Sözcü Haber |
- Hangi telefonlar 4.5G uyumlu
- Tüm samimiyetiyle Levent Kırca
- Ege'de mülteci botu battı, 34 kişi hayatını kaybetti
- Türkiye’de 'kobaylık' anlayışı ve kobay algısı değişmeli
- Instagram'ın yeni kraliçesi
- Müslüman gençlere bireysel saldırı çağrısı
- IŞİD, Kürtlere kentten çıkmaları için iki gün verdi
- Temmuz'dan bu yana 1192 terörist etkisiz hale getirildi
- Gerçekte Çiftçi Destekleniyor mu?
- CHP’nin Dinsizlik Algısı Üzerine…
- Gezi Direnişi'nde polis dikkatsiz ve özensiz davrandı
- O kıyafet hayatını kararttı
- Bizim sefaletle boğuşan insanlarımız var
- Bölücü Terör Örgütü çocuklara yönelecek kadar alçalmıştır
- Cumhuriyet'e sansür
- Diyarbakır ve Şırnak'ta 3 polis şehit
- Mücadelesiz ve eziyetsiz hiçbir zafere ulaşamadık
| Posted: 13 Sep 2015 02:33 PM PDT 4.5G ihalesi tamamlandı ve onaylandı. Nisan ayı gibi kullanılması beklenen 4.5G, hangi telefonlar tarafından kullanılabilecek? Mobil cihazlarda, 4.5G'nin nimetlerinden yararlanmak istiyorsak, cihazın modeminin 4G / LTE desteğine sahip olması gerekiyor. Fakat pek çok mecranın ve kullanıcının atladığı bir nokta var. 4G / LTE desteğine sahip cihazların modemlerine baktığımızda Cat 4, Cat 6, Cat 9 ve Cat 10 gibi bazı terimlerin ve sınıflandırmaların olduğunu görüyoruz. Eğer sizin operatörünüz 375, 400 hatta 450 Mbps seviyesinde hızları sizlere sunabiliyorsa, Cat 4 sınıfı bir modeme sahip akıllı telefonla, o hızları kullanamazsınız. Cat 4 desteğine sahip cihazların ulaşabileceği hız seviyesi 150 Mbps iken, Cat 6 cihazların ulaşabildikleri rakamlar ise 300 Mbps seviyesinde. İşte 4.5G destekleyen telefonlar şöyle: 450 Mbps'e kadar olan hızları destekleyen cihazlar: Samsung Galaxy Note 5 Samsung Galaxy S6 Edge, S6 Edge+ Samsung Galaxy S6 HTC One M9 LG G4 LG G Flex 2 Sony Xperia Z3+ / Z4 Not: Qualcomm'un Snapdragon 808 ve 810 işlemcileriyle beraber Cat 9 ve yeni nesil Exynos 7420 işlemcileri Cat 6 desteğine sahip. 300 Mbps'e kadar olan hızları destekleyen cihazlar: Samsung Galaxy Note 4 (Sadece Snapdragon 805 kullanan sürümü) Samsung Galaxy Note Edge Samsung Galaxy Alpha (Sadece Snapdragon 801 kullanan sürümü) Samsung Galaxy S5 HTC One M8 HTC One E8 HTC Desire Eye Sony Xperia Z3 Sony Xperia Z3 Compact Nexus 6 LG G3 Huawei Ascend Mate 7 Honor 6 Honor 7 Huawei P8 Not: Qualcomm'un Snapdragon 801 ve 805 işlemcilerini kullanan cihazlarda genellikle bu standartları görüyoruz. 150 Mbps'e kadar olan hızları destekleyen cihazlar: Not: Snapdragon 800 sınıfı işlemciler Cat 4 desteğiyle LTE desteği sunuyorlar. Artık günümüzdeki orta segment Snapdragon 410 ve 615 serisi işlemcilerin de yüksek hızlı LTE desteği verdiğini görüyoruz. Piyasadaki pek çok işlemci üreten firma, üst seviye gelişmiş LTE modemleri temin etmekte zorlanıyor. O yüzden Qualcomm işlemcili cihazların LTE tarafında avantajları var. Apple, MediaTek, Intel ve eski Exynos sürümlerinin genellikle 150 Mbps hızlarında kaldıklarını görüyoruz. Genellikle Cat 4 tipi modemlerin desteklediği 150 Mbps hızını, Qualcomm tarafında Snapdragon 400, 410 ve 412, 615 gibi çipsetler sunabiliyor. O yüzden 150 Mbps desteğine sahip cihaz sayısı oldukça fazla. Bunlardan bazıları şöyle: Apple iPhone 6 Apple iPhone 6 Plus Asus Zenfone 2 (Intel Atom işlemcili) HTC One M9+ (MediaTek Helio X10 işlemcili) 4G / 4.5G desteğine sahip telefonların tam listesi 4G destekleyen Samsung modelleri Samsung Galaxy S6 Samsung Galaxy S6 Edge Samsung Galaxy S6 Edge Plus Samsung Galaxy Note 4 Samsung Galaxy Note 5 Samsung Galaxy Alpha (SM-G850FQ) Samsung Galaxy A5 (SM-A500F) Samsung Galaxy A7 (SM-A700F) Samsung Galaxy A8 Samsung Galaxy E7 (SM-E700F) Samsung Galaxy K-Zoom (SM-C115) Samsung Galaxy S4 Active (GT-I9295) Samsung Galaxy S5 (SM-G900FQ) Samsung Galaxy J7 (SM-J700F) Samsung Galaxy Note 3 (N9005) Samsung Galaxy Note 4 (N910) Samsung Galaxy A3 Samsung Galaxy Grand 2 (SM-G67105) Samsung Galaxy Grand Prime (SM-G530FQ) Samsung Galaxy Galaxy E5 (SM-E5000F) Samsung Galaxy J5 (SM-J500F) 4G destekleyen Sony modelleri Sony Xperia Z Sony Xperia Z Ultra Sony Xperia Z1 Sony Xperia Z1 Compact Sony Xperia Z2 Sony Xperia Z3 Sony Xperia Z3+ / Z4 Sony Xperia Z3 Compact Sony Xperia C3 Sony Xperia C4 Sony Xperia M4 Aqua Sony Xperia T2 Ultra Sony Xperia T3 Sony Xperia ZR Sony Xperia SP Sony Xperia E4g Sony Xperia M2 Sony Xperia M2 Aqua 4G destekleyen LG modelleri LG G4 LG Optimus G E975 LG Optimus G Pro E986 LG G2 LG G3 LG G Flex LG G Flex 2 LG Nexus 5 LG Nexus 4 LG Optimus 4X HD LG G3 Beat LG G4c 4G destekleyen HTC modelleri HTC One M8 HTC One Mini 2 HTC E8 (One E8) HTC Desire 816 HTC Desire 820 HTC Desire Eye Desire 612 Desire 626 Desire 510 HTC One M7 HTC One M7 Mini HTC One M8S HTC One Max 4G destekleyen Nokia modelleri Nokia Lumia 1520 Nokia Lumia 830 Nokia Lumia 920 Nokia Lumia 925 Nokia Lumia 930 Nokia Lumia 1020 Nokia Lumia 625 Nokia Lumia 735 Nokia Lumia 820 Nokia Lumia 1320 4G desteğine sahip diğer marka ve modellerden bazıları: Asus ZenFone 2 Apple iPhone 5 Apple iPhone 5C Apple iPhone 5S (Cat3) Casper Via V9 General Mobile Discovery Elite Plus General Mobile Discovery Elite General Mobile 4G Huawei Ascend P7 Huawei Ascend Mate 7 Lenovo Vibe X2 Lenovo Vibe Z2 Avea inTouch 4 Casper Via V6 Casper Via V6X Huawei Ascend G7 General Mobile 4G Lenovo S90 Meizu M1 Note Teknosa Preo P1 Turkcell T50 Turkcell T60 Vestel Venüs 5.5V Vestel Venüs 5.5X Vodafone Smart 4 Vodafone Smart 6 |
| Tüm samimiyetiyle Levent Kırca Posted: 13 Sep 2015 01:27 PM PDT Levent Kırca: ''Neden ben desem şehitlere haksızlık olur!'' Karaciğer kanseri olan Levent Kırca, "Ölüm döşeğini hissetmeden, o döşekten kalkamazsın ki! Ben şimdi hissediyorum. Dibe vurdum. Popomda hissediyorum ölümü. Ha kalkılıyorsa, kalkacağız. Kalkılmıyorsa da gideceğiz" diyor. Hürriyet Pazar'da Ayşe Arman'a konuşan Kırca şunları söylüyor: "Bazı arkadaşlarımı görünce duygulanıyorum, hatta ağlıyorum. Yanıma gelenler hep aynı klişeleri tekrarlıyor, "Seni çok iyi gördük!" Ne diyecekler? Onların işi de zor. Ama bir süre sonra komik oluyor. Çünkü bakıyorsun peş peşe gelen üç kişi de aynı cümleyi kuruyor: "Harika görünüyorsun. Sen bizi de gömersin! Daha dur bakalım nereye.." filan." İşte Ayşe Arman'ın röportajından öne çıkan başlıklar… "Zeki Alasya o kadar telaşla öldü ki, dört günde içinde öldü çocuk. Şu benim yaşadığım şeyleri yaşayamadı, gözlemleyemedi. Bunları ancak ölüm döşeğinden gözlemlersin. Bu bile Allah'ın bir lütfu. Etrafına bakabiliyorsun, sevgiyi görüyorsun diyen Kırca şunları söylüyor: "Seneler evvel bir arkadaşım çok ağır kanserdi. Hastaneye ziyaretine gittim. Hiç unutamam, pencereyi açtı ve gökyüzüne bağırdı, "Neden ben?" diye. Sesimi çıkarmamıştım ama yadırgamıştım. "Neden ben?" demek, bana bencillik gibi geliyor, kibir gibi geliyor. 18 yaşında çocuk da şehit düşüyor, var mı bunun açıklaması? Yok. Neden o ölüyor da başkaları ölmüyor? Yok bunların açıklaması. Kemoterapiye, sosyal sigortalar hastanesinde, herkesle birlikte giriyorum, küçücük çocuklar görüyorum. Onlar acı çekerken benim şikayet etmem, "Ölmek istemiyorum. Gitmeyeceğim, kazık çakacağım!" diye tutturmam ayıp değil mi? Bu son olaylar çok sarstı beni, her an ağlayabilirim. Bu vatanın evladına şehit olarak gelen ölüm, bana kanser olarak gelmiş çok mu? Yanlış anlama, bu politik bir konuşma değil. Bunları ölüm döşeğinde söylüyorum sana..." Öncelikle çok çok geçmiş olsun. Siz bir sürü şey yaşadınız. Bunu da atlatırsınız ve sağlığınıza kavuşursunuz... - Teşekkür ederim güzel dileklerin için. Ama çok da iyi değilim. Ölecekmişim gibi hissediyorum. Karaciğer kanseri olduğum için böyle hissediyor olabilirim, kim bilir belki de iyileşebilirim... Ama zaten insanın kendini düşünme zamanı mı şimdi, baksana ortalık yangın yeri. Onlar da önemli, sizin başınıza gelenler de. "Neden ben?" diyor musunuz? - Hayır hiç! Oysa etrafımda, "Allah'ım niye böyle oldu? Neden beni buldu? İnşallah ölmeyeceğim, herkes bana dua etsin!" diyenleri görüyorum. Onların hastalıkla yüzleşmesi böyle, saygı duyuyorum. Ama ben hastalığıma böyle yaklaşmıyorum. Belki de devrimci bir kültürle büyüdüğüm için, "Öleceksek de öleceğiz" diyorum. Ölüm de bir haktır değil mi ama? Ölümü de hak etmek gerekir. Ben hak etmeye çalışıyorum. O da güzel bir şey. Doğumu yaşıyoruz, ölümü de hakkıyla yaşamak lazım. Böyle düşünüyorum. Ağır oldu bu söyledikleriniz! Biz bunları genelde konuşmayız... - İyi de sadece ben değil ki, hepimiz ölümü yaşayacağız. Ölüm de bir güzellik. Bir müziğin sonu, bir oyunun, bir eserin sonu gibi bir insanın sonu... Finali güzel yaşamak lazım. Ağlayıp sızlayıp dövünüp onu rezil etmemek lazım. Bir de, 65 yaşına gelmişim. Çok rastgele de gelmemişim. Okumuş, yazmış, çizmiş, üretmişim. Hayata katkıda bulunmuşum. İnsanları güldürmüşüm, kendi çapımda eğitmişim. Şanı-şöhreti görmüşüm, bunu taşıyabilmişim, çoluğum çocuğum olmuş, hayatıma birbirinden değerli insanlar girmiş, insanlar beni sevmiş, mutlu olmuşum. E 65'te ölmezsem, 75'te öleceğim... Kanser olmanızı, yaşadığınız üzüntülere, sıkıntılara mı bağlıyorsunuz? - Bundan kimsenin haberi yok ama ben 2000 senesinde de kanser oldum. Kan kanserinin bir türü. Doktorum bana, "Bundan ölmezsin" dedi. Ben de sordum, "Sebebi stres mi? Bir şeyleri kendime dert ettim diye mi oldu?" "Alakası yok! Bu tamamen piyango!" dedi. Ama şu anda yaşadığım karaciğer kanseri, iki buçuk ayda oluşmuş. Yine sordum, "Bu da mı piyango mu?" diye. "Yok" dedi bu sefer, "Stresten ve sıkıntıdan olmuş!" Sevgiliniz Aslı Hanım fark etmeseydi kanser olduğunuzu, bilmeyebilir miydiniz? - Evet. Çünkü karaciğer kanserleri, son raddeye kadar renk vermeyebiliyormuş. Peki o nasıl anladı? - Bilmiyorum, hissetti herhalde. Altı yıldır gözümün içine bakıyor. Bu kadar zorluğa neden tahammül ediyor bilmiyorum. Büyük bir sevgiyle bağlıyız birbirimize. Muhtemelen nefesimin yetmediğini fark etti. "Doktora gidelim" dedi. Ben "Boşver Allah aşkına" dedim. Ama zorladı beni. Doktor birtakım tahliller istedi ve sonra, "N'apmışsın bu karaciğere" dedi. Halbuki üç ayda bir kontrole gidiyorum, ne olduysa üç ay içinde olmuş. Peki sonra? - Değerler o kadar yüksekti ki, hemen devlet hastanesine attım kendimi. Çünkü sigortam var. Özel hastaneye verecek param yok. Ama şunu da ifade edeyim, devlet hastaneleri pek çok özel hastaneden iyi. Bana da iyi bakıyorlar. Doktor, "Karaciğer kanserisiniz!" deyince ne geçti aklınızdan? - Hiçbir şey. İnsan tırsmıyor mu? - Hayır. Tuhaf bir şekilde bu sefer kabullendim. İlk kanserimde afallamıştım. İnsan olgunlaşıyor, dik durmayı öğreniyor. Gerekirse de ölürüm, onu da saygıyla karşılarım. Ölümden korkmuyorum yani. Bunu da söylemiş olayım. Ben ölüme de eğilmem. Ölmesini de bilirim. Bu önemli bak, adam gibi ölmeyi de bilmek lazım. Bunlar adam olmanın gerekleri. Hayatta dik durmayı başarmış Eski eşiniz Oya Başar, "Levent'in başucundan ayrılmıyoruz" dedi... - Evet, dedi ama doğru değil. Ben Oya'yla çok uzun zamandır hiç karşılaşmadım, hiç görüşmedim. Peki niye böyle söylüyor? - Bilmiyorum. Bir kötü niyeti yoktur. Ama söylediği doğru değil. Bu süreçte, oğlum Umut bir kaç kere kemoterapide yanımdaydı o kadar, onun dışında yanımda olan tek kişi Aslı. Başından beri. Nikahlı olmasak da "Son eşim" dediğim Aslı varken ve inanılmaz bir emek sarf ederken, onu yok sayıp, "İlk günden beri biz başındayız! Her gece onun yanındayız!" denmesi doğru değil. Bir de Aslı'ya haksızlık. Yoksa benim Oya'yla bir derdim yok. İki çocuğumun annesi, benim için üzülmüştür de fakat bir kere bile görüşmedik. O da muhtemelen gelmek isterdi ama geç haberi oldu. Gelmedi. Zaten Aslı benim başımda, benimle yeteri kadar ilgileniyor. Ben de, "Kimse hastalığımdan nemalanmasın!" dediğinizde sinir olmuştum size, insan iki çocuğunun anası ve eski karısı için böyle mi söyler diye... - Ben Oya'yı kastetmedim. Ama her şey için koşturan, kemoterapide el ele benimle oturan, bütün sağlık işlerimi eline alan, borçlarımı ödeyen, kalan zamanımı benim için yaşanılır kılan bir kadının da kimseye ezdirmem. Tekrar ediyorum Oya'yı çok uzun zamandır görmedim bile. Neden o lafı etti, anlamadım. Ama onu da üzmek istemem. Yeteri kadar derdimiz var şu anda zaten. Oya Başar ısrarla gelmek istedi de siz mi hayır dediniz? - Yok hayır. Gelse mesela şimdi, birazdan kapıyı çalsa, ne yapacağız başına su mu dökeceğiz? İsteseydi gelirdi. E nasıl olur gelmez? - Oğlunu gönderdi. Oğlumuz geldi. Aynı şey mi? - Ben kimseyi suçlamaktan yana değilim. Bunlar hassas mevzular. Oğlum Umut telefon açtı dedi ki, "Baba, annemi sıkıştırıyorlar, senin kanserinle ilgili sorular soruyorlar. Annem bu konuda ne desin?" "Madem bu hale gelmiş, söylesin" dedi. Yani hastalığımı bütün gazeteler Oya'nın ağzından duydu. O arada, "İlk günden itibaren, her gün Levent'in yanındayız" da demiş. Talihsiz bir açıklama olmuş. Ama artık "O ne dedi", "Bu ne dedi"yi bırakalım. BABAMLA 35 YAŞIMDA TANIŞTIM Peki bir şey söyleyeceğim Oya Hanım'la sizinki çok uzun yıllara yayılan bir ilişki. İki kere nikah kıydığınız bir kadın, iki çocuğunuz var, birlikte büyük bir tutkuyla çalışmışsınız. İnsan nasıl bu kadar kopma noktasına nasıl gelir, nasıl yabancılaşır, kanserken bile nasıl görüşmez? - Ama hayat bu. İnsan yabancılaşıyor. En yakınına bile. "Bu muydu her şeyi paylaştığım insan?" diyorsun. Karşılıklı olarak diyorsun. Beni, babamla 35 yaşında tanıştırdılar. Nasıl yani? - Babam, İsviçre'de akademide bir profesörüdü. Heykeltıraş ve ressam. Hiçbir zaman bir baba-oğul ilişkimiz olmadı. 35 sene sonra kapımıza geldiğinde, annem Cüneyt Gökçer geldi zannetmiş. Geldi, beni uyandırdı ve "Cüneyt Hocan geldi" dedi. Gördüğün gibi annem de yabancılaşmış! Annem olayın farkına sonra vardı. Bizi tanıştırdı, "Oğlum, bu senin baban" dedi. Tokalaştık. Babam da "Sarılmayacak mısın?" dedi. Dedim ki, "Valla hiç içimden gelmiyor. Çünkü siz benim için herhangi bir adamsınız şu anda!" Sanatçı genlerim babamdan. Makyaj yapmalarım, heykele merakım filan hep ondan gelmiş. Kırca şöyle konuşuyor: "Bir ayakta durabilsem, çıkıp oyun da oynarım ama ayakta duramıyorum. Yürüyemiyorum. Şu koltuğa gidip orada oturuyorum, sonra yatıyorum. Genelde de yatıyorum. Ama bunlar normal. Birileri ölecek, birileri yaşayacak. Ölmek zorundasın ki, başkaları doğsun. Hayatın diyalektiği bu. Ben yapacağımı yapmışım. Yaşadığım sürece de mücadele ederim. Yaşarsam, bir-iki oyun daha koyarım. Ama tiyatromu güzel yaptım, onu görmeni istiyorum. Hemen alt katta. Oraya bir okul da yaptık. Ücretsiz bir okul. 250 öğrencimiz var. Gençlerle bildiklerimi paylaşmak istiyordum. Öğrencilerimi filmde de oynattım. Ama filmi dağıtmıyor kimse. Elimizde donumuz, torbamız dolaşıyoruz kapı kapı. Tiyatrom benden sonra da devam etsin istiyorum. Bülent Demir'e devrediyorum, çok sağlam çocuktur Bülent. Başından itibaren beni hiç yalnız bırakmayan kişidir. "Jübile yapar mısın?" diye soruyorlar. Yapmam, prensip olarak bana aykırı. Zenginlerden bilet karşılığı para toplamak istemem ama tiyatromuza bağış yapmak isteyen olursa da başımızın üstünde yeri var. İsteyen istediği katkıda bulunabilir. Mesela bir işadamı dostum, biraz maddi yardımda bulundu, buradan teşekkür ediyorum kendisine. İsmini verirsem vurur beni, keşke verebilsem. Onun ve Aslı'nın sayesinde ustaların paralarını filan ödeyebildim. O iş adamı arkadaşım aradığında da, bir güzel ağladım. İnsanlar size iyilik yapınca ağlıyorsunuz. |
| Ege'de mülteci botu battı, 34 kişi hayatını kaybetti Posted: 13 Sep 2015 01:18 PM PDT Ege'de sabaha karşı Bulamaç adasının doğusunda bir mülteci botu battı. 34 mülteci hayatını kaybetti. Botun içinde 100'den fazla mülteci bulunuyordu. Şişme bot bir anda alabora oldu. İlk belirlemelere göre aralarında 1 çocuğun da bulunduğu en az 10 mülteci hayatını kaybetti. Yunan Sahil Güvenlik Kuvvetleri 68 mülteciyi denizden topladı. 29 mülteci yüzerek Bulamaç adasına çıktı. Bölgede kurtarma çalışmalarını sürdürüyor. ÖLÜ SAYISI 34'E ÇIKTI Ege'de, Bulamaç Adası (Farmokonisi) açıklarında yasa dışı yollarla Yunanistan'e geçmeye çalışan sığınmacıları taşıyan ahşap teknenin alabora olması sonucu ölenlerin sayısı, 34'e çıktı. Alınan bilgiye göre, Yunanistan Denizcilik Bakanlığı Arama Kurtarma Koordinasyon Merkezi'ne Bulamaç Adası açıklarında, içinde sığınmacıların bulunduğu teknenin alabora olduğu yönünde gelen ihbar üzerine bölgeye giden kurtarma ekipleri, 34 kişinin cesedine ulaştı. Yunan medyasında yer alan haberlerde, 8 kişinin cesedinin geminin ambarında mahsur kalmış şekilde bulunduğu, denizden çıkarılan cesetlerin arasında 4 bebek ve 10 çocuk bulunduğu belirtildi. Alabora olan teknedeki yolcu sayısının henüz bilinmediği belirtilirken, şiddetli rüzgar yüzünden zorlukla sürdürülen arama kurtarma çalışmalarına destek için Leros Adası'ndan özel ekiplerin sevk edildiği kaydedildi.Yunan medyasında daha önce yer alan haberlere göre, ihbar üzerine bölgeye giden Yunan sahil güvenlik ekipleri 68 kaçağı kurtarmış, 1'i çocuk 3 kişinin cesedine ulaşmıştı. Teknedeki 29 kaçağın ise yüzerek Bulamaç Adası'na çıktığı ifade edilmişti. |
| Türkiye’de 'kobaylık' anlayışı ve kobay algısı değişmeli Posted: 13 Sep 2015 01:12 PM PDT Kanser tedavisinde yan etkileri düşük, etkinlikleri yüksek akıllı moleküllerin yaygınlaşması gerektiğini belirten Hematolog Prof. Fevzi Altuntaş, klinik çalışma yapılmadan bireyselleştirilmiş yani 'parmak izi' tedavisinde ilerlemenin mümkün olmadığını söyledi, "Bu yüzden Türkiye'de kobaylık anlayışı değişmeli" dedi. KKTC'de düzenlenen Hematolojik Onkoloji Kongresinde özelde hematolojik, genelde tüm kanserlerin tedavisinde önemli başarı sağlayan ve sağ kalım süresini arttıran hedefe yönelik akıllı moleküllere dikkat çekildi. "KANSERDE PARMAK İZİ TEDAVİSİ DAHA ETKİLİ " Kongre Başkanı Prof. Dr. Seçkin Çağırgan, yeni moleküllerle hedefe yönelik tedavide önemli gelişmeler yaşandığına vurgu yaparken, Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Fevzi Altuntaş, lenf bezi, kan ve kemik iliği gibi hematolojik kanserlerde bireyselleştirilmiş, yani 'parmak izi' tedavisinin çok daha önemli olduğunu ve tedavi başarısını etkilediğini söyledi. Hastanın metabolik özelliklerine ve ihtiyaçlarına göre akıllı moleküllerin kullanılmaya başlandığını aktaran Altuntaş, hem yan etkileri az hem de etkinlikleri fazla olan bu moleküllerin yaygınlaşması gerektiğinin altını çizdi. ALTUNTAŞ : TÜRKİYE'DE KOBAY ALGISI DEĞİŞMELİ "Bu alanda klinik çalışma yapılmadan ilerleme sağlanması mümkün değil" diyen ve hastalara, klinik çalışmalara daha fazla katılma çağrısı yapan Altuntaş, şöyle konuştu: "Bu yüzden Türkiye'de 'kobaylık' anlayışı ve kobay algısı değişmeli. Klinik çalışmalar artmalı, tedavide daha iyi sonuçlar almak için klinik çalışma yapılmalı çünkü adım atılmadan gelişme olmuyor. Teknolojik gelişme bu çalışmalarla mümkün olabilir. Faz 1, faz 2, faz 3 çalışmaları yapılıyor ama bunların Türkiye'nin dört bir yanında yaygınlaşması lazım. Bu çalışmalara katılan hastalar kesinlikle kobay değil. Daha iyi bir tedavi olmadığı için hastalar bu çalışmalara katılıyor. Klinik çalışmaların artması hem ulusal hem de uluslararası alana katkı sağlayacaktır." Hematolojik onkoloji alanında klinik araştırmalara katılacak yabancı hastaların da Türkiye'ye beklendiğini kaydeden Altuntaş, yurtdışından "hastaların katılabileceği araştırma olup olmadığını" soran mesajlar aldıklarını sözlerine ekledi. ÇAĞIRGAN: BU ÇALIŞMALARA KATILMAK KOBAY OLMAK ANLAMINA GELMİYOR Klinik çalışmaların bazı merkezler ile üniversitelerde devam ettiğini aktaran Prof. Dr. Seçkin Çağırgan da "Bu çalışmalara katılmak, kobay olmak anlamına gelmiyor. Sonuçları yeni ortaya konan ilaçlar, daha önce etkinliği denenmiş ve hastalara daha fazla yarar sağlaması beklenen ilaçlardır" değerlendirmesinde bulundu. |
| Posted: 13 Sep 2015 01:10 PM PDT 25 yaşındaki ABD'li şarkıcı Taylor Swift, Kim Kardashian'ın tahtının yeni sahibi oldu. Sosyal medyayı oldukça etkin kullanan Swift, Instagram hesabında 46.1 milyon takipçiye ulaşarak, 45.8 milyon takipçisi bulunan Kim Kardashian'ı geride bırakmayı başardı. Kişisel Instagram hesabı üzerinden bugüne kadar 700'e yakın fotoğraf paylaşan Swift'in her paylaşımının ortalama 1 milyon 'like' alıyor. Taylor Swift yalnızca Instagram'da değil Twitter'da milyonlarca takipçiye sahip. 63.1 milyon takipçiyle genç şarkıcı Twitter'da en çok takip edilen 4. kişi. İşte Taylor'ın milyonlarca kişinin takip ettiği Instagram hesabında paylaştığı fotoğraflardan bazıları... |
| Müslüman gençlere bireysel saldırı çağrısı Posted: 13 Sep 2015 12:32 PM PDT El Kaide lideri Ayman el Zevahiri, ABD ve diğer Batı ülkelerinde yaşayan Müslüman gençlere bireysel saldırı eylemleri düzenleme çağrısında bulundu. Pazar günü yayınlanan ses kaydında Zevahiri "Haçlı koalisyonuna dahil ülkelere zarar verebilecek tüm Müslümanları tereddüt etmemeye çağırıyorum. Şimdi savaşı haçlı Batı'daki, özellikle de ABD'deki kentlerin ve evlerin kalbine taşımaya odaklanmalıyız" diyor. Haçlı koalisyonundan Irak ve Suriye'de IŞİD'e karşı oluşturulan askeri koalisyon kast ediliyor. Zevahari Müslüman gençerlerden, ABD'de Boston maratonu bombalamalarını düzenleyen Tsarnaev kardeşleri ve Paris'te Charlie Hebdo dergisi saldırılarını yapan Kouachi kardeşleri örnek almalarını istedi. Kaydın ne zaman yapıldığı netlik kazanmadı. Eldeki verilere göre kayıt yapıldığı sırada Taliban lideri Molla Muhammed Ömer'in hayatta olduğu, dolayısıyla kaydın en az iki ay önce yapıldığı sanılıyor. Afganistan hükümeti temmuz sonunda Ömer'in öldüğünü duyurmuştu. Zevahiri kayıtta IŞİD konusunda da açıklamalara yer veriyor. Grubun hilafet ilanını meşru bulmadığını belirten Zevahiri Irak ve Suriye'de Batılı ve seküler güçlere karşı savaşta IŞİD ile birlikte hareket edilebileceğini belirtiyor. |
| IŞİD, Kürtlere kentten çıkmaları için iki gün verdi Posted: 13 Sep 2015 12:19 PM PDT IŞİD'in, Suriye'nin Halep kentine bağlı Mınbıc ilçesinde yaşayan Kürtlere kentten çıkmaları için iki gün süre verdiği iddia edildi. Sputnik'e konuşan bir Mınbıclı, IŞİD'in dün Kürtlerin evlerine baskın yaptığını belirtti. Güvenlik gerekçesiyle ismini vermek istemeyen A. S.'nin verdiği bilgiye göre örgüt, Kürtleri YPG ile işbirliği yaptıkları şüphesiyle kentten çıkartmak istiyor. IŞİD'in son bir haftadır Mınbıc'daki Kürt köylerini basarak evlerde aramalar yaptığını söyleyen A.s. söyle devam etti: "IŞİD, baskınlarda evlerde silah olup olmadığına ve yaşayanların YPG ile herhangi bir ilişkisi olup olmadığına bakıyor. Telefon rehberlerini ve facebook hesaplarını inceliyor. Örgüt, Mınbıc'taki Kürtlerin YPG ile işbirliği içerisinde olduğunu ve koalisyon uçaklarına mevzilerinin yerini YPG'nin verdiğini düşünüyor." 'KAÇANLAR KOBANİ VE TÜRKİYE'YE GİDİYOR' IŞİD'in birçok Kürt'ü evinden alarak tutukladığını aktaran A. S., Mınbıc'tan kaçanların Kobani ve Türkiye'ye doğru gittiklerini kaydetti. HALEP'E 60 KİLOMETRE Halep'in kuzeydoğusunda 60 kilometre uzaklıkta bulunan Mınbıc ilçesi, 2012 yılında Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) tarafından Suriye Ordusu'nun elinden alındı. IŞİD ise ilçeyi 2013 yılının ortalarında ÖSO'nun elinden aldı. 30 bin nüfuslu ilçede Araplar, Türkmenler ve Kürtler yaşıyor. Mınbıc, Kobani batısında ve sınırda bulunuyor. YPG'nin amacı, Mınbıc'ı alarak Kobani ile Afrin arasındaki yolu açmak. |
| Temmuz'dan bu yana 1192 terörist etkisiz hale getirildi Posted: 13 Sep 2015 12:05 PM PDT Terör örgütü PKK'ya yönelik 22 Temmuz'dan bu yana düzenlenen operasyonlarda bin 192 terörist etkisiz hale getirildi Güvenlik güçleri, terör örgütlerinin Türkiye'nin barış ve huzurunu bozmaya yönelik saldırılarına operasyonlarla karşılık verdi; terör örgütü PKK'ya yönelik 22 Temmuz'dan bu yana düzenlenen operasyonlarda bin 192 terörist etkisiz hale getirildi. KCK'nın temmuz ayında "barajlar ve baraj inşasında kullanılan araçların hedef alınacağını" açıklamasının ardından terör örgütü PKK ile gençlik yapılanması YDG-H ve terör örgütü DHKP-C, başta Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri olmak üzere ülke genelinde barış ve huzur ortamını bozmayı hedefleyen eylemlerine devam ediyor. AA muhabirinin derlediği bilgiye göre, son 69 gündeki (7 Temmuz-13 Eylül) terör saldırılarında 118 güvenlik görevlisi (asker, polis ve korucu) şehit edildi, biri İran uyruklu 28 kişi hayatını kaybetti, 3'ü İran uyruklu 345 kişi yaralandı. Teröristlerce çoğunluğu tırlardan oluşan 269 araç ateşe verildi. Bu süreçteki çatışmalarda 120 terörist etkisiz hale getirildi; 18'i yaralı 41 terörist yakalandı. Büyük bölümü PKK ve gençlik yapılanması YDG-H'ye olmak üzere, terör örgütlerine yönelik pek çok ilde 24 Temmuz'dan bu yana gerçekleştirilen operasyonlarda, 2 bin 381 kişi gözaltına alındı, bunlardan 664'ü tutuklandı. - TSK'nın hava operasyonları Güvenlik güçlerinin 22 Temmuz'dan bu yana terör örgütü PKK'ya yönelik yurtiçi ve yurtdışında gerçekleştirdiği operasyonlarda bin 192 terörist etkisiz hale getirildi. Hava operasyonlarının yanı sıra güvenlik güçleri, tank ve top atışlarıyla da terör örgütü mensuplarına büyük zayiat verdirdi. - Son 24 saatte yaşananlar Şırnak'ın Cizre ilçesinde, sokağa çıkma yasağının kaldırılmasıyla terör örgütü PKK'nın neden olduğu tahribat ortaya çıktı. Dün saat 07.00'de sona eren yasağın ardından ilçede hayat normale dönerken, terör örgütü üyelerinin yuvalandığı Yafes, Nur ve Cudi mahallelerindeki tahribat gün yüzüne çıktı. Terör örgütü mensuplarının birçok vatandaşın ev, iş yeri ve aracını yaktığı belirlendi. Güvenlik güçlerinden kaçmak ve daha rahat hareket edebilmek için evlerin duvarlarına açtıkları delikler nedeniyle birçok ev kullanılamaz hale geldi. Bazı evlerin ateşe verildiği, bazılarının duvarlarına ise yüzlerce kurşun isabet ettiği görüldü. Mahalle sakinlerinden kapılarını sürekli açık bırakmalarını isteyen teröristlerin buna karşı çıkan vatandaşların evlerinin dış kapılarını uzun namlulu silahlarla taradığı görüldü. Teröristlerin yaktıkları araçları, polisin mahalleye geçişini engellemek için barikat olarak kullandığı gözlendi. Sokağa çıkamayan vatandaşların iş yerlerini de hedef alan teröristlerin birçok iş yerini yağmaladıktan sonra ateşe verdiği tespit edildi. Sokaklarda çok sayıda hendeğin olduğu görülürken teröristlerin kum torbaları ve çöp konteynerlerinden kurulan barikatlar oluşturduğu belirlendi. Teröristlerin güvenlik güçlerine ait araçların geçişi sırasında patlatılmak üzere hazırlandığı değerlendirilen bomba yapımında kullanılan tüpler de dikkati çekti. - Van'da terör saldırısı Van'ın Çatak ilçesinde, PKK mensuplarınca Narlı Jandarma Karakol Komutanlığı'na roketatar ve uzun namlulu silahla saldırı düzenlendi. Güvenlik güçlerinin karşılık vermesiyle çıkan çatışmada bir astsubay yaralandı, teröristler kaçtı. Yaralı astsubay helikopterle Yüzüncü Yıl Üniversitesi Dursun Odabaşı Tıp Merkezine kaldırıldı. Bölgede operasyon başlatıldı. Narlı Jandarma Karakol Komutanlığı'na teröristlerce 9 Ağustos ve 9 Eylül'de de saldırı düzenlenmiş, can kaybı ve yaralanan olmamıştı. - Silvan'da tuzaklanmış el yapımı patlayıcı bulundu Diyarbakır'ın Silvan ilçesinde, bölücü terör örgütü PKK'nın gençlik yapılanması YDG-H mensuplarınca, güvenlik güçlerinin geçişini engellemek için Feridun Mahallesi girişinde piknik tüpüne tuzaklanmış el yapımı patlayıcı düzeneği yerleştirildi. Olay yerine gelen güvenlik güçlerine taş, havai fişek ve ses bombasıyla saldıran örgüt yandaşlarına, biber gazı ve tazyikli suyla müdahalede bulunuldu. Müdahalenin ardından örgüt yandaşları ara sokaklara kaçtı, el yapımı patlayıcı etkisiz hale getirildi. - Yola yerleştirilen iki patlayıcı düzeneği infilak ettirildi Siirt'in Kurtalan ilçesinde terör örgütü PKK mensuplarınca yol kenarına tuzaklanan iki patlayıcı düzeneği kontrollü şekilde infilak ettirildi. İlçe Jandarma Komutanlığı ekiplerince yürütülen çalışmalar sonucunda Beykent köyü yoluna tuzaklanmış 20 ve 25 kilogram ağırlığında iki el yapımı patlayıcı düzeneği tespit edildi. Çevrede alınan güvenlik önlemlerinin ardından patlayıcılar bomba imha uzmanlarınca infilak ettirildi. - "Güvenlik güçleri bomba döşedi" iddiasına yalanlama Şırnak Valiliği, Cizre ilçesinde güvenlik "güçlerinin sokaklara bomba döşediği" iddiaların asılsız olduğunu bildirdi. Valilikten yapılan açıklamada, iddialara konu olan ve sosyal paylaşım sitelerinde sunulan söz konusu videonun, terör örgütü mensuplarınca bir menfeze yerleştirilen patlayıcının bomba imha ekiplerince etkisiz hale getirilmesi sırasında çekilen görüntüler olduğu belirtildi. "Sosyal medya üzerinden paylaşılan bazı görüntülerde, ilimiz Cizre ilçesinde güvenlik güçlerinin sokaklara bomba döşediğine dair asılsız paylaşımlarla birlikte, bir video görüntüsünün paylaşıldığı müşahede edilmiştir" ifadelerinin yer aldığı açıklamada, şunlar kaydedildi: "Yapılan araştırma sonucunda, söz konusu videonun Cizre ilçesinde Madak Sokak, Şaprak Sokak ve Dayar Sokak kesişiminde, Basisik Deresi'nin üzerinde bulunan ve bölücü terör örgütü mensuplarınca menfeze yerleştirilen yüklü miktardaki patlayıcının zararsız bir şekilde imha edilmek amacıyla, bölgeye giden bomba imha uzmanı ve onu koruyan güvenlik güçlerimize ait 11.09.2015 tarihli görüntüler olduğu tespit edilmiştir." - Tunceli'de jandarma karakoluna saldırı Tunceli'nin Ovacık ilçesinde jandarma karakoluna, bölücü terör örgütü mensuplarınca uzun namlulu silahlarla saldırı düzenlendiği bildirildi. Valilikten yapılan açıklamada, Aşağıtorunoba Jandarma Karakol Komutanlığı'na bir grup bölücü terör örgütü mensubu tarafından uzun namlulu silahlarla saldırıda bulunulduğu belirtildi. Ateşe güvenlik güçlerinin anında karşılık verdiği ifade edilen açıklamada, saldırı sonucu bir askerin hafif yaralandığı aktarıldı. Açıklamada ayrıca, Aşağıtorunoba Maden Tepe mevkisinde bulunan Türk Telekom'a ait baz istasyonunun terör örgütü mensupları tarafından patlatıldığı, herhangi bir can kaybının yaşanmadığı olayda istasyonun kullanılamaz hale geldiği kaydedildi. - Diyarbakır'da "vatandaşlara ateş açıldığı" iddiası Diyarbakır Valiliği, bazı haber sitelerinde yer alan "Lice'de karakol yapımını protesto eden canlı kalkanlara karakoldan havan topları ve tanklar ile ateş edildiği" iddialarını yalanladı. Valilikten yapılan açıklamada, terör örgütü mensuplarının son zamanlarda yaptığı saldırılar sonucunda vatandaşların ekonomik ve sosyal hayatı ile seyahat etme haklarının olumsuz yönde etkilendiği belirtildi. Vatandaşların her türlü terör eylemlerinden korunması amacıyla güvenlik güçlerince çeşitli tedbirler alındığı ifade edilen açıklamada, Diyarbakır-Bingöl karayolunda, bölücü terör örgütü mensupları tarafından hendekler kazılarak kapatılmasını, mayın ve el yapımı patlayıcı kullanılarak tuzaklamaları önlemek ve vatandaşların güvenli bir şekilde seyahat etmelerini sağlamak amacıyla Dakyanus Tepe'de üs bölgesi tesis edildiği bildirildi. Fis Ovası mevkisinde toplanmaya başlayan, aralarında sivil kıyafetli bölücü terör örgütü mensuplarının da olduğu değerlendirilen 250 kişilik bir grubun, slogan atarak üs bölgesine doğru yürüdüğü bilgisi verilen açıklamada, şunlar kaydedildi: "Üs bölgesine yaklaşan kalabalık grup, 'Askeri Yasak Bölgeye yaklaşmamaları ve yaptıklarının kanunsuz bir eylem olduğu' konusunda defalarca anonsla ikaz edilmiştir. Yapılan tüm uyarılara rağmen grubun kanunsuz eylemine devam etmesi ve tehdit oluşturacak seviyede mevzilere yaklaşması üzerine direkt kalabalığa gelmeyecek şekilde gaz fişekleri atılarak müdahale edilmiştir. Müdahale sonrasında kalabalık saat 15.30 sıralarında geldikleri istikamete doğru dağılmış ve eylemlerine son vermiştir. Müdahale esnasında kanuni yetki olmasına rağmen ateşli silah veya başka tür bir zor kullanma yöntemine başvurulmamıştır." - Şırnak'ta polise bombalı saldırı: 2 polis şehit, 5 polis yaralı Şırnak'ta uygulama yapan polis ekibine teröristlerce bomba yüklü araç ve uzun namlulu silahla saldırı düzenlendi. Olayda 2 polis memuru şehit oldu, 5 polis memuru yaralandı. Şırnak-Uludere karayolunun 2. kilometresinde uygulama yapan polis ekibine saat 05.30 sıralarında terör örgütü PKK mensupları bomba yüklü araçla saldırdı. Teröristler, bombalı saldırının ardından uzun namlulu silahlarla ateş açarken, güvelik güçleri anında karşılık verdi. Olayda 2 polis memuru şehit oldu, 5 polis memuru yaralandı. Yaralılar, Şırnak Devlet Hastanesi'nde tedavi altına alındı. Saldırının ardından kaçan teröristlerin yakalanması için hava destekli operasyon başlatıldı. 23. Jandarma Sınır Tümen Komutanlığı'ndan kalkan Kobra helikopterleri teröristlerin kaçış güzergahını ateş altına aldı. Operasyonda 6 teröristin etkisiz hale getirildiği öğrenildi. Sisin etkili olması dolayısıyla görüş mesafesinin düştüğü bölgedeki operasyon devam ediyor. - Diyarbakır'da polise roketatarlı saldırı: 1 polis şehit, 1 polis yaralı Diyarbakır'ın Silvan ilçesinde polis ekibine yapılan roketatarlı saldırıda 1 polis memuru şehit oldu, 1 polis memuru yaralandı. Mescit Mahallesi'nde terör örgütü PKK mensuplarınca açılan cadde ve sokaklarda kazılan hendekleri iş makinesiyle kapatmaya çalışan polis ekibine roketatarlı saldırı gerçekleştirildi. Olayda iş makinesini kullanan polis memuru şehit oldu, 1 polis memuru yaralandı. Teröristlerin yakalanması için başlatılan operasyon sürüyor. - Mardin'de yaralanan 2 çocuktan biri öldü Terör örgütü PKK mensuplarınca dün Koçhisar Mahallesi'nde bir evin damına bırakılan patlayıcının, çocukların elinde infilak etmesi sonucu ağır yaralanan Tahsin Uray (9) tedavi gördüğü Diyarbakır Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma Hastanesinde müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Uray'ın cenazesi, otopsi işleminin ardından Kızıltepe'ye götürüldü. Diğer yaralı Ramazan Ş'nin (9) tedavisi ise Kızıltepe Devlet Hastanesinde sürüyor. - Menfezde 80 kilogram patlayıcı bulundu Siirt'in Kurtalan ilçesinde, köy yolundaki menfeze terör örgütü PKK mensupları tarafından yerleştirilen 80 kilogram patlayıcı bulundu. Bir ihbar üzerine jandarma ekiplerince Beykent köyüne ulaşımı sağlayan yolda yapılan incelemede, menfeze teröristlerce patlayıcı yerleştirildiği belirlendi. Bomba imha uzmanlarınca yapılan incelemenin ardından 80 kilogram patlayıcı kontrollü şekilde imha edildi. Teröristlerin yakalanması için çalışma başlatıldı. - Şanlıurfa'da polise tuzak Şanlıurfa'nın Viranşehir ilçesi Cumhuriyet Mahallesi'nde, zırhlı polis aracının geçişi esnasında çöp konteynerine yerleştirilen patlayıcı infilak ettirildi. Ölen ya da yaralananın olmadığı patlama sırasında, çevredeki ev ve iş yerlerinin camları kırıldı. Patlama nedeniyle elektrik tellerinin koptuğu mahalledeki enerji kesintisi, Dicle Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi ekiplerinin çalışmasıyla giderildi. Bölgede patlayıcıyı yerleştiren kişi veya kişilerin yakalanması için geniş çaplı soruşturma başlatıldı. - Önemli yurtiçi olaylar Genelkurmay Başkanlığının internet sitesinde, önemli yurtiçi olaylara ilişkin bilgilere yer verildi. Buna göre, Hakkari Şemdinli'de Toklu köyünde bölücü terör örgütü mensubu teröristlerce Büyük Tepe Üs Bölgesine havanla yapılan saldırıda bir vatandaşa ait 3 büyükbaş hayvan telef oldu. Terörist ateşlerine derhal misliyle karşılık verilmesi üzerine bölücü örgüt üyeleri kaçtı. Öte yandan bölücü örgüt mensubu 2 terörist güvenlik güçlerine teslim oldu, 1 terörist yakalandı. - Ağrı Dağı'ndaki operasyon Ağrı Valiliğinden yapılan açıklamaya göre, "geçici askeri güvenlik bölgesi" ilan edilen Ağrı Dağı'nın Göngören ve Eliköy mahalleleri mevkisinde terör örgütü mensuplarına yönelik 3 gün önce başlatılan operasyonlar, Jandarma Özel Harekat (JÖH) timleri, uçak ve Kobra tipi taarruz helikopterlerinin katılımıyla aralıksız devam ediyor. Karabulak Jandarma Karakolu'na 2 Ağustos'ta bölücü terör örgütü mensuplarınca patlayıcı yüklü araçla yapılan saldırıda şehit olan Jandarma Er Mansur Cengiz'in adı verilen operasyonda, örgütün Ağrı Dağı'nda Eliköy Mahallesi bölgesinde olduğu tespit edilen ana sığınakları yok edildi. JÖH timlerince bu bölgede 3 teröristin etkisiz hale getirildiği operasyonda ele geçirilen mühimmat ve malzemeler şöyle: "1 adet bixi makineli tüfek, 2 kalaşnikof AK-47 silah, bu silahlara ait 10 şarjör, 478 mühimmat, holografik nişangah, 54 adet 7,62 milimetre fişek, 5 el bombası, 6 RPG-7 anti tank mühimmatı, 6 RPG-7 sevk fişeği, tüple oluşturulmuş 5 el yapımı patlayıcı ile patlayıcı yapımında kullanılan 300 kilogram amonyum nitrat, 2 bin havai fişek, 10 makara kablo, 11 adet 12 volt akü, 20 mutfak tüpü, 3 sanayi tipi tüp ile 3 el dürbünü, bir optik gece görüş gözlüğü, 2 gece görüş dürbünü, ana telsiz istasyonu, 2 el telsizi, bir video kamera, 2 ses kayıt cihazı, databank, 4 dağcı çantası, bir kelepçe, 250 litre motorin, 170 litre benzin ve muhtelif örgütsel doküman ile bol miktarda muhtelif yaşam malzemesi." Operasyonda, teröristlerce askeri birliklerin geçiş güzergahına döşenen bombalı tuzaklar temizlenerek ilerleniyor. Bu çerçevede, Ağrı Dağı Güngören Mahallesi istikametine giden yolda güvenlik güçlerinin geçişini engellemek için 400 metre kabloya bağlı ve büyük bir tüple tuzaklanmış el yapımı patlayıcı düzeneği etkisiz hale getirildi. Hava Kuvvetleri ve taarruz helikopterleri tarafından Ağrı Dağı bölgesindeki bölücü terör örgütüne ait sığınaklar, silah mevzileri ve sözde "şehitlik" olarak adlandırılan mezarlık bölgesinde, terör örgütünü sembolize eden yapılar, mezarlıklara dokunulmadan ateş altına alınarak imha edildi. - Sur'da sokağa çıkma yasağı Diyarbakır'ın Sur ilçesinin sur içindeki bölgede kalan mahallelerde sokağa çıkma yasağı kararı alındı. Valilikten yapılan açıklamada, ilçede meydana gelen terör olayları nedeniyle, halkın can ve mal güvenliğinin sağlanması amacıyla, İl İdaresi Kanunu gereğince bugün saat 05.00'ten geçerli olmak üzere sur içinde kalan Abdaldede, Alipaşa, Cami Kebir, Cami Nebi, Cevatpaşa, Dabanoğlu, Fatihpaşa, Hasırlı, İskenderpaşa, Melikahmet, Ziya Gökalp, Lalebey, Süleyman Nazif, Savaş ve Cemal Yılmaz mahallelerinde ikinci bir duyuruya kadar sokağa çıkma yasağı ilan edildiği bildirildi. Açıklamada, vatandaşların söz konusu yasağa uymalarının kendi can ve mal güvenlikleri bakımından önemli olduğu belirtilerek, yasağın süresinin ayrıca duyurulacağı kaydedildi. - Silvan'da sokağa çıkma yasağı Diyarbakır'ın Silvan ilçesinde sokağa çıkma yasağı ilan edildi. İlçede meydana gelen terör olayları nedeniyle, halkın can ve mal güvenliğinin sağlanması amacıyla, İl İdaresi Kanunu gereğince ikinci bir duyuruya kadar ilçe genelinde sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Polis araçlarından yapılan anonslarda, vatandaşın güvenliği için ilçe genelinde alınan sokağa çıkma yasağı kararına uyulması istendi. |
| Gerçekte Çiftçi Destekleniyor mu? Posted: 13 Sep 2015 11:47 AM PDT Türkiye Amerika'dan soya, dane mısır, Sudan, Ukrayna veya Rusya'dan buğday, Pakistan'dan, Hindistan'dan, Türk Cumhuriyetleri'nden pamuk ithal ediyor.!Bu ithalatlar çok büyük ölçeklerde yapılıyor. Mesela soya ve dane mısırda yıllık ithalat milyon tonları buluyour. Türkiye 2012 yılında Amerika'dan en çok canlı hayvan, Fransa'dan kesilmiş et ithal eden ülke oldu. Sevindirilen çiftçileri adına Amerikan Hükümeti düşünemese de Fransız Hükümeti Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker'e en büyük ödülleri olan Şövalye'lik Nişanı'nı Fransız Devlet töreni ile verdi. Tüm bunlara rağmen 2007 yılından bu yana Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı sayın Mehdi Eker, bakanlığını tam bir propaganda bakanlığına dönüştürmüş olduğundan kamuoyunda '' çifti destekleniyor '' algısı yaratmıştı. Sayın Mehdi Eker, Hitlerin propaganda bakanına doğrusu taş çıkartırdı. 2008 yılında hayvancılığı çökerttiğinden 2010 yılında sıfır gümrükle yaptırdığı canlı hayvan, et ithalatı karşısında '' yerli çiftçilerimizle yabancı çiftçileri rekabete açtık '' diyordu. Yemi, mazotu pahalı alan yerli çiftçi ile yemi, mazotu ucuz alan yabancı ülke çiftçilerini yarıştırıyoruz anlamına geliyordu söyledikleri. Yani engelli ile engelsiz aynı parkurda yarışa sokulmuştu. Çiftçiye mazot, ürün, gübre, hayvan başına destek, organik tarım destekleri yılda bir kez veriliyor. Bu destekler ayrı ayrı olarak Resmi Gazete de yayınlandığında tüm medyada yer alıyor. Sonra destekler muhtarlıkarda itiraz için askıya çıktığında yine tüm medyada yer alıyor. Sayalım, etti bir. Desteklerin ödeneceği zaman belli olduğunda da; şu destek filan tarihte ödenecek şeklinde yine medya da yayınlanıyor, etti iki. Bir süre sonra '' şu destek parası çiftçilerin hesabına yattı '' haberleri yer alıyor. Etti üç. Çiftçinin birlikler aracılığı ile verilen destekler var; hayvan başına destekler, çiğ süt litre başına destekler. Bunlarda farklı bir şekilde basında yer alıyor, etti dört. Şimdi yazımda yukardan aşağıya sayacak olursak destekleme haberleri basında yılda 4-5 kez yer alıyor sanılır. Hayır öyle değil, her ürün grubunu 4-5 ile çarparsanız 25- 30 sayısı karşımıza çıkar. Buna göre ortalama her iki haftada bir Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın '' çiftçiyi destekleme '' haberleri basında yer alıyor. Hal böyle olunca çiftçi olmayan insanlarda '' çiftçi destekleniyor '' algısı oluşuyor. Bu yazımızda mazotu ele alalım Mazotun pahalı olması nelere yol açıyor. Mazotun pahalı olması sadece matematiksek olarak ürün maliyetini etkilemiyor, toprağın yapısını da etkiliyor. Ürünün mantar vb. hastalıklara direncini zayıflatıyor. Yağışın az olduğu zamanlarda toprak suyu depolayamıyor, yağışın fazla olduğu zamanlarda tarla yüzeyinden akıntı toprağın yüzeydeki organik hasılayı suni veya doğal drenaj kanallarına götürüyor ve tarla çoraklaşıyor.Tarlalar kayalaşıyor. Mazotun pahalı olması ile bunların ilişkisi mi? Mazot pahalı olunca çiftçi tarlasını yeterince işlemiyor. Mesela kazık köklü bitkilerde çok mazot harcayan pulluk ile işlemek gerekirken, patlatma veya diskaro hatta koble ile tarlayı işliyor. Çiftçi üç- dört yıl üst üste mazotu en az harcanan buğday tarımına rağbet ediyor. Böylece pahalı mazot çiftçiye üründe her yıl münavebeyi terk ettiriyor. Çiftçiye anızı yakma deniyor. İkinci ürün ekilen yerlerde istisnasız her tarladaki anızlar yakılıyor. Yılda tek veya iki ürün ekilen yerlerde anız yakılmasına mazotun pahalılığı neden oluyor. Çiftçi traktörüne bağlayacağı özel aleti ile ciddi miktarda mazot harcayarak anızı parçalayacağı, tarlasına organik madde kazandıracağı yerde anızı yakıyor.! Mazot pahalı olduğundan sulanamayan arazilerde çiftçi ikinci ürün ekmiyor. Riske girmiyor. Çiftçi pahalı mazotta destekleniyor mu? Destekleniyor, desteklenmesine de, peki ucuz mazot elde eden yabancı çiftçiler kadar mı? Buna evet diyebilmek mümkün değil.! Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın 2014 yılı dekar başına mazot desteğine göz atalım: "Peyzaj ve Süs Bitkileri, Özel Çayır, Mera ve Orman Emvali Alanları"için; -Mazot Desteği dekar başına 3.1 TL, "Hububat, Yem Bitkileri, Baklagiller, Yumru Bitkiler, Sebze, Meyve Alanları" için; -Mazot Desteği dekar başına 4,6 TL, "Yağlı Tohumlu Bitkileri ve Endüstri Bitkileri Alanları" için; -Mazot Desteği dekar başına 7.5 TL, Mazotu ucuz satın alan Amerikan çiftçisi dekar başına pamukta 30 litre, buğdayda 15 litre, soya ve mısırda 22 litre mazot tüketiyor. Türkiye'nin traktör parkının ABD'ye göre daha eski olması nedeniyle ülkemiz için bunu pamukta 30 litre , buğday da 16 litre, soya ve mısırda 24 litre tüketildiğini kabul edelim. Türk çiftçisi pamukta mazota 120 TL ödüyor, devletten 7,5 TL alıyor, buğday da 64 TL ödüyor, devletten 4,6 TL alıyor, soya ve mısırda 96 TL ödüyor, devletten 7,5 Tl alıyor. Yukarda mazotun pompa satış fiyatını 4 TL/litre olarak kabul ettik. Buna göre çiftçi PAMUKTA mazotun litresini 120-7,5= 112,5/30 = 3,75 TL den, aynı yöntemle hesaplarsak BUĞDAYDA 3,71 TL'den, SOYA ve MISIRDA 3,68 TL' den satın almış oluyor Üstelik aradaki komik fark çiftçi mazotu sarf ettikten en az dokuz ay sonra ödeniyor. Buna destek denir mi? Denemez! Ama, gel gör ki ''çiftçi destekleniyor '' sanılıyor. 13 yıl önce Türkiye tarımda kendi kendine yeterli bir ülke iken şimdi tarımda da ithalatçı ülke haline getirildi. Beyler, tarım gıdamızı üretiyor. Gıda politikaları petrol-enerji politikalarından daha da önemlidir. Çapar Kanat https://twitter.com/caparkanat |
| CHP’nin Dinsizlik Algısı Üzerine… Posted: 13 Sep 2015 11:45 AM PDT Genel seçimler öncesi Cumhuriyet Halk Partisi din ve inanç konusunda sorgulanır. Bu sorgulama cumhuriyetin ilk yıllarından başlayarak –Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası, Serbest Cumhuriyet Fırkası- kurulan sağ partilerin özel ilgi alanı olmuştur. 1950 Yılında iktidara gelen Demokrat Parti ve sonrası kurulan sağ partiler ise CHP'nin inançsız/dinsiz parti olduğu algısı oluşumunu düzenli hale getirerek, seçmenlerden kolay oy almanın yolu olarak görmüş ve bu söylemi siyasi ranta dönüştürmüşlerdir. Son olarak Cumhurbaşkanının CHP'nin genel başkanına "ben Kur'an ile büyüdüm, Kur'an ile yaşıyorum. Onu sen kendine söyle. Kendi şahsında Kuran'ın yerinin ne olduğu malum" diyerek algının ulaştığı derinliği ortaya koydu. Anadolu'da CHP'nin "dinsiz, inançsız" parti olduğu söylemi yaygındır. Buna karşı CHP'nin yöneticileri/takipçileri de "inançlı, dini bütün" olduklarını anlatmak zorunda kalır. Bunun değişik nedenleri var. Öncelikli neden partinin, ülkenin kuruluş döneminde moderniteyi, laikliği savunması ve dinsel doğmalara karşı aydınlanma savaşımının öncüsü olmasıdır. Diğer nedense CHP takipçilerinin aldıkları eğitim, yaşam biçimi olarak dincilerden uzak olmaları, dini ritüellere etkin katılmamaları; kökten dinci guruplarla özlemlerinin, hedeflerinin, öfkelerinin örtüşmemesidir. Kökten dinciler aydınlanma savaşında yenilmiş; kamusal alandan geriletilmiş, rant alanları daraltılmış ve yurttaşların zihinleri dinsel doğmaların işgalinden kurtarılmıştır. Yenilgi kökten dincilerde kin/öfkeyi getirdi. Sorumlu gördükleri CHP'ne karşı nefret söylemleri geliştirdiler. Oluşturdukları sivil ağlarla Kuran'ı yakıyorlar, ayaklarının altına alıp çiğniyorlar, camileri ahıra çevirdiler, Kur'an kurslarını engelliyorlar, İslam düşmanı vb. söylemlerle mütedeyyin Müslümanlar kışkırtıldı. Anadolu halkının zihinlerinde CHP'nin "dinsiz, inançsız" parti algısının oluşmasına sağladılar. Çok partili yaşamın başlaması ile sağ partilerin tarikat/cemaatlerden oy istemesi siyasallaşmalarının önünü açtı. Cumhuriyet karşıtlıklarını CHP'nin "dinsiz, inançsız" parti olması üzerinden sürdürüyorlar. CHP yöneticileri "dinsiz, inançsız" parti algısını değiştirmek için çaba harcadılar. Özellikle son on yılda partinin kurucu söylemlerini çağdaş değerlerle zenginleştirmek yerine kökten dincilerle uzlaşı arayışına girdiler. Uzlaşı adına kökten dincilerin istemlerinin gerçekleşmesine katkı koydu ya da sessiz kaldı. Değişik dönemlerde partide dinci söylemlerin öne çıkarılması, kara çarşaflılara parti rozeti takılması, parti yönetim kademelerine dincilerin alınması, okulların imam hatiplere çevrilmesine ve türban serbestliğine sesiz kalınması… Mütedeyyin Müslümanların sıradan, kabul edilebilir isteklerinin karşılanması ile birlikteliğin kurulacağı/sağlanabileceği düşünüldü. Oysa kökten dincilerin birliktelik anlayışı uzlaşmacılığı değil, teslim almayı kapsadığını göremediler. Çağdaş yaşamı, laikliği savunan CHP'nin kökten dincilerle uzlaşı arayışlarına girmesi öngörüsüzlüğünün sonucudur. CHP'nin yapması gereken kuruluş dönemi söylemlerine geri dönmesi ve çağdaş değerlerle zenginleştirmesidir. Eğer devrimci bir anlayışla emek savunuculuğu, hukukun üstünlüğü, insan hakları, kadın/erkek eşitliği, demokrasiyi, çevrenin korunması vb. konuları öne çıkartamazsa, ortaçağ söylemi olan "dinsiz, inançsız" parti suçlaması ile karşı karşıya kalmaya devam eder. İrfan O. Hatipoğlu Denizli Yerel Alternatif Politikalar Platformu Başkanı |
| Gezi Direnişi'nde polis dikkatsiz ve özensiz davrandı Posted: 13 Sep 2015 06:37 AM PDT İstanbul'daki Gezi Direnişi'nde polisin dikkatsiz ve özensiz davranarak vatandaşı mağdur ettiğine kanaat getiren mahkeme, polisin tazminat ödemesine hükmetti. Gezi Parkı Direnişi sırasında Emniyet Müdürlüğü görevlilerinin yoğun gaz, aşırı ve orantısız güç kullandığını, bu durumun çevrede korku ve travma ortamı oluşturduğunu ve bu nedenle müşterilerinin rezervasyonlarını iptal ettirdiğini belirten bir apart işletmecisi, mahkemeye başvurarak tazminat talebinde bulundu. Emniyet yetkilileri ise yaptığı savunmada ilgili kanunların verdiği yetkiyle müdahale ettiklerini söyleyerek davanın reddini istedi. TALEP KISMEN KABUL EDİLDİ İstanbul 5. idare Mahkemesi Hakimliği'nce görülen davada mahkeme, "Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 125/son hükmünde; idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlü olduğu; 2577 sayılı Kanun'un 2/1-b maddesinde ise, idarenin hukuka aykırı eylem ve işlemlerinden dolayı oluşan zararlardan dolayı idare aleyhine zararın tazmini için tam yargı davası açılabileceği, düzenlenmiştir" diyerek tazminat talebini kısmen kabul etti. Verilen kararda Emniyet'in sorumluluğuna vurgu yapılarak, idare hizmetinin kötü işlemesi durumunda hizmet kusuru işlemiş sayılacağı, bu nedenle doğabilecek zararların tazmin sorumluluğunun üstlenilmesi gerekeceği belirtildi. Kararda şu ifadelere yer verildi: "Öte yandan hizmet kusuru sadece idarenin aktif bir kamu hizmetini yerine getirirken üzerine düşeni yapması değil, aynı zamanda meydana gelen toplumsal olaylarda, gösterilerde ve güvenlik amacıyla idarece alınan önlemlerde vatandaşı koruma görev ve sorumluluğu mevcut olup bu sorumluluğun gereği gibi yerine getirilmemesi de hizmet kusurunu oluşturur, idare güvenlik ile ilgili kamu hizmetini yerine getirirken üçüncü kişilere veya bu hizmete muhatap olmuş kişiye verdiği zararı ödemekle mükelleftir." 8 BİN 911 LİRA ZARAR VAR Davacının kiralık-apart daire olarak işlettiği işyerinin, olayların çıktığı 2013 Temmuz ayında, bir önceki yıla göre kazancında 8 bin 911 TL düşüş olduğu belirtilen kararda, bu düşüşün sebebinden polisler sorumlu tutuldu ve "müşterilerin rezervasyonlarını iptal etmeleri veya o dönemdeki olumsuzluklardan uzak durmak istemelerinden kaynaklandığı, oluşan durumdan ise davalı idarenin hizmeti yerine getirirken gerekli dikkat ve özeni göstermemesinden kaynaklandığı düşünülmektedir." denildi. Davacının maddi tazminat istemini kısmen kabul eden mahkeme, kabul edilen 8.911,14 TL tutarındaki tazminatın davalı idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine hükmetti. |
| Posted: 13 Sep 2015 06:36 AM PDT Muğla'da PKK'lı militanların da giydiği yerel kıyafetlerle sosyal medya hesabından poz verip, "bu kıyafetleri giymek bile onurdur" yazılı mesaj paylaşan İbrahim Çay önce saldırıya uğramış ardından zorla Atatürk büstü öptürülmüştü. Çay, yaşadıklarını Evrensel gazetesine anlattı. Yaşadıklarından dolayı jandarmayı sorumlu tutan Çay, "beni jandarma, büstün önünden aldı ve Fethiye Devlet Hastanesi'ne götürdü. Hastanede doktorundan hemşiresine kadar herkes bana hakaret etti. Bir an kime güveneceğimi şaşırdım" dedi. İşte Evrensel'de çıkan o röportaj: Kendinizden bahseder misiniz? 1975 doğumluyum. 8 yıldır Muğla'nın Fethiye ilçesi Kumluova Mahallesi'nde seracılık yapıyordum. 2 dönümü kendi mülkümdü. Bazen başka arazi de kiralıyordum. Seracılık yapıyor, domates yetişiyordum. 3 çocuğum ve eşimle birlikte yaşıyordum. LİNÇTEN ÖNCE KARAKOL KOMUTANI ARADI Peki size yapılan linç saldırısı nasıl gelişti? Temmuz ayında Tarsus'a geldim. Yöresel kıyafetimi giydim, fotoğraf çektirdim ve Facebook'tan paylaşmıştım. Tarsus'ta biraz kaldıktan sonra tekrar Kumluova'ya döndüm. Dağlıca'da yaşanan saldırının ardından Muğla'ya hayatını kaybeden askerin cenazesi gelecekti. Olay günü beni birçok esnafa sivil vatandaşlar sormuş. Bir esnaf beni aradı, 'seni soruyorlar' dedi. Ben de, neden acaba, diye düşünürken, Kumluova Karakol Komutanı beni arayarak, nerede olduğumu sordu, ben de evimde olduğumu söyledim. 'Evde bekle, seni alacağım, bir şey görüşmemiz lazım' dedi. Karakol komutanının aramasının ardından 15 dakika geçtikten sonra 2 araba, 4 motosiklet evimin kapısının önünde durdu. Olayı anladım. Hemen seraya doğru kaçtım, çünkü çocuklarımın yanında bir şey yaşansın istemiyordum. Neden seraya kaçtınız? Başka bir şey için gelmiş olacakları düşüncesi aklınıza gelmedi mi? Batı'da Kürt olmak bunu gerektirir. Hele ki asker cenazesi varsa, her şeyi düşünmeniz lazım. Neyse, ben meseleyi anladım ve hemen seraların arasına doğru gittim. Sonra arkamdan bağırdılar, 'Terörist kaçıyor' diye. Arkamı döndüm kişilerin hepsini tanıyorum, kapı komşum hepsi. Sonra beni seraların içinde dövdüler. Kendimden geçmiştim, beni arabaya koydular, ayaklarıyla kafama bastılar. 'Seni öldüreceğiz', 'Kumluova'nın ortasında seni asacağız' dediler ve beni Kumluova'nın merkezine getirdiler. Orada neler yaşandı, hatırlıyor musunuz? Orada ne kadar halk varsa hepsi bana saldırdı. Merkez olduğu için vatandaşlar vardı. Sanırım 60-70 kişi beni orada dövdüler. Daha sonra beni 4 kişi tutarak Atatürk büstüne zorla çıkardılar. Çenem yarıldı. Dünyada ne kadar küfür varsa hepsini ettiler bana. Gözümü açtığımda jandarma beni aldı. Burada dikkat çekmek istediğim bir şey var ama jandarma beni ilk aradığında, evde bekle, geliyoruz seni almaya, demişti. İlk aramasından yaklaşık 1 saat sonra geldi ve beni büstün önünden aldı. Bu çok önemli bakın. Neden önemli? Ben jandarmanın işin içinde olduğunu düşünüyorum şu an. Neden beni aradı, kimden duydu beni linç edeceklerini? Bir de neden evde bekle dedi de, 1 saat sonra gelebildi yanıma? Bakın bunlar çok önemli. CAN GÜVENLİĞİM YOKTU PEKİ, sonra neler yaşandı? Beni jandarma, büstün önünden aldı ve Fethiye Devlet Hastanesi'ne götürdü. Hastanede doktorundan hemşiresine kadar herkes bana hakaret etti. Bir an kime güveneceğimi şaşırdım. Bu esnada hastanenin dışında da astsubayın söylediğine göre 300 kişilik bir grup toplanmıştı yine beni linç etmek için. Sesler bana da geliyordu. Hastanede benim ısrarlarımdan sonra sadece çeneme 4 dikiş attılar. Ve doktorlar ısrarla, 'teröriste bakmak istemiyoruz, bunu alın' diye jandarmaya söyleniyorlardı. Sonra beni jandarma hastanede çevik kuvvete teslim etti. Çevik kuvvet ise beni Seydikemer Jandarma Karakoluna götürdü. Bu defa da yüzlerce kişi karakolun önünde toplanmıştı. Karakolda astsubay benim ifademi almaya başladı. Sonra birden bana, 'Bizim can güvenliğimiz yok, seni göndermek zorundayım' dedi. Ben de gitmek istemediğimi söyledim. Can güvenliğim yoktu çünkü. Karakolun önünde insanlar birikmişti. Ben o esnada kardeşimin Tarsus'tan gelmesini bekliyorum. Kardeşim gelip beni arabayla alacak ve beni kaçıracaklardı. Bütün bunları düşünürken astsubay sürekli, 'Seni göndermek zorundayız' diyordu bana. Ben de çıkmamakta ısrarcı oldum. Sabah oldu, ben bir arkadaşımı aradım, 'Bizim eve git, eşimi ve çocuklarımı alıp Seydikemer Karakoluna getir' dedim. Arkadaşım ailemi getirdi. Bu esnada kardeşimin de karakola 40 kilometre mesafesi kalmıştı. Arkadaşım karakoldan beni alarak kardeşime doğru götürmeye başladı. Arkadaşım yolda beni kardeşime teslim etti. Ve Tarsus'a, anne babamın evine döndük. Şimdiki planın ne, nerede, nasıl yaşayacaksın? Bundan sonra geri dönmeyeceğim. Nasıl dönerim bir daha ben? Bundan sonra burada yaşayacağım. Dünyam altüst oldu. Bir insanın gururuyla, şerefiyle oynamak kolay mı? |
| Bizim sefaletle boğuşan insanlarımız var Posted: 13 Sep 2015 05:33 AM PDT Bülent Ersoy, Türkiye'deki mülteciler konusunda çok konuşulacak açıklamalar yaptı. Hürriyet gazetesinin haberine göre, ülkemizde yaşayan mülteciler hakkında konuşan Bülent Ersoy "Onlara yardım ediyor musunuz?" sorusuna "Hayır" yanıtını verdi. Cansız bedeni Bodrum sahiline vuran Aylan bebekten habersiz olduğunu belirten Ersoy "Yurt dışındaydım. Ah yavrum ah. Ben onların gelmeleri taraftarı değilim" dedi ve sözlerine şöyle devam etti: "Sözlerim yanlış anlaşılırsa anlaşılsın. Bizim aç insanlarımız var, sefaletle boğuşan insanlarımız var. Bunlar tabii ki hassas konular. Benim kanım, canım, vatandaşlarım dururken zannetmiyorum ki oraya yardım edeyim. İsteyen kızsın, isteyen söylensin ama benim görüşüm bu." |
| Bölücü Terör Örgütü çocuklara yönelecek kadar alçalmıştır Posted: 13 Sep 2015 05:01 AM PDT Mardin'in Kızıltepe İlçesi'nde PKK'nin gençlik yapılanması YDG-H üyelerinin, bir evine damına bıraktığı poşet içerisindeki bombaları kurcalayan ve meydana gelen patlama sonucu yaralanan 2 çocuktan biri olan Tahsin Uray, tedavi gördüğü hastanede öldü. Kızıltepe İlçesi'nde bir evin damına PKK'nin gençlik yapılanması YDG-H'liler tarafından Cizre olaylarını protesto etmek için düzenleyecekleri yasa dışı gösterilerde kullanmak üzere Koçhisar Mahallesi'ndeki bir evin damına, içinde el yapımı bombalar bulunan poşet bırakıldı. Poşet içinde ne olduğunu merak ederek kurcalayan 9 yaşındaki Tahsin Uray ile aynı yaştaki Ramazan Ş., bombaların infilak etmesi sonucu yaralandı. Çağırılan ambulanslarla Kızıltepe Devlet Hastanesine kaldırılan yaralı çocuklardan Tahsin Uray, ameliyatın ardından sevk edildiği Diyarbakır'da bugün sabah saatlerinde hayatını yaşamını yitirdi. Valilik açıklaması Mardin Valiliği'nden sabah gelen açıklama şu şekilde: 'İlimiz Kızıltepe İlçesi Koçhisar Mahallesi'nde 12 Eylül 2015 Cumartesi günü saat 11.25 sıralarında pet şişe içerisinde bulunan patlayıcının çocukların elinde infilak etmesi sonucu 2 çocuk yaralanmıştır. Yaralı çocukların tedavilerine Kızıltepe Devlet Hastanesi'nde devam edilmektedir. Kızıltepe'de yaşayan vatandaşlarımızın sağduyulu ve provokasyonlara karşı dikkatli yaklaşımları karşısında çaresiz kalan Bölücü Terör Örgütü çocuklara yönelecek kadar alçalmıştır. Ancak halkımızın basiretli ve sağduyulu yaklaşımı ile devletimizin gücü terör tehdidini en kısa sürede bertaraf edecektir. Kamuoyuna saygı ile duyurulur.' |
| Posted: 13 Sep 2015 04:59 AM PDT Telekom'un Cumhuriyet.com.tr'ye girişleri engellemesinin ardından, TTNET, Uydunet, PTT Cell'den Cumhuriyet Gazetesi'nin internet sitesine erişim sansürü geldi. Teknik servis, incelemelerinde cumhuriyet.com.tr'ye girmek isteyenlerin bu siteye gelmeden engellendiklerini tespit ettiğini söyledi. Kullanıcılar cumhuriyet.com.tr'nin serverlarına ulaşamadan engelleniyor. Telekom ve TTNET, cumhuriyet.com.tr'ye erişim hakkını engelleyerek büyük suç işliyor. İstanbul ve Türkiye'nin birçok ilinde Uydunet kullanıcısı olan Cumhuriyet okurları gazeteyi arayarak ve elektronik posta ile cumhuriyet'in internet sitesine giremediklerini söyledi. ŞİKAYET EDİN Cumhuriyet erişimi ile ilgili olarak bazı bölgelerde belirli anlarda yaşanan sıkıntılarla ilgili olarak network ekibinin yaptığı incelemede sistemlerimizle ilgili bir sıkıntı gözlemlenmemiştir. Cumhuriyet serverları ve bu serverların internet bağlantılarında bir problem yoktur. Burada yaşanacak bir sistem hatası veya erişim engeli tüm Türkiye'nin ve yurtdışının Cumhuriyet.com.tr'ye erişememesi anlamına gelecektir. Yaşanan sıkıntılar, kullanıcıların kendi cihazlarından (bilgisayar, telefon) yaptıkları cumhuriyet.com.tr istekleri bizim sunucularımıza ulaşamamasından kaynaklıdır. Bunun nedenleri sıralanacak olursa; 1) Cihazın internete erişemiyor olması. 2) Cihazla ilgili veya kullanılan tarayıcıyla ilgili veya tarayıcıdaki bir eklenti nedeniyle Cumhuriyet.com.tr'nin açılamaması. 3) Kullanıcının bedelini ödediği internet hizmetini cumhuriyet.com.tr için alamaması. 1. madde ile ilgili kullanıcının problemi yoktur, çünkü kullanıcı diğer internet sitelerine erişebilmektedir. 2. madde ile ilgili kullanıcının problemi yoktur, çünkü aynı cihaz ve tarayıcı ile Cumhuriyet'in ana IP'si (213.143.255.186) açılmazken diğer IP'si (213.143.255.189) sorunsuz açılabilmektedir ve site görüntülenebilmektedir. 3. madde ile ilgili sorun yaşanmaktadır. Sorun TTNET, Pttcel gibi bir internet sağlayıcısı tarafından cumhuriyet.com.tr engellemesi ile ortaya çıkmakta, veya bu internet sağlayıcılarına da altyapı hizmeti sağlayan Telekom'un cumhuriyet.com.tr engellemesi ile ortaya çıkmaktadır. Problem yaşayan kullanıcıların, internet sağlayıcısı ya da telefon şirketlerine parasını ödediği hizmeti alamadığına dair şikayette bulunmasını rica ederiz. Siteye giremediklerini bildiren okurlar erişim engelleme önleyici programlar (VPN) ile siteye girmeyi denediklerinde ise başarılı oluyorlar. 'BİZ GİREBİLİYORUZ' Uydunet yetkilileriyle yaptığımız görüşmede, böyle bir sorun olup olmadığı araştırdıklarını ve sonuç olarak böyle bir engelleme olmadıklarını söyleyediler. Herhangi bir mahkeme kararı olmadan engelleme yapamayacaklarını belirten Uydunet yetkilileri, kendilerinin Cumhuriyet.com.tr 'ye giriş yapabildiklerini ifade etti. Google Chrome kullananlar, "zenmate for google chromeTM" eklentisi ile yasakları aşabilir. MOBİL'DE YASAKLARI AŞMAK İÇİN YAPILACAKLAR Akıllı telefon ve tabletlerde mobil olarak Twitter'a girebilmek için Google Play ya da Apple Store'dan "Hotspot Shield" ya da "onavo protect" programını indirmelisiniz. Bilgisayarda DNS değiştirmelerde kullanılabilecek numaralar şöyle: Google DNS 8.8.8.8 8.8.4.4 Norton DNS 198.153.192.1 198.153.194.1 Uydunet DNS 62.248.80.161 62.248.80.162 |
| Diyarbakır ve Şırnak'ta 3 polis şehit Posted: 13 Sep 2015 04:49 AM PDT Şırnak'ta PKK'lilerin polis kontrol noktasına bomba yüklü araçla düzenlediği saldırıda 2 polis şehit oldu, 5 polis yaralandı. Diyarbakır'da ise hendek kapatmaya giden polislere roketatar ve otomatik silahlarla düzenlenen saldırıda 1 polis şehit oldu, 1 polis ve 1 sivil yaralandı. Şırnak'ta PKK'liler polis kontrol noktasın bomba yüklü araçla düzenlediği saldırıda 2 polis memuru şehit olurken, 5 polis de yaralandı. Saldırı 23'üncü Jandarma Sınır Tümen Komutanlığı girişindeki polis kontrol noktasında bugün saat 05.45 sıralarında meydana geldi. PKK'liler polis kontrol noktasına getirdikleri bomba yüklü aracı infilak ettirdi. Şiddetli patlamada araç paramparça olurken, ilk belirlemelere göre 2 polis şehit oldu, 5 polis de yaralandı. Yaralılar bölgeye giden ambulanslarla Şırnak Devlet Hastanesi'ne kaldırılarak tedavi altına alındı. Saldırının ardından dağlık alana kaçan PKK'lıların bulunduğu alanlara önce 23'üncü Jandarma Sınır Tümen Komutanlığı'ndan havan topları atıldı. Ardından kalkan Kobra helikopterlerle PKK'liler yoğun ateş altına alındı. Operasyonda ilk belirlemelere göre 2 PKK'li öldürüldü. PKK'lilerin kaçtığı bölgeye 3 Sikorsky helikopterle özel eğitimli komandolar indirilirken, karadan da polis özel harekat timleri sevk edildi. Bölgede zaman zaman PKK'lilerle çatışmalar sürüyor. SİLVAN'DA 1 POLİS ŞEHİT Diyarbakır'ın Silvan İlçesi'nde sokaklara kazılan hendekleri kapatmaya giden polis ekiplerine bir grup PKK'li tarafından roketatar ve otomatik silahlarla saldırı düzenledi. Saldırıda 1 polis şehit oldu, 1 polis ve 1 sivil yaralandı. Silvan İlçesi'nde PKK'nin gençlik yapılanması YDG-H üyelerinin sokaklara kazdıkları hendekleri kapatmak için İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne ait ekipleri, bu sabaha karşı çalışma başlattı. Zırhlı araçlar ve kepçe ile Mescit Mahallesi'ne giden polis ekiplerine PKK'liler roketatar ve otomatik silahlarla saldırıda bulundu. Atılan roketatarın isabet ettiği kepçe alev alırken, içinde bulunan 1 polis memuru şehit oldu, 1 polis de yaralandı. Saldırının ardından Mescit, Konak ve Tekel Mahallelerinde sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Polislerin anında karşılık vermesiyle güvenlik güçleriyle PKK'liler arasında çatışma çıktı. Çatışma sırasında patlama sesi üzerine evinin bolkonuna çıkan 35 yaşındaki Hüseyin Yıldız yaralandı. Yaralı polis memuru ve evinde yaralanan Hüseyin Yıldız Diyarbakır'daki hastanelere sevk edilerek tedavi altına alındı. |
| Mücadelesiz ve eziyetsiz hiçbir zafere ulaşamadık Posted: 13 Sep 2015 04:42 AM PDT MHP lideri Devlet Bahçeli gündeme ilişkin Twitter'da önemli açıklamalarda bulundu Bahçeli'nin öne çıkan sözleri: "Merhum Peyami Safa'nın sözleriyle ifade edersek, mücadelesiz ve eziyetsiz hiçbir zafere ulaşamadık. Yenilgilerden doğduk, an be an büyüdük. Dağ zirveleri karlı, uçurumlarla çevrilidir. Doruğa çıkmanın bir bedeli, yükseklerde kanat çırpmanın bir sorumluluğu vardır. Kutlu ülküler meşakkatlidir. Millet olma hali de böyledir ve kaynağı kurumayacak bir şelaledir. Bu şelale kurursa ceremesini hepimiz çekeriz. Tezatların maskarası, tertiplerin soytarısı, şüphelerin cümle kapısı olmayan herkes, sahip olduğu vatan ve milletin değerini bilecektir. Birbirimizi terk edemeyiz, çünkü yollarımızı ayırmak için birleştirmedik. Etnik kimliklere dağılamayız, çünkü millet hukukunda buluştuk. Öfkelerin önüne vicdan dalgakıranlarını çıkarmalıyız. Nefretlerin yoluna fedakarlık ve hürmetle karılan Türk asırlarını koymalıyız. Hiçbir kötürüm ihtiyaç, hiçbir zorba zaruret, hiçbir zapt edilemez arzu, hiçbir tuzak ve tahrik millet duvarını aşıp aramızı bozamayacaktır. Türkiye Zincirlikuyu Mezarlığı'na dönmeyecek; Suriye, Libya, Irak, Ukrayna, Mısır, Tunus olmayacaktır. Çağın vebası etnik ve mezhep kutuplaşmasıdır. Çağın salgını sanal sorunlarla millet varlığının çözülmesini amaçlayan vahşi operasyonlardır. Bodrum'da kıyıya vuran minik bir bedene hepimiz yandık. Duran insanlık saatini tekrar çalıştıran medeniyet değil, küçücük cansız bedendi. Masumiyet özlemi çeken günahkarların edepli duruşu taklittir. Hiçbir taklit de aslını geçememiştir. Sözüm tüm Türk vatandaşlarınadır. Sanal korkulukları yıkmanın vaktidir. Sabır ve asaletimizi koruyarak birliğimizi müdafaanın zamanıdır. Bakın 12 Eylül'den 35 yıl geçti. Geriye koca bir hiç kalsa da yaşanan trajedi ve çileler Yusuf yüzlülerin ruhunda hala için için kanamaktadır. Yakında bugünlerden de eser kalmayacak, ama geriye en azından yaşayacağımız bir vatan, mensup olduğumuz millet kalırsa her zorluğu geçeriz. Bilmekiçin bilgi kafi değildir. Yürekte hissetmek, gönülde özümsemek, kalben ve zihnen anlamak lazımdır. Bilelim ki, biz Türk milletiyiz." |
| You are subscribed to email updates from Sözcü Haber. To stop receiving these emails, you may unsubscribe now. | Email delivery powered by Google |
| Google Inc., 1600 Amphitheatre Parkway, Mountain View, CA 94043, United States | |
































Hiç yorum yok:
Yorum Gönder