geldiğini öne sürmüştü.

"İNDİRİLMELİ" NİN ANLAMI

Şentürk ifadesinde, "Son zamanlarda artan terör olayları halkımız gibi beni de derinden etkiledi. Bu konuda öğretim üyesi olarak duyarsız kalmam mümkün değildi. İfadelerim bazı kişiler tarafından art niyetli yorumlanıp farklı yerlere çekildi. 'Her şehidimize karşılık bir HDP milletvekili indirilmeli' cümlesindeki 'indirilmeli' kelimesinin anlamı menfi (öldürmek) bir anlam taşımamaktadır. Mevcut Türkçe sözlükteki anlamı, 'faaliyetinden men etmek, görevden almak, mevkiinden düşürmektir " şeklinde konuşmuştu.

Soruşturmayı tamamlayan savcılık, Profesör Dr. Ahmet Atilla Şentürk'ün yaptığı savunmasın da dile getirdiği, "İndirilmeli" kelimesini öldürmek anlamında değil 'faaliyetinden men etmek, görevden almak, mevkiinden düşürmek' anlamında kullanıldığına kanaat getirdi. Suçun unsurları oluşmadığından kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi.

HDP MİLLETVEKİLLERİ SUÇ DUYURUSUNDA BULUNMUŞTU

Profesör Ahmet Atilla Şentürk hakkında, HDP Milletvekilleri Garo Paylan, Filiz Kerestecioğlu, HDP Grubu ve Özgürlükçü Hukukçular Derneği, 12 Ağustos'ta savcılığa giderek, Şentürk'ün Facebook'taki kişisel hesabında yaptığı, "Bu iş böyle olmaz. Her şehidimize karşılık bir HDP milletvekili indirilmeli" paylaşımı ile "Suç işlemeye tahrik", "Siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi", "Halkı kin ve düşmanlığa tahrik", "Halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit" suçlarını işlediğini öne sürülerek, Şentürk hakkında, soruşturma başlatılıp dava açılmasını talep etmişlerdi.

Suriyeli kız ile oynayan polis bir anda popüler oldu

Posted: 11 Sep 2015 02:18 PM PDT



Danimarka'ya gelen mülteciler arasında bulunun küçük Suriyeli kız çocuğu ile oynayan polis memuru bir anda popüler oldu. Mülteci kız çocuğu ile oynayan polise dünyanın her yerinden evlenme teklifleri yağıyor.

Söz konusu polise dünyanın her yerinden evlenme teklifleri yağıyor. Polis Teşkilatı ve gazetelere gönderilen mail ve okuyucu mektuplarında kadınlar "Böyle bir polis için ben de sınırları aşarım" gibi cümleler kullanıyor.

Danimarka'nın Almanya'ya karadan bağlı Jylland yarım adasının güneyindeki Padborg şehri yakınlarındaki otobanda, avucunda bir şey saklayarak polise "bul bakalım hangi avucumda" şeklinde soru soran ve karşılığını da güler yüz ve sevgi ile alan kız çocuğunun mutluluğu tüm dünya kadınlarını etkilemiş görünüyor.

BT gazetesinin muhabiri Claus Fisker tarafından çekilen resmi gören kadınlar polis memuruna evlenme teklifleri göndererek, kalplerini fethettiğini yazıyorlar.

BT gazetesi kadınlardan birinin "Ben bu polis memurunun kim olduğunu bilmiyorum ama onun için ben de sınırları aşarım. Hem iyi olduğu hem de yakışıklı olduğu için" sözlerine yer verdi.

Gazete imgur adlı sosyal paylaşım sitesinde resmin 1.2 milyon kişi tarafından paylaşıldığını yazdı. Sosyal medyada ayrıca Danimarkalı polislerin ABD'li polislerden daha insancıl oldukları yorumu yapıldı.

Irak'ta kaçırılan Türk işçilerden ilk görüntü

Posted: 11 Sep 2015 02:14 PM PDT



Bağdat'ta Sadr bölgesinde bir stadyum inşaatında çalışan 18 Türk işçiyi kaçıran Şii grup, işçilerin isimlerini ve grubun taleplerini okudukları bir video yayınladı. Videoda, işçilerin arkasında ellerinde otomatik silahla Şii milisler görülüyor.

Kendilerine Ölüm Mangaları ismini veren grubun talepleri arasında, Kürt petrolünün Türkiye'den ihracatını durdurma, Suriye'de Ceyş-ül Feth'in Fua'a ve Kafrayya'daki kuşatmaların kaldırılmasını sağlama ve Türk askerlerinin Irak'tan çekilmesi var. Videonun propaganda amacıyla özel bir prodüksiyonla hazırlandığı görülüyor.

Arka planda 'Emrindeyiz ey Hüseyin' yazılı pankartı dikkat çeken silahlı grup, işçilerin serbest bırakılmaları için bazı şartlar yayınladı:

"Serbest bırakılmaları için Erdoğan'ın yerine getirmesi gereken şartlar:

Silahlı kişilerin Türkiye'den Irak'a geçmesini engellemek,
Kürdistan'daki çalıntı petrolün Türkiye toprağından geçmesini durdurmak,
Sizin milislerinize [Fetih Ordusu kastediliyor] Foa, Kefreyya, Nubbul ve Zehra bölgelerini kuşatmasını sona erdirmesi ve [Halep ve İdlib'deki Şii bölgelere] gereken yardımların ulaşmasına müsaade etmeleri talimatı vermek,
Erdoğan ve partisi bu talepleri yerine getirmediği takdirde Irak'taki Türkiye çıkarları ve ajanları mümkün olan en ağır şekilde ezilecektir."
Irak Spor Bakanlığı tarafından Türk firması Nurol İnşaat'a verilen stadyum ihalesinde çalışan işçi ve mühendisler, 2 Eylül Çarşamba sabah 02.00 civarı şantiyeden kaçırılmıştı.

Şii milislerin bölgedeki eylemleri arttı

Al Jazeera'nin yerel kaynaklardan edindiği bilgilere göre, Sadr bölgesinin bitişiğinde bulunan Habibiye, Şiilerin yoğun olarak yaşadığı ve Şii milislerin güçlü oldukları bir bölge. Bu sebeple IŞİD militanları ya da bölge dışından gelenler bu alana kolaylıkla giremiyor.

Habibiye bölgesinde aktif 42 Şii milis grup var. Şii milisleri, Irak ordusu IŞİD'e karşı savaşmak üzere silahlandırıyor ya da bölge halkının da desteğiyle, kendi imkânlarıyla silahlanıyorlar. Bu grupların maaşlarının ödenmesinde son aylarda gecikmeler yaşanıyor ya da eksik ödeme yapılıyor.

Kaynaklar, bunun sonucu olarak son aylarda bu Şii milis grupların haraç toplama, hırsızlık gibi eylemlerde bulunmaya başladığı bilgisini veriyor. Halkın da yardım ettiği milis gruplar, stadyumun inşa edildiği arazide mülkü bulunan Iraklılardan destek görüyor.

Türkiye algısı değişti

IŞİD'in Haziran 2014'teki Musul baskınından sonra Irak'ın güneyindeki Şii bölgelerinde Türkiye'ye yönelik olumsuz bir algı oluşmuş, çevreden gelen tepkiler üzerine oluşan tehdidin ardından Basra Başkonsolosluğu çalışmaları askıya alınmıştı. Basra'daki Türk diplomatlar yine Haziran ayı içerisinde bölgeyi terk etmişti.

Ancak Türk dışişlerine göre, Irak'ta hükümetin değişmesinin ve Türkiye'nin IŞİD'e karşı koalisyonun operasyonlarına katılmasının ardından bölgede Türkiye'ye yönelik algı değişti.

IŞİD veya PKK değil

Dışişleri Bakanı Feridun Sinirlioğlu, kaçırılan işçilerle ilgili yaptığı ilk açıklamada, işçilerin sağlık durumlarının iyi olduğunu değerlendirdiklerini ve kaçıranların PKK veya IŞİD olmadığını bildiklerini söylemişti. "Neyin olmadığını biliyoruz, bilinen terör örgütlerinden birinin olmadığını değerlendiriyoruz, DEAŞ veya PKK değil. Adi bir vaka olduğu düşünülüyor" demişti.

Baş sorumlu Cumhurbaşkanı Erdoğan'dır

Posted: 11 Sep 2015 02:09 PM PDT

Sanatçılar Girişimi: Baş sorumlu, sorumsuz Cumhurbaşkanıdır

Aralarında Edip Akbayram, Orhan Aydın, Rutkay Aziz, Tarık Akan, Cezmi Baskın, Nihat Behram, Genco Erkal, Altan Erkekli, Müjdat Gezen, Mert Fırat, Özdemir İnce, Ferhan Şensoy'un da bulunduğu bir grup sanatçı, ülkenin içinde bulunduğu durumun baş sorumlusunun "sorumsuz cumhurbaşkanı" Tayyip Erdoğan olduğunu vurgulayan bildiri hazırladı.


Sanatçılar Girişimi, son haftalarda ülkenin içinde bulunduğu şiddet ve gerilim ortamının baş sorumlusunun Cumhurbaşkanı Erdoğan olduğunu vurgulayan bir bildiri hazırladı.

"Baş sorumlu, sorumsuz cumhurbaşkanıdır

Haziran seçimleri sonrasında ülkenin kanlı, karanlık bir uçuruma yuvarlanmasının baş sorumlusu sorumsuz cumhurbaşkanıdır.

Anayasaya göre cumhurbaşkanı(vatana ihanet suçu dışında) sorumsuzdur.

Türkiye cumhurbaşkanı sorumsuzluğunu bütün davranış ve demeçleriyle kanıtlamaktadır.

Başlıca sorumsuzluğu yasa tanımazlığı, kendisinin de güvencesini sağlayan anayasayı hiçe saymasıdır.

Bu cumhurbaşkanın demokrasiden, demokrasilerin temel dayanağı olan güçler ayrılığından anladığı, bütün güçlerin tek elde, kendi elinde toplanmasıdır.

Türkiye cumhurbaşkanı anayasal sorumsuzluk kavramıyla sorumsuzluk suçu işlemeyi aynı şey olarak anlamakta, bu en saygın makama seçilişinden bu yana, tıpkı başbakanlığında olduğu gibi sorumsuzluk alanında suç üstüne suç işlemektedir.

7 Haziran seçim sonuçları ülkemiz için bir umut ışığı olabilirdi.

Savaş tezkeresinin yeni meclisten, üstelik de ana muhalefetin bir bölümünün desteğiyle geçmiş olması, bu umudun kararmasında ilk adım olmuştur.

Bir başka muhalefet partisinin kendisiyle aynı sayıda milletvekili çıkaran partiye karşı uzlaşmaz tutumu, iktidar partisinin ve sorumsuz cumhurbaşkanının sultasından kurtulma önünde aşılmaz engel oluşturmuştur.

Böylece de seçim sonuçlarından şiddetle rahatsız olan ve bu rahatsızlığının çok açık nedenleri bulunan sorumsuz cumhurbaşkanına siyasal ortamda dilediğince sorumsuz davranma olanağı sağlanmıştır.

Kanlı, karanlık çatışma ortamının bir kez daha hortlatılmış olmasının yanı sıra bizleri yakından ilgilendiren sanat alanındaki yasa dışı baskı ve uygulamaların sorumluluğu da kuşkusuz ki bütün bu uygulamaların başlıca sorumlusu olan bu sorumsuz kişinin omuzlarındadır.

Ülkemiz daha da çoğalıp şiddetlenerek devam edeceğinden kaygı duyduğumuz böyle bir ortamda seçime nasıl gidecek?

Amaç, seçimi engelleyip sorumsuz kişinin tek adam iktidarını olabildiğince uzatmak mıdır?

Bizler, Türkiye halkının, ulusumuzun birlik ve mutluluğunu, sorumsuzluğun diktasının değil demokrasinin sınırlarının olabildiğine genişletilmesini, düşünme ve yaratma özgürlüğünün sınırsızlığını savunan sanatçılar, ülkemiz için duyduğumuz büyük sorumluluğumuzla, aydın, aydınlanma, sanat ve sanatçı düşmanlığını her fırsatta dile getiren bu sorumsuz kişiye karşı, insan olma onurunu ve sorumluluğunu taşıyan herkesi, bütün kişi ve kurumları suskun kalmamaya, sorumsuz kişiye sorumluluklarını hatırlatmaya çağırıyoruz."


Aydınlardan hükümet ve PKK'ye çağrı

Bildiriye imza koyan sanatçılar şunlar:

Tarık Akan, Edip Akbayram, Onur Akın, Sunay Akın, Üstün Akmen, Alaattin Aksoy, Mehmet Aksoy, Muzaffer Akyol, Aytaç Arman, Hayati Asılyazıcı, Semir Aslanyürek, Engin Ayça, Orhan Aydın, Rutkay Aziz, Kürşat Başar, Cezmi Baskın, Bedri Baykam, Nihat Behram, Ataol Behramoğlu, Cahit Berktay, Mustafa Bilgin, Metin Boran, Metin Coşkun, Tuncer Cücenoğlu, İsa Çelik, Nevzat Çelik, Haluk Çetin, Meral Çetinkaya, İsmail Hakkı Demircioğlu, Nuri Dikeç, Atilla Dorsay, Bilgesu Erenus, Mehmet Ergen, Genco Erkal, Altan Erkekli, Erdal Erzincan, Mert Fırat, Müjdat Gezen, Altan Gördüm, Mehmet Güleryüz, Tarık Günersel, Hüseyin Haydar, Emin İgüs, Levent İnanır, Özdemir İnce, İlhan İrem, Ekrem Kahraman, Bülent Kayabaş, Yıldız Kenter, Erol Keskin, Suna Keskin, Tuğrul Keskin, Arif Keskiner, Levent Kırca, Mine Kırıkkanat, Kemal Kocatürk, Nuri Kurtcebe, Orhan Kurtuldu, Mustafa Köz, Küçük İskender, Safiye Mine Erdurak, Zeynep Oral, Yılmaz Onay, Fikret Otyam, Nedim Saban, Pınar Sağ, Vedat Sakman, Sali, Menderes Samancılar, Osman Şahin, Ferhan Şensoy, Burhan Şeşen, Cihat Tamer, Yavuz Top.

Cizre Belediye Başkanı görevinden alındı

Posted: 11 Sep 2015 01:56 PM PDT



Cizre Belediye Başkanı Leyla İmret, İçişleri Bakanlığı tarafından görevinden alındı.

Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı'nca, hakkında "halkı Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ne karşı silahlı isyana tahrik ve terör örgütünün propagandasını yapmak, halkı kin ve düşmanlığa sevk etmek" iddiasıyla soruşturma açılan Cizre Belediye Başkanı Leyla İmret, İçişleri Bakanlığı tarafından görevinden uzaklaştırıldı.

Gazeteciler susturulmaya çalışılıyor

Posted: 11 Sep 2015 01:54 PM PDT



Hürriyet Gazetesi'ne yapılan saldırılar sonrası Doğan Ailesi adına açıklama yapan Yönetim Kurulu Başkanı Vuslat Doğan Sabancı, "Bu bir binaya saldırı meselesi değil. Bunun nedeni, çok zor şartlar altında gerçekleştirdiğimiz bağımsız yayıncılık anlayışımızdır" dedi
Vuslat Doğan Sabancı, saldırıların kendilerini korkutamayacağını söyledi.

Hürriyet Gazetesi'nin saldırıya uğramasına ilişkin Doğan ailesi adına kapsamlı bir açıklama yapıldı. Doğan TV Holding Yönetim Kurulu Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, Doğan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Begümhan Doğan Faralyalı ve Başkan Vekili Hanzade Doğan Boyner ile grup yöneticilerinin de katıldığı gazete önündeki basın açıklamasını Hürriyet Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Vuslat Doğan Sabancı okudu.

Mesele başka

Vuslat Doğan Sabancı açıklamasında "Bu mesele üç camın, bir kapının kırılması, bir binaya saldırılması meselesi hiç değildir. Bu halkın haber alma özgürlüğünün ve bunun için çalışan gazetecilerin susturulmaya çalışılması meselesidir. Saldırılar bizi korkutmaz, korkutamayacak" dedi. Vuslat Doğan Sabancı, ülkenin içinden geçtiği zor dönemde, Hürriyet binasının da iki kez saldırıya uğradığını belirtti ve bunun tek nedeninin, grubun hedef gösterilmesi olduğunu söyledi.

Vatan sevgimiz

Sabancı açıklamasını şu sözlerle sürdürdü: "Başta babam Aydın Doğan olmak üzere grubumuzda çalışan gazeteciler, yazarlar ve yöneticiler, uzun süredir yalanlarla, iftiralarla, hedef gösteriliyor. 'Teröre destek verdiğimiz' şeklinde korkunç iftiralar atılıyor... Bizim 67 yıldır teröre karşı nerede durduğumuzu anlatmaya gerek yoktur. Her zaman PKK terörünün ve adı ne olursa olsun her türlü terörün karşısında olduk ve olmaya devam edeceğiz. Ayrıca bizim vatan sevgimizi sorgulamak da kimsenin haddi değildir." Açıklamada, son iki saldırının, Doğan Ailesi'ne karşı, uzun süredir devam ettirilen sistematik karalama ve yıldırma kampanyasının parçası olduğunu vurgulayan Sabancı: "Doğan Grubu olarak, son sekiz senedir büyük bir mücadele veriyoruz. Bu ülkenin yıllardır en üst seviyede vergi rekortmeni olmuş ve sayısız ödüller almış bir aileyi 'petrol kaçakçısı', 'vergi kaçakçısı' ve 'terörist' gibi yalan ve uydurma suçlamaların hedefi haline getirmek, ne aklın ne de vicdanın kabul edeceği birşeydir. Biz bu sistematik saldırıların nedenini çok iyi biliyoruz. Bu saldırıların nedeni, çok zor şartlar altında gerçekleştirdiğimiz bağımsız yayıncılık anlayışımızdır" dedi. Doğan Grubu'nun ilkelerinden ödün vermeden yayıncılık yapmaya devam edeceği vurgulanan açıklamada, şiddet ve terör güçlü ifadelerle kınandı. Birlik ve kardeşlik çağrısı yapıldı. Sabancı açıklamaya şu sözlerle son verdi: "Birlikteliğimize, kardeşliğimize kasteden, huzurumuzun ve hürriyetlerimizin kapısını paramparça eden şiddeti sonuna kadar kınıyoruz. Terör bir insanlık suçudur. Hepimizin tek yürek olarak bu terör belasına karşı dimdik ayakta durması gerekir. Terörün yaratmak istediği kaos ve kardeş kavgası tuzağına düşmemeliyiz. Son dönemde tırmanan şiddet ve terör olayları nedeniyle hayatını kaybeden tüm şehitlerimize ve vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, onların yakınlarına, yetim kalan çocuklarına ve bütün milletimize baş sağlığı ve sabır diliyorum."

Gül: Medyaya saldırı imajı sarsar

11.Cumhurbaşkanı Abdullah Gül yaptığı açıklamada medyaya yapılan saldırıları çok yanlış bulduğunu söyledi. Gül sözlerini şöyle sürdürdü: "Özellikle bu konuya dikkat çekmek isterim. Gazetelere medyaya ne olursa olsun bu tür baskınlar saldırılar Türkiye'nin dışarıdaki imajını sarsar. Doğru bulmuyorum. Kesinlikle buna müsaade edilmemeli."

Ermenistan, PKK için ikinci Kandil konumundadır

Posted: 11 Sep 2015 01:52 PM PDT



"Ağrı Dağı- Ermenistan hattı PKK'nın tehdidi altında. Iğdır'ın terörize edilmesi amaçlanıyor. Yetkililerin uyanık olması gerekiyor..."
TÜRKSAM Başkanı ve eski MHP Iğdır Milletvekili Sinan Oğan, Dağlıca ve Iğdır'dan gelen şehit haberlerinin yürekleri dağladığını söyledi. Iğdır'a polise moral vermek için geldiğini söyleyen Oğan, "PKK'nın Ermenistan'ı ikinci Kandil olarak belirlemesi, bunun için Iğdır'ın terörize edilmesi üzerinde düşünülmeli" dedi.

"Ermenistan, ikinci Kandil konumundadır"

Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Analizler Merkezi (TÜRKSAM) Başkanı ve MHP Iğdır eski Milletvekili Sinan Oğan, son günlerde yaşanan terör olaylarını değerlendirirken "Ermenistan, PKK için ikinci Kandil konumundadır" dedi. Manisa'nın Turgutlu İlçesi'ndeki şehit ailesine başsağlığı dilemek ve destek için gittiğini anımsatan Oğan, polise moral ve destek vermek için de Iğdır'a geldiğini belirtti. Türkiye ve uluslararası alanda terör çalışması yaptığını, bu nedenle 13 polis memurunun şehit olduğu Iğdır-Aralık karayolunda da incelemelerde bulunduğunu ifade eden Sinan Oğan, yaptığı açıklamada şunları söyledi: "Uzun süredir belirttiğim, çözüm sürecinde yollara döşenen mayınların, bombaların şimdi patlatıldığını, yerinde yaptığımız incelemede bunun tekrar ortaya çıktığını görüyoruz. Yine önemli bir husus var burada. Çözüm süreci döneminde birçok karakol kapatıldı. Bu kapatılan karakolların bir kısmı Iğdır'daydı. Özellikle Tuzluca ilçemizdeki karakolların kapatılmasıyla PKK'nın adeta önü açılmış oldu. Ermenistan bugün PKK için ikinci Kandil konumundadır. Ağrı Dağı-Ermenistan hattı PKK tehdidi altındadır. Son dönemlerde özellikle eylemlere baktığımızda, TIR yakmaların bir sebebi de yollardaki güvenliği tehlike altına almak ve rahatça o yollara bomba döşemek içindir. Ama Iğdır'da yollara döşenen bombalar yakın tarihte döşenen bombalar değil. PKK'nın Ermenistan'ı ikinci Kandil olarak belirlemesi, bunun için Iğdır'ın terörize edilmesi, Türkiye'de üzerinde çok düşünülmesi gereken bir konu."

http://sozcuhaber.blogspot.com.tr

Rusya'dan, IŞİD ile mücadele için Suriye'ye destek

Posted: 11 Sep 2015 01:46 PM PDT



Rusya'nın son dönemde Suriye'ye silah desteğini artırdığı haberleri Batı'da tepkilere neden olurken Moskova, Suriye'nin IŞİD ile mücadelede kullanması için bu ülkeye, mühimmat gönderdiğini açıkladı

Rus basınına konuşan üst düzey bir askeri yetkili, Suriye'ye satılan silahların IŞİD'e karşı mücadelede kullanma amaçlı bombaatar sistemler ve BTR-82A zırhlı araçlar, askeri yük kamyonu Urallar olduğunu söyledi. Aynı yetkili Rusya'nın kesinlikle uluslararası anlaşmaları ihmal etmediğini ve Şam ile Moskova arasındaki mevcut anlaşmalara uygun yapıldığını vurguladı. Ayrıca 400 milyon dolar avans alınarak satılması planlanan S-300 füze sistemlerinin, Rusya ile İsrail arasında yapılan görüşmeler sonrası teslimatından vazgeçildiğini belirtti. Amerikan tarafı ise son günlerde iki tank çıkarma gemisi ve ek kargo uçaklarının Rusya'dan Suriye'ye gittiğini ve az sayıda denizci askeri de götürdüğünü iddia etmişti. Bu arada Rusya Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Mariya Zaharova, Suriye'deki Rus askeri uzmanların, ülkeye gönderilen silahların nasıl kullanıldığının öğrenilmesine yardımcı olduğunu söyledi. Böylece Zaharova, Rusya'nın Suriye'ye askeri yığınak yaptığı yönündeki iddiaları da yalanlamış oldu.

'Yardımlar uluslararası hukuka uygun'
Moskova'da gazetecilerin sorularını yanıtlayan Zaharova, "Suriye'de Rus askeri uzmanlar olduğunu bir kez daha doğrulayabilirim. Bu uzmanlar ülkeye gönderilen silahların nasıl kullanılacağının öğrenilmesine yardımcı oluyor" dedi. "Suriye'yle olan askeri işbirliğimizi hiçbir zaman gizlemedik" diyen Zaharova,"Suriye'ye uzun zamandan beri silah gönderiyoruz. Bunu da mevcut anlaşmalar ve uluslararası hukuka uygun biçimde yapıyoruz" ifadelerini kullandı. Zaharova, Rusya'nın Suriye'ye yaptığı askeri yardımları artırıp artırmayacağına dair soru karşısında da şunları söyledi: Bizden terörle mücadele için ilave önlemler talep edilirse, bu talepler uluslararası hukuk ve Rus yasaları kapsamında değerlendirilecektir.

Rus askerler Suriye için savaşıyor iddiası
Öte yandan Rusya ordusuna bağlı birliklerin Suriye'de Cumhurbaşkanı Beşar Esad'a bağlı birliklerin yanında muhalif gruplara karşı çatışmalara girdiği ifade ediliyor. Reuters haber ajansına bilgi veren kaynaklar, çatışmalara katılan Rus birliklerinin sayısının şu an için sınırlı olduğunu da ifade etti. Ajansın haberinde "Son gelişmeler ABD'nin 'Rusya Suriye'deki iç savaşa müdahale etmeye hazırlanıyor' endişelerini doğrular nitelikte" deniyor. Bu hafta içerisinde Rusya'ya ait üç askeri kargo uçağı, Suriye'nin Lazkiye kentine iniş yapmıştı. ABD Rusya'dan yapılan sevkiyatın prefabrik binaların yanı sıra hava kontrol teçhizatları içerdiğini iddia etse de, Rusya uçakların rutin insani yardım taşıdığını savunuyor.

Esad giderse Suriye IŞİD'in olur
"Libya'da Kaddafi kolaylıkla devrildiği halde Suriye'de Beşar Esad hala neden koltuğunu koruyor?" Uzun yıllar Moskova ve Ortadoğu muhabirliği yapan ünlü İrlandalı gazeteci yazar Patrick Cockburn'un İngiltere gazetesindeki yorumunda, bu farkın nedeninin Rusya olduğu belirtiliyor. Rusya Libya'da Batı ile uzlaşırken, Suriye'de Esad'ı yenilgiden kurtarmak için gereken askeri ve diplomatik desteği sağladı. Yorumcuya göre Putin Rusya'sı artık Orta Doğu'da neredeyse Sovyetler Birliği'nin geçmişteki gücüne yaklaşmışken, ABD ve İngiltere bölgede, Afganistan ve Irak'ta hedeflediklerini elde edememelerinden ötürü on yıllardır güç kaybediyor. Rusya Suriye'ye silah ve askeri desteğini arttırdı.

ABD'nin sağduyulu politikası yok
Obama yönetiminin, IŞİD ile mücadele için giden bu silahları engellemeye çalışması, hala, sağduyulu bir Suriye politikasının olmadığını gösteriyor. Çünkü Batılılar, bir yandan da Rusya'nın bölgede artan gücünden ötürü kararsızlığa düşüyorlar. Öte yandan Almanya'daki önemli Ortadoğu uzmanlarından Michael Lüders, Suriye'nin bugün IŞİD'in hâkimiyetinde olmamasında Devlet Başkanı Beşar Esad'ın önemli rolü olduğunu söyledi. Alman televizyonuna konuşan Lüders, "Batılı ülkeler, Körfez ülkeleri ve Türkiye, Esad'ı devirme konusunda kararlı. Diğer taraftan Rusya, İran ve Çin ise Esad'ın devrilmesini engellemeye ve Suriye liderine destek olmaya devam ediyor. Bu durum, krizin büyüklüğüne işaret ediyor" dedi.

Societe Generale’den Türkiye raporu

Posted: 11 Sep 2015 01:44 PM PDT



İngiltere'nin başkenti Londra'da Societe Generale stratejisti Phoenix Kalen tarafından hazırlanan raporda, "Ülke, siyasi kargaşa, güvenliğe yönelik tehditler, enflasyonun yeniden artması, makro temel göstergelerdeki bozulmalar ve yapısal reformların uygulanmasına uygun bir ortamdan kaynaklanan büyüyen zorluklarla karşı karşıya" dedi. Raporda, piyasa yaklaşık iki aydır süren Türk Lirası'nın değer kaybı ve negatif haberlerin akmaya devam etmesi ile birlikte olumsuz etkileniyor görünürken, Türk varlıklarında kısa veya orta vadeli toparlanma beklentilerinin "minimal" olduğu vurgulandı. Kalen, ayrıca, kur geçişkenliğinden dolayı, enflasyonun önümüzdeki aylarda "daha da yükselebileceği" uyarısında bulundu.

Fetullahçı Terör Örgütü’ne mali destek iddiası

Posted: 11 Sep 2015 01:42 PM PDT



Koza İpek Holding'in Ankara'daki binasında Fetullahçı Terör Örgütü'ne (FETÖ) mali destek sağlandığı iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında yeniden arama başlatıldı

Ankara Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Fetullahçı Terör Örgütü'ne mali destek sağlandığı iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında, Koza İpek Holding'in Yenimahalle'deki merkez binasında dün arama yaptı. Aramanın, soruşturmayı derinleştiren Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yeni belgeler istemesi üzerine gerçekleştirildiği, herhangi bir gözaltı kararının bulunmadığı bildirildi.

ABD planladı Türkiye piyon oldu

Posted: 11 Sep 2015 01:40 PM PDT



ABD'nin gizli diplomatik yazışmalarını tüm dünyaya ifşa eden Julian Assange, 'Beşşar Esad'ı devirme planının iç savaş başlamadan yıllar önce ABD'nin gündeminde olduğunu açıkladı.

Türkiye'nin de maalesef alet olduğu, milyonlarca Suriyelinin evlerini terkedip mülteci konumuna düşmesine neden olan ve geçtiğimiz günlerde İzmir'de sahilde bulunan cansız bedeniyle dünyanın gündemine giren Aylan bebek gibi binlercesinin ölümüne neden olan Suriye krizinin ABD'nin planladığı bir senaryo olduğunu bir kez daha ortaya çıktı. Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'la ilgili yeni bir iddia ortaya atıldı. WikiLeaks kurucusu Julian Assange'ın iddiasına göre 'Beşşar Esad'ı devirme planı iç savaş başlamadan yıllar önce ABD'nin gündemindeydi.' ABD'nin gizli diplomatik yazışmalarını tüm dünyaya ifşa eden Assange iddiasına kaynak olarak Washington-Şam hattında 2006'da yapılan yazışmaları gösterdi. Bu yazışmalarda dönemin Şam büyükelçisi, Esad rejimini devirecek bir plandan bahsediyor. WikiLeaks kurucusu Assange, Suriye hükümetinde darbe endişesi yaratarak Şam yönetiminin aşırı tepki vermesinin amaçlandığını iddia etti. Gizli belgelerde ayrıca Sünni ve Şii gruplar arasında gerginlik çıkarmak için neler yapılabileceğinin tartışıldığı ileri sürüldü. Assange'ın bu iddiası "WikiLeaks Dosyaları" adlı kitabında yer aldı. Kitap, hakkında tutuklama kararı olduğu için 3 yıldır Londra'daki Ekvador Büyükelçiliği'nden dışarı adım atamayan Assange'ın yayınladığı belgelerin yarattığı etkinin incelendiği makalelerden oluşuyor.

Savaşın bilançosu korkunç
Suriye'de Mart 2011'de başlayan ve 5 yıla yaklaşan bir süredir devam eden iç savaş dolayısıyla 4 milyonu aşkın Suriyeli sığınmacı konumuna düşerken, 220 binden fazla insan öldü. Ölenlerin yaklaşık 20 bini çocuk. 8 milyona yakın sayıda insan da Suriye içinde evlerini terketmek zorunda kaldı. ABD'nin şekil verdiği senaryonun kan gölüne çevirdiği Suriye'de bu dönemde 2 bin 91 cami, 41 kilise, 327 hastanenin saldırıya uğradı ve yüzlercesi kullanılmaz hale geldi. Suriye dışına kaçan 4 milyonu aşkın Suriyelinin 2 milyonu Türkiye'de bulunuyor.

Cizre Türkiye’nin Kobanisidir

Posted: 11 Sep 2015 01:36 PM PDT



HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve iki HDP'li bakanın da aralarında olduğu heyetin sokağa çıkma yasağının olduğu Cizre'ye girme çabaları sonuçsuz kaldı.

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve iki HDP'li bakanın da aralarında olduğu heyetin sokağa çıkma yasağının olduğu Cizre'ye girme çabaları sonuçsuz kaldı.
Dün sabah İdil İlçesi'nden Cizre'ye doğru yürüyen HDP'liler ilçeye alınmayınca İdil'e döndü. Demirtaş, partililerle yaklaşık 1 saat burada bekledikten sonra yaptığı açıklamada "Cizre Türkiye'nin Kobanisidir. Orada 120 bin kişi rehin tutuluyor" iddiasında bulundu. Demirtaş, "Orada neler yaşanıyorsa, açsınlar birlikte bakalım. Biz şimdi İdil'e dönüyoruz ama bu geri dönüş değil. İdil'de Cizre kriz merkezini kuruyoruz"şeklinde konuştu.

BİLANÇO AĞIR
İçişleri Bakanı Selami Altınok, Şırnak'ın Cizre İlçesi'nde yürütülen operasyona ilişkin açıklama yaptı. Açıklamayla Cizre'de yürütülen operasyonun bilançosu da ortaya çıkmaya başladı. 4 Eylül 2015 günü başlayan operasyonlarda 800 kilogram patlayıcının imha edildiği, 30 hendek ve barikatın kaldırıldığı belirtildi.
Ayrıca 10 PKK mensubu gözaltına alınırken 7 PKK'lının da ölü olarak ele geçirildiği kaydedildi. Operasyonlarda 11 polis ile 4 vatandaşımızın yaralandığı, bir vatandaşımız da hayatını kaybettiği belirtildi.

69 BİNAYA SALDIRI
Ülke genelindeki terör protestolarını bahane ederek gerçekleştirilen provokasyon amaçlı eylemlerde, 69 parti binasına saldırı gerçekleştiği, 7 ilde toplam 30 ev ve iş yeri ile 8 aracın hasar gördüğü bilgisini de aktaran Altınok, bu eylemlerde, 40 polisle 51 sivilin yaralandığını, 2 kişinin de öldüğünü ifade etti. Altınok, kamu düzenini bozan bu eylemlerle ilgili olarak gözaltına alınanların sayısının da 310 olduğunu bildirdi.

MHP’den ‘açılımcılar’a suç duyurusu

Posted: 11 Sep 2015 01:35 PM PDT



MHP, açılım sürecini başlatanlar hakkında suç duyurusunda bulundu. MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman, dün Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na dilekçe verdikten sonra gazetecilere açıklama yaptı.

MHP, açılım sürecini başlatanlar hakkında suç duyurusunda bulundu.

MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman, dün Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na dilekçe verdikten sonra gazetecilere açıklama yaptı. Büyükataman, başvurunun içeriği hakkında şu bilgileri aktardı:
"Suç duyurusu müracaatımıza esas teşkil eden ve kamuoyu önünde açıkça cereyan eden süreçte anayasal suç işleyen, konusu suç olan emri uygulayan, suçluyu kayıran, görevini kötüye kullanan, kamu görevini terk eden veya yapmayan, suçu bildirmeyen, suç delillerini yok eden, gizleyen veya değiştiren, suç delillerini bildirmeyen, terör örgütüne yardım ve yataklık eden kamu görevlileri ve diğer şüpheliler hakkında kamu davası açılmasını, çözüm sürecini övünerek başlatan eski Başbakan, yeni Cumhurbaşkanın yargılanması için gerekli işlemlerin başlatılmasını, hâlâ yasama dokunulmazlığı bulunan şüpheliler hakkında fezleke düzenlenerek TBMM'ye gönderilmesini saygıyla arz ve talep ederiz."
Partisinin 14 Mayıs 2013'te de "açılım" süreci konusunda ve 63 akil insan hakkında ılığa suç duyurusunda bulunduğunu ancak bunun takipsizlikle sonuçlandığını anımsatan Büyükataman, her iki başvuruya da konu olan suç unsurlarının bugün fazlasıyla oluştuğunu kaydetti. Büyükataman, bugün, açılım masasının bir tarafı olan PKK'nın AKP'yi, AKP'nin de PKK'yı suçlar hale geldiğini ifade ederek "İki taraf da birbirini verdikleri sözleri tutmamakla suçlamaktadır. Bu sözlerin neler olduğunu tahmin etmek güç değildir. Taraflar buluşma yerinde anlaşamadığı için mi bu şehitleri vermekteyiz? Açılım süreci denilen bu ihanet sürecinde PKK'ya bilerek taviz verildiği AKP'li Bakan, Milletvekili ve Danışmanlar tarafından açıkça itiraf edilmektedir" diye konuştu.

ÖSO diye PKK beslenmiş

Posted: 11 Sep 2015 01:27 PM PDT



Suriyeli muhaliflere gönderilen silah ve patlayıcıların önemli bir bölümünün PKK'nın eline geçtiği ve Suriye operasyonuyla birlikte PYD bölgesinden Türkiye'ye sokulduğu ortaya çıktı

Türkiye üzerinden Suriyeli muhaliflere gönderilen silah ve patlayıcıların önemli bir bölümünün PKK'nın eline geçtiği ve PYD bölgesinden Türkiye'ye sokulduğu belirlendi. Silahların 2011 yılında başlatılan Suriye operasyonu sonrası Türkiye'ye sokulduğu belirlendi.

ÖSO BAŞROLDE
Suriye tarafında büyük çoğunluğu muhaliflerin kontrolünde olan Hatay-Cilvegözü sınır kapısı ve Reyhanlı'dan gayrı resmi yollardan Suriye'ye gönderilen patlayıcı ve silahların bir süre sonra terör grupları tarafından PKK'ya satıldığı öğrenildi.
PKK'nın da bu silahları daha sonra PYD'nin kontrolündeki bölgelere taşıdığı, oradan da Türkiye'ye soktuğu bildirildi.
Konu ile ilgili olarak Aydınlık'a bilgi veren kaynaklar, PKK'ya silah satışında kritik rolü ÖSO'nun oynadığını belirterek, "Suriye olayları başladığında ÖSO ön plandaydı. ÖSO, genellikle kanun kaçaklarından, uyuşturucu satıcılarından, pis işlerde uğraşanlardan oluşuyordu. Onların vatan diye bir dertleri yoktu. Kim parayı verirse onlar kullanıyordu. Suudi Arabistan ve Katar parasıyla alınan milyonlarca dolarlık silah Türkiye üzerinden Suriye'ye geçirilerek teslim edildi. Bunların birçoğu Libya'da ve Yugoslavya iç savaşında da kullanılan silahlardı. Yeni, gelişmiş silahlar da vardı. ÖSO bu silahları üçte bir, dörtte bir fiyatına PKK'ya sattı" dedi. PKK'nın aldığı silahları hızla Kürt nüfusun yoğun olduğu bölgelere kaydırdığını vurgulayan kaynaklar, bu silahların PYD'nin bölgeleri ele geçirme döneminde kullanıldığını ifade ettiler.

KANTONLAR SONRASI
Türkiye ve Kandil'den destek için Suriye'ye geçen PKK'lıların da bu silahları kullandığını belirten kaynaklar, "PYD bölgede daha fazla silah edinince, ABD silah ve mühimmat desteğini arttırınca PKK, Suriyeli muhaliflerden satın aldığı silahları Türkiye'ye taşımaya başladı. Bunlar arasında çok sayıda Doçka ve şehir savaşında kullanılan gelişmiş silahlar ile büyük miktarda patlayıcılar var. TSK sınır denetimini arttırınca bu sevkiyat durdu. Ama geç kalındı" ifadelerini kullandılar.

İŞTE ÖRGÜTÜN SİLAH KAYNAKLARI
PKK'nın eline geçen silah ve patlayıcıların para kaynağı esas olarak Suudi Arabistan ve Katar. AKP iktidarı da 2011 yılından bu yana MİT üzerinden bu sevkiyatı organize ediyor. Taşınan silahların kaynakları şunlar: Libya: Kaddafi'nin devrilmesi sırasında muhaliflere ABD ve AB ülkelerince sağlanan silahların bir bölümü deniz yoluyla Hatay sınırları içindeki limanlara taşındı. Suudi Arabistan: Suriye operasyonu sonrası Riyad ve Cidde'den Hatay'a başlayan uçak seferlerinde Esad yönetimine karşı savaşacak askerlerle birlikte silah ve mühimmat da getirildi.
Hırvatistan: Alınan silahlar Kıbrıs Rum kesimine, oradan da Türkiye'ye getirilip Suriyeli muhaliflere aktarıldı. Türkiye: Yaklaşık 200 TIR'lık sevkiyatta hangi silahların olduğu bilinmezken, "MİT TIR'ları" olarak anılan ve çok az bir bölümü yakalanan silahların PKK'nın eline geçip geçmediği bilinmiyor. Suriye: Çoğunluğu Rus yapımı olan Suriye ordusuna ait cephaneliklerden ele geçirilen silahların miktarı bilinmiyor.

Dağlıca şehidine veda

Posted: 11 Sep 2015 01:26 PM PDT



Türkiye bir evladını daha toprağa verdi. Teröristlerin saldırısı sonucu Dağlıca'da şehit olan Okan Taşan'ın cenazesi 'Kahrolsun PKK' sloganlarıyla uğurlandı. Şehidin babası Bayram Taşan'ın 'Okan ölmedi, yaşıyor. Binlerce Okan var' diye haykırması yürekleri dağladı

Hakkari'nin Dağlıca bölgesinde PKK'lı teröristlerin saldırısında şehit olan 16 askerden Bakım Üstçavuş Okan Taşan, Ankara'da son yolculuğuna uğurlandı. Taşan'ın cenazesine eşi polis, oğlu ise asker üniformasıyla katıldı.
Hakkari'nin Dağlıca bölgesinde PKK'lı teröristlerin saldırısında 16 asker şehit olmuştu. Erzurumlu şehit Bakım Üstçavuş Okan Taşan'ın cenazesi Ankara'da toprağa verildi. Taşan için Kocatepe Camisi'nde kılınan cenaze namazına Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Meclis Başkanı İsmet Yılmaz, Başbakan Ahmet Davutoğlu, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar ve kuvvet komutanları, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek katıldı. Törende Güneydoğu gazileri ile Türkiye Gençlik Birliği üyeleri de yer aldı.

'AŞKIM VATAN İÇİN ŞEHİT OLDU'
Şehidin cenazesine eşi Aylin Taşan, polis olmamasına rağmen polis üniformasıyla, 5 yaşındaki oğlu Meriç de asker üniformasıyla katıldı. Aylin Taşan'ın bu tutumu Iğdır'da ve diğer şehirlerde şehit olan polislere mesaj oldu. Askerlere mesajı da oğlu Meriç verdi. Meriç babasını el sallayarak uğurlarken Aylin Taşan gözyaşlarını tutamadı. Aylin Taşan'ın "Aşkım vatan için şehit oldu" sözleri yürekleri dağlarken şehidin babası Bayram Taşan da, "Okan ölmedi, yaşıyor. Binlerce Okan var" diye bağırdı. Cenaze törenine katılanlar, "Şehitler ölmez vatan bölünmez", "Kahrolsun PKK" sloganlarını attılar. Şehidin cenazesi kılınan cenaze namazının ardından Cebeci Askeri Şehitliği'nde toprağa verildi.

TEĞMEN EĞİTİMDE ŞEHİT DÜŞTÜ
İzmir Foça Jandarma Komando Okulu'ndaki eğitim sırasında 23 yaşındaki Teğmen S.A. boynuna isabet eden kurşunla yaralandı. Foça Devlet Hastanesi'ne kaldırılan teğmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Şehit teğmenin Malatyalı olduğu öğrenildi. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

ÇANAKKALE'DEN SONRA İLK ŞEHİTLERİNİ VERDİLER
Tunceli'de polis lojmanlarına PKK'lı teröristlerin düzenlediği saldırıda şehit düşen polis memuru 21 yaşındaki Aydın Nazillioğlu memleketi Balıkesir'in Bayat Köyü'nde son yolculuğuna uğurlandı.
Şehidin babası Yaşar Nazillioğlu, "Vatan sağ olsun" ifadelerini kullandı. Şehit Nazillioğlu'nun cenazesi, kılınan namazın ardından defnedildi. Cenaze törenine, Dağlıca'da şehit olan Astsubay Çavuş Deniz Göçkün'ün ailesi, Balıkesirsporlu futbolcular ve çok sayıda vatandaş katıldı.
Nazillioğlu, doğup büyüdüğü Balıkesir'in Bayat Köyü'nün yaşlıları, "Çanakkale'de çok şehit verdik. Ancak o günden bu yana hiç şehidimiz yoktu. Aydın, köyümüzün Çanakkale'den sonraki ilk şehidi oldu" dedi. Şehidin mahallesi ve babaevi Türk bayraklarıyla donatıldı. Şehidin arkadaşları, Nazillioğlu'nun fotoğrafını bastırıp, baba evinin duvarına astı. Komşu köylerde yaşayan birçok kişi de şehit evine başsağlığına geldi.
Bayat Mahallesi Muhtar Azası Mehmet Alkan, "Şehidin ailesi kendi yağıyla tuzuyla kavrulan bir aile. Zor koşullarda iki çocuğu okuttular. Önce Hamza, sonra da Aydın polis oldu. Balıkesir Pamukçu'daki Polis Meslek Yüksekokulu'nu bitirdi, Ankara'da eğitim gördükten sonra ağabeyi gibi tayini Tunceli'ye çıktı. İki kardeş birlikte tuttukları evde kalıyorlardı. Özel Harekat'ta görev yapan Aydın, Vali Konağı'nda nöbet tutarken, saldırıya uğramış ve şehit düşmüş. Aydın, Çanakkale Savaşları'ndan sonraki ilk şehidimiz oldu. Acımız çok büyük" dedi.

PKK'ya bombalar ABD'den

Posted: 11 Sep 2015 01:19 PM PDT



Dağlıca ve Iğdır bombaları ABD'den
PKK'nın Dağlıca ve Iğdır'da patlattığı bombaların Suriye'nin kuzeyinde, ABD'nin koruması altındaki köylerde üretildiği ortaya çıktı. Bombalar Kamışlı'dan Irak'ın kuzeyine geçirilip oradan Türkiye'ye ulaştırılıyor.

PKK'nın Dağlıca ve Iğdır'da kullandığı EYP'lerin (El Yapımı Patlayıcı) Suriye'nin PYD kontrolündeki bölgelerinden geldiği ortaya çıktı. Örgütün, onlarca ton ağırlığındaki EYP'leri, halen Suriye'nin kuzeyinde ABD'nin hava koruması altındaki köylerde ürettiği, Kamışlı üzerinden Irak'ın kuzeyine geçirdiği ve Türkiye'ye soktuğu öğrenildi.
Ankara'da yapılan değerlendirmeler ışığında Dağlıca'ya giden süreç şöyle işledi:
- Terör örgütü, Dağlıca saldırısı için yaklaşık bir aydan bu yana hazırlanıyordu. Özellikle, 23-24 Temmuz ve 1 Ağustos tarihlerinde TSK'nın Kandil ve Bölge çevresinde yaptığı, örgütün de ağır zayiat verdiği saldırılar sonrasında PKK, eylemlerini ses getirecek şekilde Güneydoğu Anadolu kırsalına taşıma kararı verdi.
- PKK'nın bu kararı almasında; örgütün gençlik yapılanmalarının Silopi, Cizre, Nusaybin gibi yerleşim merkezlerinde hendekler kazarak başlatmaya çalıştığı meskûn mahal savaşının başarısız olması etkili oldu. PKK yeniden kırsalda eylem yapmaya karar verdi. Gerek, canlı kalkanlar nedeniyle Batılı kamuoyunun dikkatinin bu bölgede olması gerekse, Irak'ın kuzeyinden ve İran'dan geçiş için elverişli konumda bulunması nedeniyle özellikle Dağlıca seçildi.
- PKK'lılar, dağınık ve küçük gruplar halinde Türkiye sınırını geçti. Militanların en az yarısının, Irak'ın kuzeyindeki kamplardan geldiği, deneyimli militanlar arasından seçilmiş olduğu değerlendirildi.

BOMBA EĞİTİMİ CONİLERDEN
- EYP'ler 2013'ten sonra IŞİD tarafından Rakka'da üretilmeye başlandı. EYP'lerin, PKK/PYD unsurları tarafından kullanılmaya başlanması ise Kobani'de oldu.
- YPG militanları ve PKK''lılar Kobani'de, eski ABD askerleri tarafından EYP yapımı, tuzaklama ve pusu konularında eğitildiler.
- PYP ile birlikte Kobani'de EYP hazırlamasını, kullanmasını ve tuzaklama modellerini öğrenen PKK'lılar, bunu Türkiye'de uygulamaya koydular. Dağlıca'da 400 kilo patlayıcı ile yapılan tuzaklamanın ve tankı durdurabilecek kadar büyük patlamaya neden olan bir EYP'nin, kısa süre içinde amatör militanlar tarafından hazırlanamayacağı dikkate alındığında, örgütün bu mekanizmaları, Suriye'nin kuzeyinden getirdiği değerlendirildi.
- EYP'lerin hammaddeleri ağırlıklı olarak Ukrayna ve Rus kökenli. Patlayıcılar, cihatçı grupların Suriye ordu depolarını yağmalamaları sonucunda elde edilirken, PKK'nın eline geçmesi söz konusu.
- IŞİD'in ve Suriye ordusunun geride bıraktığı bin 500 kadar uçaksavar ve geri tepmesiz top bulunuyor ve bunlar silah kara borsasında satılıyor. PKK artık daha ağır silahlara ulaşabiliyor.

Zaferin Kadınları...

Posted: 11 Sep 2015 02:00 AM PDT



Uşak'ın üçte biri yok olmuş, Manisa'nın 18 bin yapısından beş yüzü ayakta kalmıştı…

9 Eylül 1922'de Nif'e (Kemalpaşa) geldiğinde birkaç basamakla çıkılan tek katlı bir evde kalacaktı. Zafer kazanmış bir komutan olsa da saraylara ihtiyacı yoktu. Bunu öğrenen kasabadan bazı kadınlar eve koşmuşlar ve o gelmeden ortalığı düzeltmeye çalışmışlardı. Kızıl bir ölüm alevi gibi bütün Batı Anadolu'yu kan ve ateşe boğan Yunanlılardan onları kurtaran Paşaları içeri girdiğinde Halide Edip'in anlatımıyla:

"Gölgeler gibi çekingendiler. Onu dar girişte görünce, yere doğru eğildiler. Sarılıp dizlerinden öptüler. Başörtülerinin uçlarıyla çizmelerinin tozlarını sildiler. Gözlerinden onun çizmelerine gözyaşları damlıyordu. Sonra geçip önünde el bağladılar. Ona yaşlı gözlerle uzun uzun baktılar."

Ata, "Ey Kahraman Türk Kadını, sen yerde sürüklenmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın." cevabıyla onları ÇEKİNGEN GÖLGELERDEN YAKICI GÜNEŞLERE çevirdi.

Ülkemizin aydınlığını onlara borçluyuz. Onlar ki Nene Hatun'lardan Gezi'deki Kırmızılı Kadın'a, yaylaların Hava Ana'sına kadar ansızın parlayan bir direniş ışığı olup yayılırlar karanlığın yüreğine. Anadolu'nun sönmeyen fenerleridir onlar, Anadolu aydınlanmasının ve aşkının parıltılarıdırlar.

Yurda, çağdaşlığa, yurdun temiz havalarına, doğasına düşman olanların karşısına dikilen halk evlatlarıdır. Her zaferin gizli öncüleri, memlekete uzanan elleri yakan güneşlerimizdir onlar, her yaşam neşesinin sahibidirler onlar. Onlar Zaferin Kadınlarıdır.

Hiç yorum yok: