Sözcü Haber |
- Uluslararası örgütler Türkiye'deki basın özgürlüğüne yönelik endişelerini paylaştı
- Erdoğan'ın kavga arayışı başarılı oldu
- PKK'lı terörist HDP için dağdan indi
- 1 Kasım 2015 seçim sonuçları
- Okul önlerinde bekleyen plakasız araçlara ceza
- ‘10 Adımda Nasıl Kanser olunur?’
- Türkiye’yi bölme, Cumhuriyeti yıkma planının gerçekleşme olasılığı yoktur
- Şu TRT’yi alın bakalım
- 31 sandıkta usulsüzlük yapıldığı gerekçesiyle soruşturma
- Cemaat üniversitelerinin kapatılması kolaylaşıyor
- "Himmet Kasası"ndan Yemlenenler
| Uluslararası örgütler Türkiye'deki basın özgürlüğüne yönelik endişelerini paylaştı Posted: 01 Nov 2015 05:00 PM PST Dünyaca ünlü 50 gazeteci ile bazı uluslararası örgütler, Türkiye'de basın özgürlüğüne yönelik endişelerini iletmek için Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'a açık mektup gönderdi. Öte yandan Türkiye ve dünyadan 30'dan fazla insan hakları, medya ve siyasal düşünce kuruluşu, ülkede internet sansürünün durdurulması çağrısı yaptı. 120 ülkede faaliyet gösteren ve 36 bin yayıncıyı temsil eden Dünya Gazeteler ve Haber Yayımcıları Birliği (WAN-IFRA), Dünya Editörler Forumu (WEF), Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI) ve Uluslararası Yazarlar Birliği (PEN) öncülüğünde hazırlanan mektupta "Türkiye'de giderek kötüleşen basın özgürlüğüne ilişkin derin endişeden" söz ediliyor. Mektupta Erdoğan'a "Türk vatandaşı ya da uluslararası basın mensuplarının korunması ve engel olmaksızın işlerini yapabilmeleri için nüfuzunu kullanma" çağrısı yapılıyor. Mektuba imza atan ünlü gazeteciler arasında New York Times Genel Yayın Yönetmeni Dean Baquet, Washington Post Genel Yayın Yönetmeni Martin Baron, La Stampa Genel Yayın Yönetmeni Mario Calabresi, La Repubblica Genel Yayın Yönetmeni Ezio Mauro, El Pais Genel Yayın Yönetmeni Antonio Cano, Buzzfeed İngiltere Genel Yayın Yönetmeni Janine Gibson, ARD Genel Yayın Yönetmeni Thomas Baumann, Süddeutsche Zeitung Eş Genel Yayın Yönetmeni Wolfgang Krach, Welt Genel Yayın Yönetmeni Jan-Eric Peters, ZDF Genel Yayın Yönetmeni Yardımcısı Elmar Thevessen, VG Genel Yayın Yönetmeni Torry Pedersen, VICE Media kurucusu Shane Smith ve AFP Küresel Haber Müdürü Michele Leridon da bulunuyor. Türkiye'de son dönemde yaşanan bazı olaylara yer veren mektupta (İngilizce), Hürriyet gazetesi binasına ve yazar Ahmet Hakan'a yapılan fiziksel saldırılar, Koza İpek Grubu medya kuruluşlarına el konulması, Vice News için çalışan gazeteci Muhammed İsmail Resul'un hala hapiste olması, gazetecilere yönelik tutuklama ve davalar örnek gösteriliyor. Mektupta "Bu gözdağı ikliminde gazetecileri, işlerini yapmalarını sağlayan gerekli korumadan mahrum eden ve onları fiziksel zarar ve zorbalığa açık bırakan cezasızlık kültüründe endişe verici bir artış var" deniyor. Hükümetin gazetecilere saldırıları kınama konusunda tereddüt ettiği, hatta bazen kusurlu olduğu ifade edilen mektupta bu durumun "ürkütücü" olduğu söyleniyor. Mektupta 1 Kasım seçimleri öncesinde "Türk hükümetinin gazetecileri koruma konusundaki başarısızlığının ülkenin uluslararası itibarını ve demokrasisini zedelediği" görüşü yer alıyor. Öte yandan aralarında İnsan Hakları İzleme Örgütü, Ankara Barosu Bilişim Hukukçuları, Alternatif Bilişim Derneği, Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ), European Digital Rights Initiative, Elektrik Mühendisleri Odası, Kaos GL, Korsan Parti Türkiye, Punto 24 Bağımsız Gazetecilik Platformu, Tüm Internet Derneği'nin de bulunduğu 30'un üstünde kuruluş 1 Kasım seçimleri öncesi internet sansürünün kaldırılması çağrısında bulundu. Türkiye Başbakanlığı'na mektup gönderen bu kuruluşlar, 2013 yılından bu yana internet üzerindeki içeriklere erişimin yasaklanması ya da içeriklerin kaldırılması taleplerinde ciddi oranda bir artış olduğunu ifade ettiler. Mart 2015'te düzenlenen internet yasasının hem Anayasayı hem de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi hükümlerini ihlal ettiğini belirtilen mektupta, Ekim 2015 itibariyle engellenen web sitesi sayısının 100 bini aştığı vurgulandı. Mektupta yetkililerden bağımsız medya kuruluşlarının web sitelerine uygulanan erişim engellerinin durdurulması, interneti engelleme talimatları verilmemesi ve çevrimiçi iletişim ağlarının özgür ve açık bırakılması çağrısı yapılıyor. |
| Erdoğan'ın kavga arayışı başarılı oldu Posted: 01 Nov 2015 03:30 PM PST Türkiye genel seçimine geniş yer ayıran Hollanda basını, Türkiye'deki parlamento seçiminin sonuçlarını 'sürpriz' olarak değerlendirdi. Hollanda Televizyonu NOS, Erdoğan'ın şiddetli biçimde kavga arayışının başarıya ulaştığı yorumunu yaptı. NOS, "Muhalefete göre, Türkiye'nin diktatörlüğe bir adım daha yaklaştığını" duyurdu. Canlı bağlantılarla Türkiye'deki durumu aktaran NOS, AKP'nin resmi olmayan sonuçlara göre parlamentoda salt çoğunluğu elde ettiğini duyurdu. Diyarbakır'daki Kürt seçmenin "hile yapıldığı gerekçesiyle" sonuçları protesto ettiği aktarıldı. Seçim öncesi yapılan anketlerin daha farklı bir tablo ortaya koyduğunu vurgulayan Hollanda Televizyonu, "Erdoğan'ın kazançlı çıkması tam bir sürpriz" ifadesini kullandı. NOS'un yorumunda, "Muhalefet, Erdoğan'ı kıskaca aldığını ve yavaş yavaş yumuşatacağını düşünüyordu. Ancak bu sonuçlara göre artık muhalefet Türkiye'nin diktatörlüğe bir adım daha yaklaştığını söyleyecektir" dendi. "Seçmenler AKP'yi huzursuzluğa tercih etti" Hollanda Televizyonu'na göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "şiddetli biçimde kavga arayışı" işe yaradı; AKP, Kürt bölgelerinde bile daha çok oy aldı. NOS, birçok insanın geçtiğimiz aylarda yaşanan huzursuzluk yerine AKP iktidarını tercih ettiği yorumuna yer verdi. Hollanda Haber Ajansı ANP'ye göre, anketler 2002'den bu yana AKP'yi el üstünde taşıyan seçmenin artık bıktığını gösteriyordu. Bunun nedeni de Kürtlerle çatışmalar, Suriye'deki iç savaş ve IŞİD'in saldırılarına yönelik tepkiydi. Ajans'a göre, seçim sonuçları, Erdoğan'ın popülaritesinin hafif sarsıntılara dayanabileceğini ortaya koydu. ANP 'tek başına iktidarı elde etse de AKP'nin Erdoğan'a başkanlık yolunu açacak anayasa değişikliği için yeterli sayıya ulaşamadığının' altını çizdi. NRC gazetesi de son dönemde yaşanan IŞİD ve PKK saldırılarının AKP'yi yeniden popüler hale getirdiği yorumuna yer verdi. NRC, artan şiddetin yanı sıra düşüşteki demokrasinin ekonomiyi etkilediğini, Türk parasının değer kaybettiğini, yatırımcıların tedirgin olduğunu ve işsizliğin arttığını anımsattı. Volkskrant gazetesi de seçim sonucunu "sansasyonel" olarak değerlendirdi. Erdoğan'ın 7 Haziran sonrası yeniden seçim ısrarının kendi lehine olduğunu belirtti. Gazete 'yorumcuların yüzde 90'ının böyle bir sonuç beklemediğini' vurguladı. |
| PKK'lı terörist HDP için dağdan indi Posted: 01 Nov 2015 02:00 PM PST HDP'nin seçim çalışmaları için Kahramanmaraş'a geldiği bildirilen PKK'nın Hakkari Balkayalar sorumlusu "Arin" kod adlı Gülistan S, parti seçim aracında yakalandı. Ekipler Kahramanmaraş-Gaziantep karayolunda bir otomobili durdurdu. HDP'ye ait seçim aracı olduğu tespit edilen otomobilde kimlik kontrolü yapan ekipler, "Arin" kod adlı Gülistan S'yi gözaltına aldı. Sağlık kontrolünden geçirilen Gülistan S. emniyetteki işlemlerin ardından sevk edildiği mahkemece tutuklandı. Emniyet kaynakları, bir hafta önce Kahramanmaraş'a gelen Gülistan S'nin, HDP'nin Pazarcık, Nurhak ve Ekinözü bölgelerinde seçim çalışmalarına katıldığı, "terör örgütünün istediği partiye oy verme konusunda ikna olmayan" aileleri tehdit ettiği bilgisini verdi. |
| Posted: 01 Nov 2015 01:35 PM PST Milletvekili genel seçiminde oy verme süresi tüm yurtta sona erdi ve sonuçlar gelmeye başladı Milletvekili genel seçiminde oy verme süresi tüm yurtta sona erdi ve sonuçlar tamamına yakını açıklandı. Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Başkanı Sadi Güven, resmi olmayan sonuçlara göre 4 partinin yüzde 10 barajını geçtiğini, kesin sonuçların ise 11-12 gün içinde açıklanacağını belirtti. Doğudaki 32 ilde 07.00'de başlayan oy verme işlemi 16.00'da sona ererken, diğer illerde ise saat 08.00'de başlayan oy verme işlemi 17.00 itibarıyla tamamlandı. Seçmenler, Türkiye genelinde kurulan 175 bin 6 sandıkta oy kullandı. İŞTE ANADOLU AJANSI VE CİHAN HABER AJANSI'NA GÖRE TÜRKİYE GENELİNDE İLK SONUÇLAR AA: Açılan Sandık Oranı: % 99.18 AKP: 49.38 CHP: 25.41 MHP: 11.94 HDP: 10.69 CHA: Açılan Sandık Oranı: % 96.53 AKP: 49.09 CHP: 25.79 MHP: 12.12 HDP: 10.48 YSK BAŞKANI'NIN SEÇİM AÇIKLAMASI YSK Başkanı Sadi Güven, 26. Dönem Milletvekili seçimlerinin resmi olmayan sonuçlarının netleşmesinin ardından basın toplantısı düzenledi. Yüzde 10 seçim barajını aşan 4 parti olduğunu bunların da AK Parti, CHP, MHP ve HDP olduğunu kaydeden Güven, "Kesin seçim sonuçları itiraz süreleri dikkate alındığında 11-12 gün sonra açıklanacaktır. Sandık sonuç tutanaklarının taranıp, sisteme alınması nedeniyle SEÇSİS'de vatandaş portalı bu akşam geçici olarak önceki seçimlerde olduğu gibi kapatılmış olup, işlem tamamlandığında yeniden hizmet vermeye başlayacaktır. Siyasi partilerin bilişim uzmanları SEÇSİS sistemi üzerinden verileri takip etmektedir. Sandık ölçekli seçim sonuçları talep eden siyasi partiler ile sorunsuz olarak paylaşılmakta ve paylaşım sorunsuz olarak devam etmektedir" dedi. Güven, konuşmasının sonunda seçimlerde görev alanlara teşekkür etti. AKP'NİN VEKİL SAYISI NE ANLAMA GELİYOR Seçimden AKP tek başına iktidar çıktı, ancak anayasa değişikliği için gerekli olan milletvekili sayısına ulaşamadı. Sandıkların tamamına yakını açıldı. Resmi olmayan sonuçlara göre AKP'nin milletvekili sayısı 316. Bu sonuçlara göre AKP tek başına iktidar için gerekli olan 276 sayısının üzerinde oy aldı. ANAYASANIN DEĞİŞTİRİLMESİ Anayasada değişiklik tekliflerinin birinci ve ikinci görüşmelerinde, maddelerin kabulü ile ikinci görüşmenin sonunda tümünün kabulü üye tamsayısının beşte üç çoğunluğunun gizli oyu ile mümkün. ANAYASANIN DEĞİŞTİRİLMESİ 184 MİLLETVEKİLİNİN İMZASIYLA TEKLİF EDİLEBİLİR Anayasanın değiştirilmesi en az TBMM üye tamsayısının üçte biri olan 184 milletvekilinin imzasıyla teklif edilebiliyor. DEĞİŞİKLİK TEKLİFİNİN KABULÜ 330 ÇOĞUNLUĞUNUN GİZLİ OYUYLA MÜMKÜN Anayasanın değiştirilmesi hakkındaki teklifler Genel Kurul'da iki defa görüşülür. Değişiklik teklifinin kabulü TBMM üye tamsayısının en az beşte üç (330) çoğunluğunun gizli oyuyla mümkün. Cumhurbaşkanı Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunları, bir daha görüşülmek üzere TBMM'ye geri gönderebilir. TBMM, geri gönderilen kanunu, üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu (367) ile aynen kabul ederse Cumhurbaşkanı bu kanunu halkoyuna sunabilir. Meclis tarafından üye tamsayısının beşte üçü (330) ile veya üçte ikisinden (367) az oyla kabul edilen Anayasa değişikliği hakkındaki kanun, Cumhurbaşkanı tarafından Meclis'e iade edilmediği takdirde halkoyuna sunulmak üzere Resmî Gazete'de yayımlanır. Doğrudan veya Cumhurbaşkanının iadesi üzerine, Meclis üye tamsayısının üçte iki (367) veya daha fazla çoğunluğu ile kabul edilen Anayasa değişikliğine ilişkin kanun veya gerekli görülen maddeleri Cumhurbaşkanı tarafından halkoyuna sunulabilir. Halkoylamasına sunulmayan anayasa değişikliğine ilişkin kanun veya ilgili maddeler Resmî Gazete'de yayımlanır. HANGİ İL KAÇ VEKİL ÇIKARACAK 1 Kasım seçiminde en fazla milletvekilini İstanbul çıkaracak. İstanbul 88, Ankara 32, İzmir 26 milletvekili çıkaracak. TBMM'ye 550 milletvekili girecek. Meclis'e en fazla milletvekilini İstanbul gönderecek. İstanbul 88, Ankara 32, İzmir 26 milletvekili çıkaracak. İllerin çıkaracağı milletvekili sayıları şöyle: Adana 14, Adıyaman 5, Afyonkarahisar 5, Ağrı 4, Amasya 3, Ankara 32, Antalya 14, Artvin 2, Aydın 7, Balıkesir 8, Bilecik 2, Bingöl 3, Bitlis 3, Bolu 3, Burdur 3, Bursa 18, Çanakkale 4, Çankırı 2, Çorum 4, Denizli 7, Diyarbakır 11, Edirne 3, Elazığ 4, Erzincan 2, Erzurum 6, Eskişehir 6, Gaziantep 12, Giresun 4, Gümüşhane 2, Hakkari 3, Hatay 10, Isparta 4, İstanbul 88, İzmir 26, Kars 3, Kastamonu 3, Kayseri 9, Kırklareli 3, Kırşehir 2, Kocaeli 11, Konya 14, Kütahya 4, Malatya 6, Manisa 9, Kahramanmaraş 8, Mardin 6, Muğla 6, Muş 3, Nevşehir 3, Niğde 3, Ordu 5, Rize 3, Sakarya 7, Samsun 9, Siirt 3, Sinop 2, Sivas 5, Tekirdağ 6, Tokat 5, Trabzon 6, Tunceli 2, Şanlıurfa 12, Uşak 3, Van 8, Yozgat 4, Zonguldak 5, Aksaray 3, Bayburt 2, Karaman 2, Kırıkkale 3, Batman 4, Şırnak 4, Bartın 2, Ardahan 2, Iğdır 2, Yalova 2, Karabük 2, Kilis 2, Osmaniye 4, Düzce 3. |
| Okul önlerinde bekleyen plakasız araçlara ceza Posted: 01 Nov 2015 01:00 PM PST İstanbul Valiliği, sosyal paylaşım siteleri ve basın yayın organlarında yer alan plakasız araçların okul önlerinde bulunduğuna ilişkin yapılan haberlerle ilgili yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: Bazı basın yayın organlarında ve sosyal medya hesaplarında ilimizde okul önlerinde plakasız araçların bulunduğuna dair bilgiler yer almaktadır. Valiliğimizce 1 Kasım 2015 Pazar günü saat 16:30 itibariyle; 6 ilçede toplam 6 plakasız araç tespit edilmiş olup, bu araçlar hakkında cezai işlemler uygulanmıştır. Tespit edilen plakasız araç sürücüleri ile ilgili olarak; 5 plakasız araç sürücüsünün oy kullanmaya gelen vatandaş olduğu, 1 plakasız araç sürücüsünün ise sandık kurulunda görevli bir öğretmen olduğu anlaşılmıştır. Konu önemine binaen ilgili kurumlarımız tarafından hassasiyet ile takip edilmektedir. Kamuoyunun bilgilerine sunulur. |
| ‘10 Adımda Nasıl Kanser olunur?’ Posted: 01 Nov 2015 12:00 PM PST Uzmanların açıkladığı son kanser istatistiklerine göre kanser tanılarında bir gerileme yaşandığı söylense de ülkemizde her yıl 175 bin kişiye kanser tanısı konuluyor. LÖSEV ise kansere yakalanma nedenlerini içeren bir araştırma yaptı. "Bana bir şey olmaz demeyin, bakın 10 adımda nasıl kanser olabilirsiniz?" diyen LÖSEV yetkilileri, çalışmaları Ispanak adı verdikleri dergide toplayarak kanser tanısı almış hastaları bilinçlendirmeyi amaçlıyor. TELEFON, TABLET,SİGARA... '10 Adımda Nasıl Kanser olunur?' çalışmasında kanser hastalığına neden olan faktörler şöyle sıralanıyor: Cep telefonu ve tablet kullanmak. Baz istasyonlarının yakınında yaşamak. Bilgisayarlı, GPS sistemli ve kablosuz internetli bir hayat kurmak. Boya ve kimyasal tatlandırıcılarla hazırlanmış yoğurtları ve gıdaları yemek. Sigara içmek ve sigara içilen ortamlarda bulunmak. Tarım ilacı adlı böcek öldürücü zehirlerle dolu meyve sebze ve kuruyemişleri yemek. Spor yapıp hareket etmek yerine bütün gün televizyonun karşısında ketçaplı, mayonezli cipsler yiyip, kolalı içecekler içmek. Sebze ve meyveleri mevsiminde tüketmek yerine bol tarım ilaçlı, hormonlu ve kimyasal koruyucu ile kaplanmış sera ürünlerini tercih etmek. Cam şişe ve cam kaplar yerine sıcaktan ve asitten eriyebilen, plastik şişe, bardak ve kaşıkları kullanmak. Zeytinyağı yerine margarin, taze sıkılmış portakal yerine gazlı içecekleri, annenizin ev yemekleri yerine hızlı kızarmış patates, çıtır tavuk ve hamburgerleri tercih etmek. KANSER KARANLIKTAN KORKUYOR Araştırmada dikkat çeken bir diğer tespit ise, kanserin oluşmasına engel olan Melatonin hormonu ile ilgili oldu. LÖSEV yetkilileri yayınladıkları dergide, "Geceleri ve karanlıkta uzun uyku sırasında salgılanan Melatonin isimli hormon, kanseri önleyicidir ve hücresel hasarın onarımında önemli rol oynar. Ayrıca bağışıklık sistemimizi destekleyici etkisi özellikle çocuklar üzerinde etkilidir. Aydınlık ortamda ve lamba ışığında uyuyan kişilerde Melatonin salınımı azalmaktadır. Bu sebeple gece karanlık ortamda uyunmalıdır" ifadeleri kullanıldı. LÖSEV Genel Koordinatörü Hülya Ünver yaptığı açıklamada, "Kanser olmak çağımızda maalesef bir hayli kolay. Biz tüm LÖSEV gönül dostlarına yayınladığımız dergiyi göndererek bir nebze olsun onları kansersiz bir yaşama davet ediyoruz. Aslında sürekli yaptığımız hatalardan vazgeçerek bu büyük acıdan uzaklaşabiliriz. Bu sebeple gelin siz de sadece 10 maddeden uzak durarak kansersiz bir yaşamın ilk adımlarını atın" dedi. |
| Türkiye’yi bölme, Cumhuriyeti yıkma planının gerçekleşme olasılığı yoktur Posted: 01 Nov 2015 11:00 AM PST Saltanatın kaldırılışının 93. yılında konuşan Türkiye Gençlik Birliği (TGB) Genel Başkanı Çağdaş Cengiz, saltanat heveslilerinin karşısında her zaman duracaklarını söyledi. Saltanatın kaldırılışının 93. yılında konuşan Türkiye Gençlik Birliği (TGB) Genel Başkanı Çağdaş Cengiz, saltanat heveslilerinin karşısında her zaman duracaklarını söyledi. TESUD Başkanı Erdoğan Karakuş ise bugün Atatürkçü düşünceye sahip olan ve emperyalizme karşı olan milyonlarca insanın olduğunu belirterek, "Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır" dedi. Türkiye saltanatın kaldırılışının 93. yılında seçime giderken kitle örgütleri Aydınlık'a açıklamalarda bulundular. TGB Genel Başkanı Çağdaş Cengiz, 1 Kasım saltanatın kaldırılmasının basit bir olay olmadığını belirterek, "Bu tarih, Atatürk'ün devrimci iradesini somut şekilde ifade ettiği tarihlerden birisidir. Mustafa Kemal, saltanat yanlılarına karşı millet egemenliğini burada ilan etmiştir. Biz de Türk gençliği olarak bunu ilan ediyoruz. Millet egemenliğine karşı olan emperyalistler ve onun yerli işbirlikçisi olan hükümetlere karşı her zaman mücadele edeceğiz" dedi. Tayyip Erdoğan ve AKP iktidarının istekleri ve amaçlarının Türk gençliğinin amaçlarıyla tamamen zıt olduğunu kaydeden Cengiz, "Türkiye'yi bölme, Cumhuriyeti yıkma planının gerçekleşme olasılığı yoktur. Biz üzerimize düşen vatansever ve devrimci olma görevini sonuna kadar yerine getireceğiz. Saltanat heveslileri Cumhuriyeti yıkmak amacıyla giriştikleri saldırıda Cumhuriyeti tasfiye ettiler. Ancak bu durum Türk gençliğinin yüreğindeki Cumhuriyet sevgisini ayaklandırdı. O ayaklanan Cumhuriyetçi ruh saltanat düşkünlerine dün nasıl hadlerini bildirdiyse bugün de bildirecektir" diye konuştu. TESUD (Türkiye Emekli Subaylar Derneği) Başkanı emekli Hava Korgeneral Erdoğan Karakuş, iktidar partisinin kafasında başkanlık gibi bazı düşünceler olduğunu bildirerek, "Daha önce başkanlık konusundaki söylemlerini herkes biliyor. 1 Kasım seçimleri çok önemli. Tarih anlamında bakacak olursak saltanatın kaldırıldığı tarih. Saltanatın tekrar gelmesi gibi bir durum söz konusu olamaz. Bugün Türkiye çok sıkıntılı bir dönemden geçiyor. Belki de en kötü günlerimizi yaşıyor olabiliriz. Son noktaya yaklaşmış durumdayız. Ancak bugün Atatürkçü düşünceye sahip olan ve emperyalizme karşı olan milyonlarca insan var. Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır. Atatürk'ün yolundan herhangi bir sapma olmayacaktır" ifadelerini kullandı. 'son çırpınışları' ADD (Atatürkçü Düşünce Derneği) Genel Başkanı Tansel Çölaşan ise saltanatın 93 yıl önce kaldırıldığını hatırlatarak, "Saltanat sevdalılarına sesleniyorum. Cumhuriyet saltanatı 93 yıl önce kaldırdı. Artık bir daha gelmeyecekler. Bugünkü saltanat sevdalılarının da bu son çırpınışları" şeklinde konuştu. |
| Posted: 01 Nov 2015 10:00 AM PST Bugün sadece ülkemizin 4 yıllık geleceğini belirleyen tarihi seçim günü değil aynı zamanda 1 Kasım 1922'de TBMM'de kabul edilen 'Saltanatın Kaldırılma Kanunu'nun 93. yıldönümü... Bugün sadece ülkemizin 4 yıllık geleceğini belirleyen tarihi seçim günü değil aynı zamanda 1 Kasım 1922'de TBMM'de kabul edilen 'Saltanatın Kaldırılma Kanunu'nun 93. yıldönümü... MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, seçim çalışmaları kapsamında Osmaniye'de Türkiye Harp Malûlü Gaziler, Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Osmaniye Şube'sini ziyaret etti. Ziyaretle ilgili değerlendirme yapacağı sırada önüne konulan TRT mikrofonunu görünce "Şu TRT'yi alın bakalım" diyerek tepki gösterdi. Bahçeli'nin ardından TRT'de yayınlanan 'Fetret' adlı belgesele tepki göstermek için açıklama yapan Grup Başkanvekili Oktay Vural da görüntü alan TRT ekibine tepki gösterdi. TRT'yi istemiyorum diyen Vural, "Buraya ne geliyorsunuz? Ne diye geliyorsunuz? Böyle bir rezalet olmaz. İstemiyorum TRT'yi. Genel başkanımızın istemediğini ben ne yapayım? Yeter artık be. Yeter artık. Bu talimatları veren, bunların yayınlanmamasını söyleyenler, er yada geç hesabını vereceklerdir. Onlar hakkında da bizi belgesel hazırlayacağız" dedi. |
| 31 sandıkta usulsüzlük yapıldığı gerekçesiyle soruşturma Posted: 01 Nov 2015 09:00 AM PST Ağrı'nın Patnos ilçesinde, 7 Haziran seçimlerinde 31 sandıkta usulsüzlük yapıldığı gerekçesiyle soruşturma başlatıldı. Vatandaşlardan gelen "Oy kullanmadığımız halde kullanmış gibi gözüküyoruz" yolundaki şikayetler üzerine HDP'ye yüzde 100 ya da yüzde 100'e yakın oy çıkan köylerde imza taraması başlatıldı. Seçmen kütüklerinde adı geçen köylülerden sağ ve sol elleriyle imzalar alınarak seçimlerdeki oy veren isimlerin karşılığındaki imzalarla karşılaştırıldı. Köylülere ayrıca seçim öncesinde herhangi bir tehdit ya da baskıyla karşılaşıp karşılaşmadıkları soruldu. Başka ilde çalışma, oturma ya da okula devam gibi çeşitli nedenlerden dolayı oy kullanamayanların yerine oy kullanıldığı ve sahte imza ile hile yapıldığının saptanması üzerine Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından bu sandıklarda usulsüzlük ve hile yapan 31 sandık başkanı ve görevlisi hakkında soruşturma başlatıldı. Soruşturmanın benzer sonuçlar veren diğer sandık bölgelerinde de derinleştirilerek devam edeceği ve diğer ilçelerde de aynı durumda olan sandıklarda görev yapan sandık başkan ve görevlileri hakkında soruşturma başlatılacağı öğrenildi. Ağrı'nın Doğubayazıt ilçesinde de benzer taramalar yapılmış ve 7 Haziran seçimlerinde 24 sandıkta usulsüzlük yapıldığı gerekçesiyle soruşturma başlatılmıştı. Alınan bilgilere göre, 7 Haziran seçimlerinde Türkiye genelinde oy kullanma oranı yüzde 84 iken, Ağrı'nın Doğubayazıt ilçesinde 24 sandıkta yüzde 100 oy kullanıldığı ve tamamının HDP'ye kullanıldığı tespit edilmiş, Doğubayazıt Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından bu sandıklarda usulsüzlük ve hile yapan 24 sandık başkanı ve görevlileri hakkında soruşturma başlatılmıştı. |
| Cemaat üniversitelerinin kapatılması kolaylaşıyor Posted: 01 Nov 2015 08:00 AM PST Hazırlanan yönetmelik taslağı doğrultusunda Yök'ün vakıf üniversiteleri üzerindeki denetim yetkisi ve yaptırımı artırılarak kapatmaya kadar götürülüyor Fethullah Gülen Cemaati'ne bağlı dershane ve medyanın ardından, Cemaat'in para kaynaklarından olan vakıf üniversitelerinin de kapatılmasının önü açılıyor. Yüksek Öğretim Kurumu'nun (YÖK) hazırladığı yönetmelik taslağına göre, "Vakıf üniversitelerinin ülkenin bölünmez bütünlüğüne yönelik eylemlerin odağı olması" kapatma gerekçesi olacak. Yönetmelikle, vakıf üniversitelerine mali kolaylık sağlanmasıyla ilgili düzenleme de tamamen kaldırılıyor. Yönetmelik değişikliği taslağı Fatih Üniversitesi, Mevlana Üniversitesi, İpek Üniversitesi, Süleyman Şah Üniversitesi, Melikşah Üniversitesi, Zirve Üniversitesi gibi Cemaat'e yakın üniversiteleri yakından ilgilendiriyor. "Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik Taslağı", YÖK'ün internet sitesinde askıya çıktı. YÖK, görüş ve önerilerin yönetmelikte değişiklik ve düzenleme yapılmadan önce 3 Kasım günü mesai bitimine kadar kurula gönderilmesini istedi. Yönetmelik taslağı, YÖK'ün vakıf üniversiteleri üzerindeki denetim yetkisi ve yaptırımlarını artırıyor. Yetkiyi üniversiteyi kapatmaya kadar götürüyor. Taslağa göre vakıf yükseköğretim kurumları akademik, idari, mali ve ekonomik konularda YÖK'ün gözetim ve denetimine tabi olacak. YÖK, vakıf üniversitelerinin hesap, işlem ve faaliyetleri ile mallarını hesap veya faaliyet dönemine bağlı olmaksızın, yıl içinde veya yıllar itibarıyla denetleyebileceği gibi akademik birim, program, proje ve konu bazında da denetleyebilecek. YÖK, vakıf üniversitesinden istenen bilgi ve belgelerin haklı bir sebep olmaksızın belirlenen sürede verilmemesi, mütevelli heyetinin mevzuata uygun olarak oluşturulmaması veya değişikliklerin zamanında bildirilmemesi, öğretim elemanı atama ve yükseltme işlemlerinin mevzuata uygun yapılmaması, vergi, sosyal güvenlik ve işsizlik primi gibi zorunlu ödemelerin yapılmaması veya aksatılması gibi durumlarda "uyarma ve düzeltme isteme" hakkına sahip olacak. YÖK, daha önce açılmasına izin verdiği ve ilk defa öğrenci alınacak programlara ilişkin talepleri bir yıl süre ile askıya alabilecek. Öğrenci kayıt kabulü, sınavlar, yurtiçi ve yurtdışı yatay geçiş, mezuniyet işlemlerinde usulsüzlük yapıldığının belirlenmesi, denetim sürecinde işbirliği yapılmaması gibi nedenlerle de üniversitelerin kontenjanları yüzde 40'a kadar düşürülebilecek veya öğrenci alımı tamamen durdurulabilecek. Defter ve kayıtların tahrif edilmesi, yok edilmesi veya gizlenmesi gibi hallerde, üniversitenin mali durumunun zayıf olduğunun Maliye Bakanlığı raporuyla belgelenmesi gibi hallerde ise vakıf üniversitesinin faaliyeti 1 ila 3 yıl durdurulabilecek. Böyle bir durumda YÖK, yönetimi aynı ildeki bir devlet üniversitesine verecek ve üniversite mütevelli heyeti başkanı, üyeleri ile rektörü veya müdürünün görevleri sona erecek. Hazırlanan yönetmelik taslağına göre vakıf üniversitelerinin kuruluş tarihinden itibaren üç yıl içinde eğitim öğretime başlamaması, eğitim-öğretim, yayın, danışmanlık, ticari ve diğer faaliyetleri ile bağışlardan elde ettiği geliri yükseköğretim kurumunun akademik faaliyetlerini, yatırım ve cari giderlerini finanse etmekte kullanmadığının tespit edilmesi durumunda faaliyeti duracak. Üniversitenin kurucu vakfı tarafından kuruluşta taahhüt edilen harcamaların yükseköğretim kurumu gelirlerinden karşılanması, alım satım ve ihalelerde vakıf yükseköğretim kurumunu zarara uğratıcı nitelikte usulsüzlük yapılması halinde de üniversite kapatılabilecek. Mevcut yönetmelikte "Eğitim-öğretimde devletin varlığı ve bağımsızlığı ve milletin ve ülkenin bütünlüğü ve bölünmezliği aleyhine faaliyette bulunulması, Atatürk ilkeleri ve inkılapları ile özellikle laiklikle bağdaşmayan bir tutumun tespit edilmesi ve/veya ırk, dil, din ayrımcılığı yapılması" şeklinde yer alan bölüm ise "ülkenin bölünmez bütünlüğüne karşı eylemlerin odağı haline gelmesi" olarak değiştirildi. |
| "Himmet Kasası"ndan Yemlenenler Posted: 01 Nov 2015 06:54 AM PST Ergenekon, Balyoz, Poyrazköy ve diğer kumpas ve tertipler… Yalnızca kimi TSK subaylarına, bazı gazeteci ve aydınlara karşı kurulmuş bir kumpas ve tertip değildir. Ergenekon, Balyoz, Poyrazköy ve diğerleri, Türk devrimine, Kemalist Cumhuriyete karşı düzenlenmiş örgütlü bir suikast eylemidir. Bir karşı devrim hareketidir. Peki, bu eylemi planlayan, düzenleyen ve gerçekleştiren hangi örgüttür? Bu davaların ünlü savcısı Zekeriya Öz'ü, yurtdışına kaçtıktan sonra kimlerin koruyup kolladığına bakarsanız Öz'ün izini sürerseniz örgütü bulmanız zor olmayacaktır.. Artık sokakta okuma yazmayı bilen kime sorarsanız sorun bu örgütün adını size söyleyecektir. Bu örgüt, Fethullah Gülen Cemaatidir. Yani, hakkında dava açılmış olan Fethullah Gülen Terör Örgütü (FETÖ). Bir soru daha soralım.. Türkiye Cumhuriyeti Yasalarına göre; Türk devrimine ve Cumhuriyete karşı suikast düzenlemek, tertip, kumpas kurmak "suç" oluşturur mu? 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 1. Maddesi bu sorumuza hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde yanıt veriyor. " Terör, "cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasî, hukukî, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü suç teşkil eden eylemlerdir." Peki, "silahsız terör örgütü" olur mu? Biliyorum kimileriniz "olmaz!" diyecektir. Ama yasalarımız, evrensel hukuk "olur" diyor TCK. 220. Madde Suç işlemek amacıyla örgüt kurmanın cezalarını sayıyor… (1) Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kuranlar veya yönetenler, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması halinde, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak, örgütün varlığı için üye sayısının en az üç kişi olması gerekir. (3) ÖRGÜTÜN SİLAHLI OLMASI HALİNDE, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza dörtte birinden yarısına kadar artırılır. Demek ki, TCK'ya göre "terör örgütü" silahlı veya silahsız olabiliyormuş. Şimdi gelelim "HİMMET KASASI"NDAN YEMLENEN Bay Emin Çölaşan'ın 29 Ekim 2015 günü SÖZCÜ gazetesindeki "Şimdi Cemaati Savunma Zamanı" başlıklı yazısına. Masonluğu tescilli Bay Çölaşan bu yazısında; "Şimdi piyasaya adına FETÖ dedikleri en son terör örgütünü sürdüler (Fethullahçı terör örgütü). Cemaati yok etmek amacıyla, durduk yerde, aslı astarı olmayan yeni bir dandik örgüt yarattılar. Hiç kimse bu sözde terör örgütünün hangi silahlı eylemi gerçekleştirdiğini bilmiyor! Devlet belgelerinde, savcılık iddianamelerinde ve mahkeme kararlarında böyle bir bilgi ve belge yer almıyor." Deveye sormuşlar "boynun neden eğri?" yanıtlamış "nerem doğru ki." Şimdi bu yazının neresi doğru? 1. Türk devrimine, Kemalist Cumhuriyete karşı "suikast" düzenleyen "FETÖ" yani "Fethullahçı Terör Örgütü", " yeni bir dandik örgüt" değil Kürt Said, diğer adıyla Said Nursi'nin iz sürücüsü olarak 40 yıldır var olan karşı devrimci bir örgütlenmedir… 2. Türk Hukukunun hiçbir yerinde "cemaat" örgütlenmesi yoktur. Nedir bu cemaat? Sendika mı, Dernek mi, Vakıf mı, siyasi parti mi? Hukukumuzda "cemaat" diye bir kavram yoktur. 3. Bay ÇÖLAŞAN; ".. Hiç kimse bu sözde terör örgütünün hangi silahlı eylemi gerçekleştirdiğini bilmiyor" diyor. Ancak 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu, TCK. 220. Madde "Silahsız Terör Örgütünü" tanımlıyor. 4. Türk devrimine, Kemalist Cumhuriyete karşı düzenlenmiş örgütlü bir suikast eylemi olan Ergenekon, Balyoz, Poyrazköy ve diğer tertipler sırasında İlhan Selçuk, Türkan Saylan, Uçkun Geray, Ali Tatar, Murat Özenalp, Kuddusi Okkır, Erhan Göksel, Engin Aydın, Kâşif Kozinoğlu ve onlarca insanın ölümlerinin, parçalanan, yok edilen ailelerin, eziyet ve işkence çekenlerin hesabı kimden sorulacak? 5.Bay ÇÖLAŞAN;" Bunlar olurken, ………..cemaat hep alkış tuttu ve AKP'ye destek verdi" diyor.. Yani yılanın başı FETÖ yalnızca "alkışlamış" . El insaf.. Bu kumpasın FETÖ-AKP tertibi olduğunu Mısır'da sağır sultan, ABD'de Obama duydu ama Bay Çölaşan duymamış! EMİN ÇÖLAŞAN TÜRK HALKINI HDP İLE TEHDİT EDİYOR.. Bay Çölaşan aynı yazısında yalnızca FETÖ'yü aklamakla kalmıyor. Aynı zamanda AKP'nin iktidardan gitmesi için HDP'nin desteklenmesini, HDP desteklenmezse "kanlı olaylar çıkar ve terör çok can alır" diyerek Türk halkını tehdit ediyor. "HDP silmece kazanırsa, gökten ilahlar bile inse AKP'yi kurtarmak mümkün olmaz. …….. (HDP yüzde 10'u geçemezse, korkarım ki başta Güneydoğu olmak üzere ülkenin pek çok yerinde kanlı olaylar çıkar ve terör çok canlar alır.)" Bay Çölaşan Örtülü (Zımnî) olarak PKK'nın kravatlı teröristlerinin, yani HDP'nin desteklenmesini aksi durumda kanlı olaylar çıkacağını, terörün çok canlar alacağını yazıp söylüyor.. Bay Çölaşan, mahkemelik olmuş bir terör örgütü olan FETÖ'nün yanında olmakla kalmıyor aynı zamanda hukukumuzun suç saydığı fiili canhıraş savunuyor… Bay Çölaşan PKK'nın kravatlı teröristlerine, PKK'nın siyasi yapılanmasına "tehditle" oy istiyor. Halkı tehditle bir partiye oy vermeye zorlamak yasalarımıza göre "suçtur". Bay Çölaşan bunların suç olduğunu biliyor mu? Elbette biliyor.. Sözde Atatürkçüler ve sözde ulusalcı aydınların hemen her gün yücelttiği, kahramanlaştırdığı Mason Emin Çölaşan'ın, bugün FETÖ'YU aklıyor olması ilk değildir.. Kemalistleri, solcu, devrimci aydınları gençleri , kısaca bir dönemin toplumsal muhalefetini işkenceyle, ölümle bertaraf eden 12 Eylül Faşist Cuntasını da aklamıştı Bay Çölaşan. Bay Çölaşan Milliyet gazetesinde 6 Aralık 1980'de başlayıp 10 Aralık 1980'de sona eren "Hapishanede Solcularla Sağcıları Barıştırıyorlar" adlı bir yazı dizisi hazırladı. Dizi yazıda anlatılan hapishane, 12 Eylülde işkenceleri ile ünlü "Mamak Cezaeviydi." Bu dizi yazıda; 12 Eylül Faşizmini ve Cuntasının neredeyse birer "barış meleği" olduğu yazılmıştı. Bay Çölaşan a göre "Devletin devlet olduğu zaman neler yapabileceğini Mamak cezaevinde yaşadık. Son yıllarda toplumumuzu içinden kemiren, kardeşleri birbirine düşüren terör olaylarının sanıkları ya da bu olaylara karıştıkları iddia edilenlerin büyük bölümü burada... (...) Yepyeni bir disiplin anlayışıyla, bizlerin aklının alamayacağı ya da düşünemeyeceği yeni uygulamalarla özellikle 12 Eylül'den sonra durum tümüyle değişmiş. Bu yeni düzende disiplinsizliğe, laçkalığa, kaytarmaya yer yok." "Tamam, lastik copları var ama kullanmıyorlar", "Disiplinsiz hareket eden ya da emirlere tam olarak uymayan kişilere havalandırma yasağı, görüşme günlerinin kısıtlanması, gece eğitimi gibi cezalar verildiğinde bu tür davranışlar büyük ölçüde azalmış." Filistin askısının adı olmuş "havalandırma yasağı" Falakanın adı "gece eğitimi" Filistin askısındayken cinsel organlardan verilen Elektriğin adı da "görüşme günlerinin kısaltılması" İşkenceciden "dürüst polis", Masonların borazancısından "kahraman gazeteci" 12 Eylül Cuntacılarının, FETÖ'nün savunucularından "demokrasi savaşçısı" çıkacağını uman sözde Atatürkçüleredir sözüm.. Tüm bunlara karşın; Mandacı ve Mason Tansel ÇÖLAŞAN'I Atatürkçü Düşünce Derneğinin Genel Başkanlığına yeniden ve yeniden seçmeyi sürdürün!! Yarın kalktığınızda ilk işiniz bir "SÖZCÜ" gazetesi almak olsun. Ve ilk önce Mason Çölaşan'ı okuyun.. Çölaşanları OKUYUN VE SEÇİN' ki, "HİMMET KASASI" kazansın. Türk halkı ve Kemalistler kaybetsin….. Mahmut Özyürek |
| You are subscribed to email updates from Sözcü Haber. To stop receiving these emails, you may unsubscribe now. | Email delivery powered by Google |
| Google Inc., 1600 Amphitheatre Parkway, Mountain View, CA 94043, United States | |














Hiç yorum yok:
Yorum Gönder